• BIST 104.179
  • Altın 162,779
  • Dolar 3,9156
  • Euro 4,6113
  • Trabzon 20 °C

KURUMSALLAŞAMAMA (3)

Gürsel ÖZGÜR

Daha önce askerin ve siyasetin kurumsallaşamaması hakkındaki görüşlerimi yazmıştım. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)’nin Narlıdere Şubesinin Genel Kurulundaki seçimini görünce Sivil Toplum Örgütlerinin(STK) kurumsallaşma konusunda çok daha zayıf oldukları kanaati ile üçüncü kurumsallaşamama konulu yazımı yazmak zorunda kaldım. Maalesef bu gidişle 4.5.6 diye gidecek gibi görünüyor.

Askerle ilgili yazınca bazı asker arkadaşlarım, siyasetle ilgili yazınca partiden bazı arkadaşlarımın sitemle söylediğini şimdi de ADD üyelerinden bazıları diyecek ’’kol kırılır yen içinde kalır.’’ Üzgünüm ama ders almamız için birilerinin kötü adam olma pahasına ‘’kral çıplak’’ demesi gerekmiyor mu? Kol kırılıp yen içinde kalınca da aynı yanlışlar devam edegeliyor ve düzeltme gereksinimi duyulmuyor. Onun için her yanlış olaydan sonra örtbas etmek ve unutmaktan ziyade ders almamız gerektiğine inanıyorum. Dernekçilik fedakârlık ister ve özveri ile yürütülür, bu anlamda ellerini taşın altına sokan insanlar mutlaka takdir edilmelidir. Manevi huzur bulmak için kendini yeterli görmek de çok önemlidir. Eğer bu iç huzur hissedilmezse insanın ruhunda derin yaralar açar ve tamiri zor hasar bırakır. Yardım derneklerini belki çok fazla vizyon sahibi olmadan yönetebilirsiniz ama ADD gibi dernek yöneticiliği bilgi birikimini gerektirir, vizyon sahibi olunmalıdır ve topluma örnek olacak davranışlar sergilemelidir. Bu vasıflar yöneticilerde yoksa dernek şubesi heyecanını yitirir, üye sayısı azalır ve kapanmaya kadar giden sonuçlar olabilir. Daha önce de örneklerden hareket ederek konuyu açıklamıştım, yine kolay anlaşılması bakımından aynı metodu kullanacağım. ADD Tüzüğünün 15.maddesi ‘’Toplantı Yöntemi ‘’ başlığı altında herkes tarafından anlaşılacak şekilde açık, anlaşılır ve basit yazılmış. Yapılması gereken şey çok basit, kuralı uygularsan sorun çıkmaz. Ancak Divan Kurulu Başkanının tecrübesizliği ve iyi niyeti maalesef istismar edilmiştir. Divan Kurulu Başkanı bir ara seçimi iptal etmiş, ancak sesini duyuramayınca seçim devam etmiştir, yani çok kararlı olamamıştır. Peki, sözde aynı amaca hizmet aşkıyla tutuşan tarafların paylaşamadığı nedir ve birbirlerine olan düşmanlıklarını güç savaşı olarak mı algılamalıyız? Ayrıca ‘’yasal çerçevesinde düşün savaşımı vermek’’ olarak ifade edilen amaç konusu da çok önemsenmelidir yani şiddet olmamalı konusunda bir uyarıdır bu, hele ki ADD çatısı altında, zinhar. Yaklaşık 60 kişi ile başlayan Genel Kurul seçim aşamasında toplu katılım ile 100’ü buldu. 2. Madde gereği katılımcı çizelgesini imzalayan delegeye ve üyelere tanıtma belgesi verilir kısmı atlandı. Soyadı çekilerek isimler tahtaya yazıldı ancak oy kullanılan yerden tahta görülemiyordu ve oy kullanma kabinine konan listede şu an seçimi kazananlar ön sıralarda diğerleri altlarda yer aldı. Esas vahim olan Tüzüğün B fıkrası 6. bendi gereği Divan Kurulu tarafından yeteri kadar sandık kurulu oluşturulur hükmü yerine getirilmediği gibi Divan Kurulunun aynı zamanda bu görevi de yapma telaşı içinde seçimin kontrolü tamamıyla kaybedilmiştir. Oy pusulaları ve zarflar toplu dağıtılarak isteyen istediği yerde sözde özgür iradesi(!) ile oy pusulasını doldurmuş ve sandığa atmıştır.                                    

Seçimde genel merkezden gözlemci olmaması da ayrı bir muammadır. Gözlemci yoksa noter olmalı, şaibeli her seçim Derneğin güvenirliği konusunda kan kaybettirir. Savaşta kazanmak için her yol mubahtır. Ancak savaşta olunmadığı gibi aynı gemide olunduğu da maalesef unutuluyor. Kazan da nasıl kazanırsan kazan, bu mudur strateji? Unutulmamalıdır ki bazen kazanırken de kaybedebilirsiniz. Bahane üretmek çok kolaydır. ‘’Efendim yaşlılar vardı, hastalar vardı, işi olanlar vardı.’’ Hemen ertesi gün yanı başında 4100 üyesi olan bir partinin 2600’ünün katıldığı önseçim vardı. Örnek bir şekilde tamamlandı ve hiç bu sorunlar olmadı.

Atatürk’ün örgüte verdiği önem anlaşılamamış demek ki. Mustafa Kemal’in görev ve sorumluluk bilincinde meşruluk önemli bir yer tutmaktadır. Atatürk milleti merkez alan anlayışı ile gücünü milletine dayandırmakla meşru ve demokratik olma özelliğini ve örnekliğini göstermiştir. Yapılacak işlerde milletin mutlak desteğini alarak sağladığı bu güven ve istikrarla hareket etmek prensibinden hiçbir zaman ayrılmamıştır. İşte bu noktadan bakınca, meşru olmak ve vicdanı rahat olmak konusunun çok önemli olduğu görülmektedir. Tabii o bakış açısı ile bakmayı başarabilirsen. At gözlüğü ile bakarsan o açıyı bulamazsın.                                                                         

Bazıları demokrasiyi yalnızca sandık ve oydan ibaret sanıyor. Oysaki demokrasi; bir kültürdür, oyuna sahip çıkmaktır, hak etmediğin şekilde seçilmemektir, hile yapmamaktır, farklı düşünene kaba kuvvet uygulamamaktır, dışarıdan müdahale olmamasıdır, bilinçli olmaktır, medeni ilişki kurabilmektir.  

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.