• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Trabzon 23 °C

KURUMSALLAŞAMAMA (2)

Gürsel ÖZGÜR

Geçen yazımda askerlikle ilgili gözlemimi yazmıştım, şimdi de siyasi gözlemlerimi aktarmak istiyorum.

            Siyasete atıldığımda hemen tüzük, program ve yönetmelikleri okudum. Kurumsallaşma maalesef burada da yoktu. Çünkü kendi kuralını kendi çiğniyordu. Önümüzde genel seçim var.

           Aday adaylarının tanıtımı yönetmeliğinin bir maddesinde, ‘’aday adayları duvar ve el ilanları ile her türlü basılı, sesli veya görüntülü bantlarla propaganda yapamazlar’’ diye belirtiyor ve ‘’parti, aday adayları için meslek ve sanatları, yaşam öyküleri, çeşitli alanlardaki çalışma hizmetlerini, fotoğrafları ile birlikte derleyen tanıtıcı basılı malzeme hazırlayıp bastırabilir’’ şeklinde yazıyor.

           Madde çok mükemmel, yani tüm adaylara eşit mesafeli ve sosyal demokrat bir yaklaşım esas alınmış. Kurumsallaş ki; kuralların olduğuna insanlar inansın, kuralların çiğnenemeyeceğine, değiştirilemeyeceğine herkes inansın ve uygulamak zorunda kalsın. Çok söylenen, halk arasında “parası olmayan siyaset yapamaz” önyargısı işte yukarıda ifade ettiğim maddelerin uygulanmamasından kaynaklanmıştır. Düşük sosyoekonomik düzeyi olan vatandaş da milletvekili aday adayı olabilme hakkını kullanabilmelidir. İşte devrim budur, yazılı olan kuralları uygulatın, yönetim yetkisini kullanmalı ve tarihe not düşmelidir. Peki, kuralları uygulamayanlara yaptırım var mı? Veya kim kuralların uygulanıp uygulanmadığını kontrol ediyor. Yok.

CHP devrimci partiyse ki öyle, o zaman her yönü ile yeni işlere imza atarak insan odaklı ve sosyal adaletçi olduğunu her olayda hissettirmek zorundadır. Bu seçimde önseçim veya eğilim yoklamasına katılanlardan cüzi bir miktar, merkez yoklamasına katılanlardan yüklü bir miktar alınmalı idi. Böylece katılımın artması ile sinerji yaratılarak parti daha da ivme kazanacaktır. Alışılagelmiş statükocu davranıştan ziyade devrimci, toplumcu, sosyal olunduğunu göstermek için her fırsat değerlendirilmelidir.

            Bazı il örgütleri Ankara’da önseçim kararında ısrarcı olmak üzere mücadele ediyor. Parti Meclisi tüzüğe uygun hareket etmesine rağmen örgütün beklentisini karşılayamamıştır. Hâlbuki tüm geçmiş deneyimlerden faydalanarak tüzük ve yönetmelik yazılsa bunlar yaşanmazdı. Benim aklıma şöyle bir formül geldi: Aday belirlerken en son genel seçimde,

            1. Birden fazla MV. kazanılan yerlerde milletvekili sayısının yarısına kadar merkez yoklaması kullanma hakkı Parti Meclisine aittir. Örneğin; İzmir 1. Bölgede son genel seçimde kazanılan milletvekili sayısı 6. Bunun yarısı olan üçe kadar (3 dâhil) aday belirleme yetkisi Parti Meclisinde(bu hakkını kullanmayabilir de), diğer sıralar için önseçim,

2. Bir milletvekili kazanılan yerlerde Parti Meclisi merkez yoklaması ile 2.sıra için hakkını kullanabilir,1. ve diğer sıralar için önseçim,

3. Vekil kazanılamayan yerler için yetki Parti Meclisine aittir.

4. Eğilim Yoklaması ile aday yoklaması(delegelerin katılımı ile yapılan ) seçim, yöntem olarak kullanılmamalı ve gerekli düzeltme yapılmalıdır.

           Ayrıca; iki veya üç dönem aynı görevin yapılmaması için de gerekli düzenleme yapılmalıdır. Çünkü kimse vazgeçilmez değildir.

            Tüzükte hala adayların belirlenmesi için 3 yöntem varken hangisinin uygulanacağı her seçimde gizemini koruyor. Yukarıdaki maddeleri tüzüğüne yaz ki herkes yarışma koşullarını önceden bilsin ve her seçimde Parti Meclisi kararını beklemesin. Tüzükte ve Yönetmelikte boşluk bırakılmamalı ve uygulanamayan varsa da değiştirilmeli, kalem senin elinde tutan yok. Tüzük ve yönetmelik ciddiyetle yazılmalı, uygulanmalı, öğretilmeli ve uygulatılmalıdır.

Partinin yetkili kurulları günü kurtarma kaygısından uzak, ilke ve yazılı kayıtlarından güç alarak keyfiyeti ortadan kaldıracak düzenlemeleri yapmalıdır. Tüzüğü, yönetmeliği basit, anlaşılır, sade yaz ki kimse istediği gibi yorumlayamasın, sağından solundan çekip sulandırmasın.

Yöneticiler asker veya sivil fark etmiyor, Sorumluluklarını üstlenmeli ve yetkilerini kurallar çerçevesinde kullanmalıdırlar, kullanmazlarsa görevlerini yapmamış olurlar. Kurumsallaşmanın olmasıyla keyfiyet, hukuksuzluk, haksız rekabet önlenmiş, hak ve adalet inşa edilmiş olur. Aslında kurumsallaşma bireyin de hukukunu korur. Gerçi hukuku temsil eden tanrıça Themis, AKP iktidarı döneminde defalarca tecavüze uğramış olsa da hiçbir zaman değerini kaybetmeyecektir.

İzmir Narlıdere Belediye Başkanı(1977-1980 darbesine kadar) İhsan Erbakış bey ‘’Albayım uzun yazınca okunma oranı düşüyor, biraz kısaltırsan daha iyi olur’’ diye rica etti. Başkanımın uyarısını dikkate aldım.

Zirveleşen duygularla sizleri selamlıyorum. Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.