• BIST 96.400
  • Altın 144,467
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Trabzon 13 °C

KUZEYE YOLCULUK

KUZEYE YOLCULUK
Ahmet KAYACIK

Soruyoruz; balık neden ucuzlamıyor?

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker geçtiğimiz günlerde Trabzon'a geldi, balık sezonunun açılışını yaptı. Ve Yoroz mevkiindeki törende, balıkçılara ÖTV'siz 911 milyon liralık yani eski parayla tam 911 trilyon liralık mazot verildiğini açıkladı.

Amaç, balıkçılar daha fazla balık avlayacak, balık da ucuzlayacaktı. Yani vatandaş ucuz balık yiyecekti.

Balıkçıların bu talebini biz de habere dönüştürmüş, defalarca NTV ekranlarında dile getirmiştik.

Peki, sonuç ne oldu?

Tam bir fiyasko!

Balıkçı Karadeniz'i bitirecek kadar balık yakaladı ama fiyatlar hala düşmedi!

Gidin, balıkçı tezgahlarına bakın; palamutun tanesi 8 lira!

Yavru İstavritlerin kilosu 7 liradan aşağı düşmedi.

Mezgit 10 lira.

Tirsi 10 lira.

Bakalım hamsi çıkacak mı? Çıkarsa fiyatı kaç lira olacak?

Peki, balıkçıya verilen bu ucuz mazotlar nereye gitti?

Balık fiyatları neden düşmüyor?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu ucuz yakıtı kimlerin üzerinden balıkçılara veriyor?

ÖTV'siz mazot balıkçıların dışında başkalarına satıldı mı?

Bakanlık mazotun kimlere rant olarak döndüğünü acaba araştırdı mı?

Balıkçılara verilen ucuz mazota rağmen vatandaş neden hala ucuz balık yiyemiyor?

Yoksa başka oyunlar mı var?

Piyasa düşmesin diye yakalanan balıklar başka bölgelere mi gönderiliyor?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yöredeki birimlerinin sorumluları acaba bu konularda neler düşünüyor?

 

                                                     X   X   X

 

Balıktan söz edince, aklımıza daha birçok sorun geliyor!

Kimileri biliyor; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı geçen yıl olumlu bir karar aldı ve büyük balıkçı teknelerinin 18 metre yerine 25 metre derinlikte avlanmasına karar verdi.

Balıkçılar ayağa kalktı, toplantılar yaptılar, karara itiraz ettiler. Ancak bilim adamları ve bakanlık kararı savundu, uygulamaya başlandı.

Karadeniz'de balık çeşidi bırakmayan gözü dönmüş insafsız balıkçılar, bu gölü tümüyle bitirmek istediler. Yani kendi bindikleri dalı tümüyle kesmek istediler.

Siz hiç bir ağda yaklaşık 60 ton hamsi avlayıp, 20 ton avlanmış gibi gösteren balıkçı gördünüz mü?

Başka bir şey daha belirtelim; siz hiç piyasadaki fiyatı düşürmemek için yakaladığı hamsiyi denize döken balıkçı gördünüz mü?

Siz hiç, aşırı avlanmayı saklamak için habercilerin teknelere alınmadığına tanık oldunuz mu?

Karadeniz'deki balık çeşidi ve oranının azalmasındaki ilk ve en önemli suçlu balıkçılar!

Bunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın hatası da var.

Örnek; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı balıkların boşaltıldığı limanları denetlemiyor. Herkes istediği gibi balık yakalıyor.

Balıklar küçük mü, büyük mü ya da çok mu fazla avlandı kontrol edilmiyor.

Karadeniz bitiyor, halk ucuz balık yiyemiyor devlet de vergi kaybına uğruyor!

Teknelerde çalışan balıkçıların sosyal güvencesi yok!

Tekne sahiplerinin komisyonculara güveni yok!

Denizde denetim yok!

Vatandaşın hiç birine güveni yok!

