• BIST 101.892
  • Altın 190,254
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • Trabzon 20 °C

KÜLTÜREL HAFIZA, KENT, MEKÂN BELLEK

Prof. Kemal Üçüncü

Trabzon tarihsel dokusu, hafıza mekânları ve kültürel kimliği nobran ve duyarsız bir yığın kültürünün tasallutu ile büyük bir erozyonla tahrip edilmektedir. Bunu belli bir dönemle ve siyasal anlayışla sınırlandırmıyorum ana karakteristik budur. Kente hakim olan bütün siyasal anlayışlar beş aşağı beş yukarı bu çizgiyi sürdürdü.

Hiçbiri nitelikli bilimsel bilgiye, üniversal planlama ve anlayışa saygı duymadı. Hepsi sen, ben, bizim oğlan anlayışını sürdürdü. Sürdürdü de ne oldu? Nereye varıldı? Sizin oğlan fındıklığın dibine kadar ancak biliyor, dünya sizin fındıklığın dibi değil maalesef.

Gelinen yer ortadadır. Bilimsel bilgiye, kültüre, sanata ve ihtisasa saygı duymayan bir cemiyet ilkel bir cemiyettir hatta ona cemiyet değil cemaat, topluluk demek gerekir.

Sorarsanız ekipler hep milli muhafazacıdır, sert şiir okur, Abdulhamit Han'ı severler. Pek güzel! Ama yaşadıkları kentin en eski ve büyük tarihi hamamında Tursil satılmasında çelişki görmezler. Çünkü slogancı ekiplerin genel karakteristiği budur.!

Yelle gitsin, önü yok, arkası yok.

Özle değil görünüşle alakalıdırlar.

Bölgelerinin kültürel envanteri, bu kültürü sunacak müzeleri yoktur, [artık] onlarca bölge üniversitesi, yerel yönetim bundan hiç hicap etmezler. Kimse üstüne alınmaz zira. Söylediğinizle kalırsınız. Biz de tarihe yazıyoruz. Vicdani vazifemi yerine getiriyorum, bütün yetkilileri uyardım, yazdım söyledim. Yarın arşivi karıştıran bir kişi olan biteni görsün. Tarih beni de çökelekçi safına koymasın diye yazıyorum. Sel gider, kum kalır. Eserler ortada kalır.

"Çökelik, yeşil suğan var yen mi?" [ az kulturalı görünek be]

Fransız sosyolog Maurice Halbwachs 1920’lerde ilk kez “toplumsal bellek” kavramını kullanmıştır. “Halbwachs’ın tüm eserlerinde izlenen ana tez, belleğin sosyal koşullara bağlılığıdır. Halbwachs, belleği biyolojik açıdan, yani nöroloji ve beyin fizyolojisi açısından ele almaz, bunun yerine bireysel bir belleğin oluşması ve korunması için şart olan sosyal çevreyi koyar. Bu çerçevenin dışında toplumda yaşayan insanların hatıralarını sabitleştirecekleri ve yeniden bulabilecekleri bir başka bellek olamaz”

Hatırlama ve unutma toplumsal bellek tartışmalarında önemli olduğu için Halbawachs’ın hatırlama figürlerine değinmek gerekir. Halbwachs’a göre :

“Hatırlama figürleri belli bir mekânda cisimleştirilmek ve belli bir zamanda güncelleştirilmek isterler, yani coğrafi ya da tarihi anlamda olmasa da her zaman somut bir mekâna ve zaman dayanır.” [Jann Assmann, Kültürel Bellek, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2001, s. 25.]

Bu kentte yaşayan insanlar hatırlarını hangi mekanlara atıf yaparak hatırlayacaklar? Muhafazakârlık, muhafaza etmektir? Neyi muhafaza ediyorsunuz? Hanginiz mahallenize girdiğinizde yabancılık çekmiyorsunuz? Her 20 yılda bir, bir kentin yapı stoku sıfırlanır mı? Biz bu kadar mı çıldırdık? Bugünün en gözde mahalleleri 10 yıla kalmaz kentsel dönüşüme girmek durumunda.

"Penceresi cam cama" "1 trilyon" "hemi de filla" . Nuri Gantar nerdesin?. Kitsch abidesi estetik yoksunu bir kayalığa döndü kentimiz.

KARADENİZ BÖLGESİ VE KTÜ

Karadeniz bölgesinin ilk, Türkiye'nin kuruluş sırasına göre 3. üniversitesi Karadeniz Teknik Üniversitesidir. Türkiye'nin teknik adam eksiğinin giderilmesine önemli katkıları olmuş güzide bir öğretim kurumuydu. Seksenli yıllara kadar teknik eleman arayan firmaların ilanlarında İTÜ, ODTÜ ile beraber zikredilirdi ismi. Seksenli yıllardan sonra başlayan ekonomik siyasi gelişmeler süreci içerisinde KTÜ ne yazık ki kendi kulvarındaki üniversitelerle arası aleyhte olarak çok açıldı.

Gelinen nokta hiç de iç açıcı bir nokta değildir. Kişilerle işimiz yok. Olgular ve ilkeler üzerinden ülkemizin bu önemli sorununun çözümlenmesine bir pencere  açmak isteriz. 23 yıldır çalıştığım Karadeniz Teknik Üniversitesinin içinde bulunduğu durumdan üzüntü duymaktayım.

Kentin, bölgenin ve ülkenin sorunlarına çözüm üretecek, Avrasya, Kafkasya, Hazar, İran  dosyasını planlayacak, topluma perspektif çizecek noktadan ve projelerden çok uzaktadır. Sunduğu çözümler ve projeler çok azdır. Bu Karadeniz'deki bütün üniversitelerin ortak noktası. Çok uzun zamandır bu böyle. Biz tarihsel olaylar uzun periyodlarda değerlendirmenin anlamlı olduğuna inanırız. Bu metodolojiyi benimserim.

