• BIST 91.630
  • Altın 189,750
  • Dolar 4,7897
  • Euro 5,5819
  • Trabzon 22 °C

KUTSAL YERLER SAVAŞ MEYDANI DEĞİL BARIŞ MEKANI OLMALI

Rasim EFENDİOĞLU

SEMAVİ DİNLER ORTADOĞU’YA İNDİ, ANCAK…

İlahi dinler toplumsal yaşamı düzenlemek amacı ile yaratan tarafından peygamberlere inmiştir. Kutsal kitaplar da insanların insan gibi yaşaması için kuralları belirler. Evet, kural bu da uygulama nedense çok farklı. Sanki tam tersi... Yaratan barışı emrettikçe insanlar daha çok savaştı, savaşıyor. Kudüs, Mekke, Medine… Kutsal beldeler. Peygamberlerin görev alanları… Ancak özellikle Ortadoğu, Kudüs yöresi hep savaş alanı. “Peygamberler görevlerini yapamadı” diyemeyiz, çünkü onları görevlendiren yaratan. Kitaplarda eksik ve hata olmaz çünkü yaratanın kitabı... Peki, hata nerede? İnsanın yapısı böyle, iyi ile kötü aynı bedende. Hangisi aktif duruma gelirse o baskılı olur. İnsan bencil bir varlık. Kendisini düşünür, çıkarını düşünür. Hele bu çıkarcılar güçlü de olursa, yönetici olursa, kitabı yanlış yorumlar ya da kendi kitabını kendi yazar ve dünya olur böyle.

Dinler, batıl dinler de dahil doğrudan savaşı emretmez, kavgayı emretmez de dinden yararlanmak isteyen, onu basamak yapmak isteyenler dini salt uyuşturmak ve aldatmak için kullanır. Kullandı ve hala kullanıyorlar. Evet, “DİN” bir afyondur diyemeyiz, biz samimi inananlar. Ancak dini inanarak bilmeyenler bu tabloya bakarak dinin afyon olduğunu savunabiliyor. Ne acıdır ki binlerce yıl çoğu kez bu amaçla kullanıldı ve hala kullanılıyor. İslamiyet’i kitabından öğrenen bir batılı “Ben eğer İslamiyet’i öğrenmek için İslam ülkelerini gezsem Müslüman olmazdım” diyor. İslam adına ve İslam ülkeleri adına çok acı bir gerçek.

 Ortadoğu’yu, Arap yarımadasını gezip gördüğünüz zaman o kutsal mekanlarda, yapılarda bir kutsiyet var. Ancak toplum yaşamı, ülke yönetimi dinden çok uzak. Bu kutsal mekan barış alanı olması gerekirken hem savaş alanı hem de maalesef ahlaki çöküntü alanı. Kusuru ne kitapta ne de peygamberlerde arayamayız. Kusur çıkarcı sapık yöneticilerde.

KUTSAL KİTAPLARI İNSANLARDAN HEP GİZLEDİLER

Peygamberler inen kitaba göre insanları uyarmaya çalıştı, örnek ahlakı gösterdi. Görevlendirildikleri ülkede o halkın dili ile konuştu o halkın dili ile yaratanın emrini insanlara ulaştırdı.

Peygamberlerden sonra kutsal kitapların dili salt indirildiği dile kapatılarak herkesin anlamaması sağlandı. Böyle olunca insanlar inandıkları kitabın ne dediğini değil onun adına hareket edenlerin ne dediğini duyabildiler. Hristiyanlık batıda papazların asası ile cemaate kabul ettirildi. Bir din adamları sınıfı oluştu. Onlar üretmeden salt sırça köşklerinde dinin lideri oldular. Aforozla dinden attılar, dine kabul ettiler. Din Tanrının dini değil papazın dini oldu. İnsanları uyuttular, uyuşturdular. Kutsal kitabı ana dile çevirdiler halk baktı kitap ayrı papaz ayrı. İşte dinde reform doğdu. Reform daha da ileri gitti, laiklik ortaya çıktı. Dini egemen sınıf istediği gibi kullanamadı. Roma kutsal şehir oldu, papazın devleti oldu. Diğer ülkeler din adamları sınıfından kurtuldu. Kendilerine göre değişik İnciller yazdılar. Kutsal kitap farklı farklı olur mu? İşte bu çelişkiler laikliği zorunlu kıldı. Avrupa uyandı, ülkeler kalkındı.

İslam’ın kutsal kitabı “İyice anlayasınız diye sizin dilinizde indirildi” buyruğuna karşın kutsal kitap salt Arapçaya kapandı. İnananlar kitaplarında ne dendiğini anlamaz oldular. Allah’ın kelamıdır, sayacağız, okuyacak, ezberleyeceğiz. Peki, ne diyor, neyi emrediyor? Yüzyıllarca çok değişik ülkelerde, çok değişik uluslar bu dine bilmeden inandı. Çünkü ana dili ile dinini anlaması önlendi.