 

                                                                                                                                                                                                         X  X  X

 

Tanrı Karadeniz'i balıkçıların şerrinden, sorumluların ihmalinden korusun!

Amin.

 

 

 

' GİRESUN' DENİLEN KÖY!

 

Önceki hafta size çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği Giresun'daki sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamı anlatmış, gelinen noktayı da anlatacağımı belirtmiştim.

Yıllar sonra birkaç günlüğüne Giresun'a gittim, çocukluğumun, gençliğimin geçtiği kumsallarda denize girmeye çalıştım.

Gittiğime, gideceğime bin pişman oldum.

Kentin batı kıyısındaki plajların birinde, midye olduğunu duydum. Tercihimi bu plajdan yana yaptım. Sevgili İbrahim Efe Kavak ile kendimizi serin sulara bıraktık. Ancak yoğun kirlilik nedeniyle fazla kalamadık.

Aksu sahiline bırakılan çöpler, bütün kıyıyı kirletmişti.

Denizde çocuk bezinden poşete, içecek şişesinden yosuna kadar ne ararsan sahildeydi.

Ve kıyıda güneşlenirken başka olumsuzluklara tanık olduk.

Birkaç dakika sonra üç kişilik bir aile sahile geldi.

Türbanlı kadın ayak bileklerine kadar inen eteğini beline soktu. Paçalarına kadar inen açık yeşil donu ortaya çıktı. O haliyle denize girip, yüzmeye değil yürümeye başladı.

Sonra kocasını çağırdı. O da mahmuzlarda ayakkabı ve çorabını çıkarıp, karısının yanına geldi, sığ alanda yürümeye başladı.

Sıra oğullarına gelmişti. Oğulları da ayakkabısını, gömleğini çıkardı, kısa pantolonuyla denizde koşmaya başladı.

Hiç biri yüzmüyordu ama bikinili insanların arasında müthiş garip görünüyordu!

Sonra adam bir ara, kıyıda güneşlerken bana yöneldi, "Hacı, buralarda şort var mı?" diye bir soru yöneltti.

Adamların denizdeki haline zaten kızmıştım ve üstelik bana 'Hacı' diye hitap etmişti.

Hacıların en önemlisi olarak kabul edilen Necmettin Erbakan'ın kayıp Bosna paraları ve aldığı ceza aklıma geldi, "Hacı kim. Kime diyorsun" diye tepki verdim, geriye doğru baktım, "Geride de kimse yok. Hacı kime diyorsun?" diye sordum.

Yanıtı, "Sana sordum" oldu.

"Benim adımın Hacı olduğunu nereden biliyorsun? Ya da hacca gidip gitmediğimi nereden biliyorsun" diye tepki gösterince müthiş bozuldu ve yanımdan uzaklaştı.

Biraz sonra karısı eteği çıkarıp, uzun donuyla kendini sığ sulara bıraktı. Kocası da pantolonunu ve gömleğini kayalıklarda çıkardı. İç donuyla sığ sularda kulaç atmaya başladı.

Giresun'un geldiği nokta işte bu.

Bu hem deniz hem de görsel kirlilik karşısında rahatsız oldum ve plajı terk ettim.

 

                                                X   X   X

 

Giresun çok geri gitti.

Siyasiler köşe oldu, insanlar güdük kaldı!

Şimdi sıkı durun ve küçük dilinizi yutmayın!

Yönetimini ele geçiremedikleri Fiskobirlik'i bitiren siyasiler, üreticiyi tüccarın kucağına attılar. Ama aynı üretici, kendi sigortaları olan Fiskobirlik'i bitiren siyasi anlayışı desteklemeye devam ettiler!

Seka kağıt fabrikasını düşük bir ücretle yandaşlara satarak özelleştirdiler! Yaklaşık 6 milyon liraya özelleştirilen Seka Kağıt Fabrikası aynı kişilere 40 milyon liranın üzerinde ücret ödenerek geri alındı!

Özel kalem fabrikası ve kooperatif şemsiyesi altında faaliyet gösteren sunta fabrikaları da kapılarına kilit vurdu.