Kemal Gürüz'le başlayan Neoliberal Amerikancı anlayış İslamcı, Milliyetçi ve Liberal çizgilerde devam etti. Bu farklı anlayışların hepsi özünde Gürüz, çizgisinin bir yansımasıdır. Bu kadrolarla konuşurken Gürüz'ün anlam dünyası ile konuşursunuz, suretler farklıdır sadece. Bu arkadaşların büyük bir bölümü İngilizcenin çok önemli! olduğu gibi dahiyane tespitleri vardır. Vaktiyle yasaların aleyhine antetli kağıtların başlıklarının yarısının İngilizce yazıldığı dönemlerden geçtik. Tuğrabuzon basını bunları hep sert şekilde alkışladı.

Artık bütün illerde üniversiteler var, hâlâ doçentlik dil puanını sanki bir marifetmiş gibi yardımcı doçent atamalarında uygulayarak üniversitenin gelişimine öteden beri sekte vurulmaktadır. Hiçbir olumlu katkısı olmamıştır.

Bizimle emsal olacak Atatürk Üniversitesi ile mukayese ettiğimizde pek çok  parametrelerde geri olduğumuzu görüyoruz. Atatürk Üniversitesi bütün bölgesini besledikten sonra öğretim üyesi sayısı neredeyse bizim iki katımızdır.

Siyasetle kurdukları iletişim sayesinde açık öğretimden çok büyük kaynaklara ulaşıp seviye atladılar. Bizdeki iletişim şakalaşma seviyesinde kalıyor.

Kültür ve sanat faaliyetleri, kültürel yayınlar son derece sınırlıdır.

Dolmuş ve ulaşım sorunu öğrenciler için bir kâbus, köy minibüsü gibi orda bekliyor vatandaş, neyi? Niye bekler? Meçhul, gizemdir 24 yıldır anlamadım. Artık anlayacağım da yok. Yeni kurulanlar dahil hiçbir üniversitede böyle bir garabet yoktur. Trafik ve park sorunu tam bir keşmekeş.

Büyük üniversitelerinin vakıfları yardımıyla eğitimin her kademesinde (anaokulundan liseye kadar) yarattığı katma değer son derece dikkat çekicidir. Neden bunlardan ders alınmaz,  bilemeyiz…

YENİ ÜNİVERSİTE

Günümüzde üniversiteler lisansüstü eğitimleri ile hem kaynak üretiyor hem bilimsel bilgi üretiyorlar.

Trabzon'a yeni üniversite yapılsın esnaf para kazansın anlayışını telin ediyorum. 60 yıllık bir üniversite kentine bundan daha büyük bir bühtan olamaz. Bu çok basit ve sıradan bir anlayıştır.

Trabzon'a ikinci üniversite neden yapılacak? Nasıl bir üniversite olacak? Çuval dikme, Ünite köşesi bilimleri ile içi doldurulmamalıdır.

Bütün bunlar etüt edilmeden üniversitenin "Ü" süne yabancı insanların doğaçlamaları insanı gına getiriyor.

Trabzon'un ikinci üniversitesi arge yapan nitelikli bir sosyal bilimler üniversitesi olmalıdır. Lisans eğitimi olabildiğine sınırlı tutulmalıdır. İhtiyaç duyulan yeni alanlar öne çıkarılmalıdır. Disiplinlerarası yepyeni bölümler kurulmalıdır. Yeni bin yılda Avrasya yeniden ekonomik mücadelenin odak noktası olacaktır. Yeni üniversitenin misyonu bu olmalıdır.

Önderliği ciddi planlamalıdır. Eseri olmayan, cümlesi olmayan siyasi taklabazlar şimdiden kamayı biliyordur. Belli ki o misyonun ve çizginin dışında "Üniversitede" bile farklı görüş istenmiyor o zaman bari niteliğe odaklanılmasını tavsiye ederiz. Saf bir temenni olarak söyleyelim.

Bölgemizde sanırım (19 Mayıs hariç) hiçbir üniversite hayvancılık ve organik tarıma öncülük etmiyor. Oysa devasa bir potansiyel var, yaylalar boş, üniversite onca nüfusu ile sürekli tüketici bir kurum. Kültür balıkçılığı neden düşünülmez? Bir fındık ürünler araştırma ve uygulama merkezinde 5 tane Alman, İsviçreli üst düzey ustayla yeni ürünler geliştirilmez, nitelikli çikolata üretimi için eğitime öncülük edilmez. Büyük uluslararası şirketler sertifikasyon yapılarak belli başlı üretimler yapılması düşünülmez?

Yeni üniversitede bunlar gündeme alınmalı.

Garip , tuhaf isimler öneriliyor, Dumbakçi, Kamaci bir sürü isim dönüp duruyor, Kuymakçı da bir kenara not edilmeli.!!!

"Trabzon ismi neye yetmiyorsa! "Trabzon Üniversitesi" en büyük mutabakattır."

"Uzmanlık alanım değil ama canım çekti boş zamanımda bir ameliyat yapasım var, gazeteden kitaptan okuyup yaparım ne olacak."

Ne garip bu ülkede, bölgede ve en çok da bu kentte meseleler geniş bilimsel etütler, araştırmalar etrafında konuşulacak yerde "doğaçlama" ile konuşuluyor, herkes uzman. Tren, lojistik eko turizm nalına mıhına vuran ekiplerce döndürülüyor. Gelecekte bugünlerin arşivine bakanlar çok eğlenecekler, bu garanti.

Karadenizli her dalda uzmandır zaten. Bana da bir miktar sirayet etmiştir.

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.