SON KUDÜS OLAYI VE DİNİN SİYASALLAŞMASI

 

ABD başkanı Kudüs’ü İsrail'in başkenti ilan etti. Haklı olarak İslam Dünyası buna isyan etti. Ne oldu, ne oluyor? Yüzyıllarca Osmanlı’nın egemenliğinde Kudüs gerçekten kutsal bir mekan olarak, huzur içinde kaldı. 1.Dünya Savaşı sonunda paylaşılınca Ortadoğu, Kudüs de elden gitti. Bir süre belirsizlik sürdü. Yüzyıllarca İsrail'in düşündeydi Kudüs ve Ortadoğu 1948’de İsrail kuruldu ve bu kutsal mekan artık kan alanı, savaş alanı oldu. Binlerce insan, genç, yaşlı, çocuk bu topraklarda can verdi. Neden? Din uğruna mı? Hayır, bu alan, kutsal mekan olmalı, savaştan uzak olmalıydı ancak siyasiler çıkar uğruna bu zavallı insanları aç susuz, yoksul İNTİFADA diyerek ayaklandırdılar. Karşılarında en güçlü silahlar, onlar sapan taşı, kuş lastiği ile. Filistin Müslümanları bölük pörçük. Din karışmış siyasete, ancak birlik yok. Müslüman Müslümanı öldürüyor kimi kez.

Dinin siyasallaşması dine de zarar veriyor, siyaseti de başarısız kılıyor. Kudüs siyasetin başkenti olamaz. Kudüs bir kutsal kent, bir kutsal mekan. Öyle de kalmalı. Osmanlı orayı başkent mi yaptı. Mekke, Medine İslam’ın kutsal kentleri  hiçbir ülkenin başkenti mi? Doğrusu bu. Dine saygı gösteriyorsak onu baş üstünde taşıyalım, ayak altına alıp basamak yapmayalım. İslam Ülkeleri Birliği toplanmış. İlgi çok az. Çok bol renk renk bayraklar vardı. Kudüs Filistin’in başkenti ilan edildi. Halk sokakta. Her gün insan ölüyor. Normal yaşam durdu. Din adına bu olmaz. Din adına savaş değil barış olur.

KUDÜS, ORTADOĞU VE BİZ

Türkiye Cumhuriyeti aslında bir Ortadoğu ülkesi. Ortadoğu’ya Asya’ya örnek bir ülke. Nasıl olmuş. Devletin kurucusu büyük önder, büyük devlet adamı, eşsiz deha Atatürk'ün kurduğu devlet. Dini başının üzerine alan, ayakaltına asla bırakmayan bir anlayış. Önce Tanrının, Allah’ın buyruğunu anlasın dedi halkım ve inandığımızı öğrendik. Ortadoğu’ya “YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ “ilkesi ile yaklaştık. Onun sağlığında bir birlik bile kurduk.

Bu ilkeden ve ülküden uzaklaştıkça, yeniden Osmanlıyı uyandırın dediler kulağımıza.  Bir heyecan kapladı bizi. Oysa tarihte Selçuklu geçti, Hunlar geçti ve Osmanlı geçti. Osmanlı kendi kendine intihar etti. Son hükümdarı, bir sömürgen ülkeye sığındı. Yeni devlet bu küllerden alev aldı yepyeni ve güçlü bir ülke oldu, ulusunun kültüründen “Türkiye Cumhuriyetinin temeli Kültürdür” özdeyişinden hareketle.

Bu gerçekten uzaklaştıkça Ortadoğu cehennemine maalesef biz de ateş götürdük. Libya yanlışı, Mısır yanlışı, Irak yanlışı ve Suriye’de korkunç yanlış ve İslam’a taban tabana zıt olduğu halde İslam diye körfez ülkelerine yaklaştık. Tarih yarın bugünleri yazdığında ne acıdır ki çocuklarımız utanacak bizim durumumuzdan.

Sözün sonunda şunu söyleyelim… O zavallı insanların canı ile kanı ile kahramanlık yapılmasın uzaktan. Kudüs kutsal bir beldedir. Birçok din için kutsiyeti var. Özellikle İslam’ın ilk kıblesi. Kudüs ve diğer kutsal mekanlar barış beldeleri olsun. İnsanları doğruda, güzelde ve barışta birleştirsin. Savaş alanı olmasın. Başkasının canı ile kahramanlık olmaz. Din tüm insanlığı birleştiren ana bir ışık olmalı. İslam yalan, dolan, hırsızlık, çıkar, soygun ve kanla asla bağdaşmaz. Bu yönde insanlık adım atmalı. Öyle parmak sallayarak, yumruk vurarak, İslam ne yayılır ne de gerçek amacına ulaşır.

 

 

                                   

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.