İşsizlik had safhaya ulaştı.

Ekonomik ve sosyal yaşam bitme noktasına geldi.

Ve 1983 yılından sonra köyden kente aşırı bir akın oldu.

Kentler köyleşti, Giresun'da nasibini aldı.

Ve Giresun'dan da batıya göç başladı.

Kentteki birçok işyeri kapandı, Giresun terk edilmiş kovboy kasabalarını andırmaya başladı.

Ve bütün bu olumsuzluklardan geleneksel yaşam ile kent kültürü de büyük zarar gördü.

Yazlık ve kışlık sinemalar tek tek kapandı.

Sinema, tiyatro ve konserlerin organize edildiği ünlü Şehir Sineması yıkıldı.

Çay bahçelerinde konser verilmez oldu.

Yüzmeyi öğrendiğimiz Samantaşı mevkii kayalarla doldurulup, yok edildi.

12 Eylül'den sonra zaten kentin kanalizasyonu denize pompalandı. Sahilde ne yüzülecek ne de balık tutulacak alan kalmadı!

Çocukluğumuzda susamsız simit Giresun'un olmazsa olmaz kahvaltı yiyeceğiydi ve dut pekmezine bandırıldıktan sonra fırına atılırdı. Şimdi bu simit şekerli suyla hazırlanıyor. O yüzden değerini tümüyle yitirdi.

Eşekco Mehmet'in kar kütlesiyle hazırladığı o muhteşem dondurma ve limonata da zaten bitti. Meşhur pastanemiz Balkaya Roma dondurması çeşitleri getirmişti. Eşekco Mehmet'in önünü kesen işte bu dondurma olmuştu.

Fiskobirlik o yıllarda Krokan adında bir ürün çıkarmıştı. Çocukluk arkadaşlarım Ali Yıldız, Haydar Çalışkan, Mehmet Kuloğlu, Cengiz Dizdar ile kenti arşınlarken Atapark'a gider, Fiskobirlik'in büfesinden krokan alır büyük bir keyifle yerdik. Krokan kurutulmuş fındıktan elde edilirdi. Fiskobirlik bir kaç yıl sonra bu ürünün yerine, 'Kıtkıt' diye bir ürün çıkardı. Yeni ürün tutmadığı gibi Krokan'ı da yok ettiler.

Limanın içinde ve dışında Lüfer, Sargana, Piç İzmarit, Hane, Yeşilağız, İstavrit, İspari yakalar, midye çıkarırdık. Bugün en önemli balıklardan biri haline gelen İskorpit balığını o yıllarda oltamıza takılmışsa, çıkarır denize atardık.

Balık çeşidi kalmadığı gibi, oralarda denize girmek bile mümkün değil!

Yazın Atatürk stadında antrenmandan çıkar, kendimizi stadın önündeki sahilde berrak sulara bırakırdık. Buralar da kayalarla dolduruldu.

Özetle, Giresun 12 Eylül darbesinden ve yoğun olarak 1983 yılından sonra çok geri gitti.

Sosyal, kültürel ve ekonomik yaşam bitme noktasına geldi.

Köylerinde yeterince eğitilemeyen, istihdam edilemeyen insanlar, kentlere akın ettiler ve o müthiş sosyal, kültürel ve ekonomik hayatı yok ettiler!

 

 

DENİZ KENTİ TİREBOLU!

 

Geçtiğimiz günlerde Eynesil, Görele ve Tirebolu'daki çevre sorunlarına dikkat çekmiş, eleştirilerde bulunmuştuk.

Tirebolu Belediyesi bu yazının ardından elektronik posta adresime, kent merkezinin sahilinde yaptıkları yeni yürüyüş yolu ile ilgili bilgi ve fotoğraflar göndermiş.

Yine hata yapmışlar!

Nasıl mı?

Anlatalım.

Tirebolu, çevre duyarlılığı yoğun olan ve bunun karşılığını alan bir turistik yöremiz.

Bir plaj kenti olan Tirebolu sakinleri, kıyı şeridini korumayı başardılar. Sahilden geçirilmesi planlanan yeni yola karşı çıktılar. Karayolları da kentin güneyine yaklaşık 2 kilometrelik tünel açtı. Şehir merkezi de egsoz gazı ve gürültü kirliliğinden kurtuldu!

Sonra özel sektör limana tersane kurmak istedi. Tirebolu Belediye Başkanı Burhan Takır tersaneden yana tavır koydu, halkı karşısına aldı. Ancak başta bayanlar olmak üzere Tirebolular tersaneye de karşı çıktılar. Çünkü Tirebolu tatil kentiydi. Tersane limanda kirlilik yaratacaktı. Halk defalarca toplantı ve eylem yaptı. Değerli dostumuz Prof. Dr. Mehmet Tüfekçi tersane yapımına karşı çıkan çevrecilere önderlik etti. NTV olarak bizi de davet etti. Ve bu tepkileri ekranlara taşıdık. Sonunda halk yeni bir tarih yazdı ve limana tersane yapımından da vazgeçildi.

Şu günlerde limana bu kez kömür şirketlerinin getirilmesine çalışılıyor. Yine başta çevreci bayanlar olmak üzere Tirebolu halkı haklı olarak kömürcülere de karşı çıkıyor.

Trabzon'da örneği var; kömürcüler Maçka vadisini nefes alamaz hale getirdiler! Üstelik fındık bahçeleri siyaha büründü.

Trabzon'daki olumsuzlukları yaşamak istemeyen yöre halkı, Tirebolu'nun tatil kenti olarak kalmasını arzuluyor. Yakında çevre duyarlılığı olan bu değerli insanlarla omuz omuza vererek, Tirebolu limanını korumaya, kollamaya çalışacağız!

Yeri gelmişken, ilçenin en önemli sorunlarından biri olan kanalizasyon sorununu gündeme getirerek, konuyu bağlayalım.

O güzelim ilçenin sahilinde bir pide salonuna gittik. Kalenin dibindeki lokantanın çevresindeki kirliliği görünce, keyfimiz kaçtı. Çünkü sağ taraftaki bir derneğin atık suları açıktan denize dökülüyordu. Sol taraftan da kanalizasyon şakır şıkır denize bırakılıyordu. Gördüğümüz manzara iğrençti. O pide salonuna bir daha uğramamaya karar verdik.

Tirebolu Belediye Başkanı Burhan Takır'ın çok zor koşullarda çalıştığını biliyoruz. Yine de Başkan Takır'ın, deniz kenti olan Tirebolu'nun limana dökülen kanalizasyon sorununu çözerek tarihe geçmesini istiyoruz.

Kanalizasyonun döküldüğü yere yürüyüş bandı yapacaksın ve sonra bununla övüneceksin!

Artık kimse yutmuyor!

Tirebolu önce kanalizasyon sorununu çözmeli, sonra yürüyüş bandı yapmalı.

 

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Eski bakanın ağabeyi, kiracısı tarafından öldürüldü16 Mayıs 2017 Salı 14:35
  • Acil servise baltalı saldırı16 Mayıs 2017 Salı 12:40
  • Sözde ve özde gazeteciler!14 Mayıs 2017 Pazar 13:08
  • Jetler vurdu, 10 terörist öldürüldü!14 Mayıs 2017 Pazar 12:00
  • YALNIZLIK SENFONİSİ10 Mayıs 2017 Çarşamba 17:00
  • Berat Kandili Mesajları: Edilecek ibadetler neler10 Mayıs 2017 Çarşamba 12:43
  • UFAK ŞEYLER09 Mayıs 2017 Salı 13:06
  • Boğazına 6 metrelik inşaat demiri saplandı08 Mayıs 2017 Pazartesi 17:54
  • 'Artık herkes 2019 hesabını yapmaktadır'07 Mayıs 2017 Pazar 12:23
  • İşte TSK'nın yeni süper silahı!07 Mayıs 2017 Pazar 12:21
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.