• BIST 90.056
  • Altın 145,047
  • Dolar 3,6129
  • Euro 3,8964
  • Trabzon 9 °C

KUZU KUZU

Ali Rıza Keskinalemdar

Geçen perşembe akşamı… Saat 20:00 suları… Şişli’den Boğaziçi Köprüsü’ne doğru yol alıyorum. Eski Ali Sami Yen Stadı’nın orada trafik çok ağır akıyor… 10 çalışanın asansörle yere çakılıp hayatını kaybettiği yerin önünden geçiyorum. Sanki orada hiçbir şey yaşanmamış gibi… O kazılmış çukur ve üstüne dikilmiş heyulalara bakarken insan boşluktaymış, bir hiçlik duygusuna kapılıveriyor.

Kocaman bir yazı, inşaatın çevresini kapatan paravanda “üç büyüklerin buluşmasından” bahsediyor… Yani üç kuleden…

Boğaziçi Köprüsü’nün çevre yolu kavşağına iyice yanaştığımdan trafik akmaktan çok durmakta… Radyoda haber kanalı bulmak için kayıtlı istasyonları tararken yerli pop şarkıları çalan bir radyo kanalında Tarkan’ın yıllar önceki şarkısına takılıyorum: “Süzüldüm eridim sensiz olamadım / İşte kuzu kuzu geldim / Dilediğince kapandım dizlerine / Bu kez gururumu ateşe verdim”.

Şarkı bitmeden hızla haber kanalına geçiyorum… CNN Türk Radyo’yu açıyorum… “O gün o yasayı değiştirdik, doğruydu; bugün bu doğru” sözlerini işitiyorum, sanki ağzında akide şekeri varmış gibi konuşan kişinin sesi o kadar tanıdık ki… Tamam, kalsın bu kanal diyorum..

Yıllardır beynimize anayasa, yasa çakmaya çalışan, bunu yaparken altan alta sözde aklımızla dalga geçmeyi marifet sayan, hep üste kalmayı becerdiğini sanan, ne yapmışsa şimdiye kadar mutlaka doğrusunu yaptığını düşünen, yanılmaz ve yenilmez armada anayasa profesörü, AKP milletvekili ve yıllardır Anayasa Komisyonu Başkanı olan kişinin sesi bu…

"İnsanların işyerleri molotoflanıyor, yakılıyor, çocukları öldürülüyor, nerede devlet diyor? Sen hükümet olsan ne yaparsın Cüneyt beyciğim?” diye gürleyen konuşması ile de CNN Türk tv kanalıyla eş zamanlı yayında Cüneyt Özdemir’in 5N1K programında olduğumuz hemen anlaşılıyor tabii ki… Konuşulan, Kobane eylemleri ve yeni yasa düzenlemeleri elbette…

Cüneyt Özdemir araya giriyor ve “Şimdi değiştirdiğiniz yasaları daha önce yine siz değiştirmemiş miydiniz?" sorusunu yöneltiyor.

Koskoca profesörün alta kalacağını mı sanıyorsunuz, işte yanıtı: “Araba hep 2. vites gitmez ki…Bazen 3'e takarsın, bazen 2’ye… O gün yasayı öyle değiştirdik; o doğru idi. Şimdi böyle değiştiriyoruz, bu doğru. Kültürlü bir adamsın… Onu bunu bırak da, senin çözümün ne, onu söyle?”

Çevre yoluna girip Esentepe Kavşağı’na geldiğimde radyodaki konuşmalarda ise iş sarpa sarmaktaydı… Programın medaratörü Cüneyt Özdemir “moderatör olarak işini yaptığını” belirterek, hiç de altta kalmamaya kararlıydı: "Siz çok alışmışsınız rahat programlara çıkmaya. Artık siyasetçiyi sorgulamak da problem. Benim görevim sizin söylediklerinizi onaylamak ya da karşı çıkmak değil. Ben gazeteciyim ve her dediğinize bravo demek bana düşmez.”

Anayasa Komisyonu Başkanı Profesör saldırıya geçiyor: “Hükümet cenahından gelen düşünceleri hararetle eleştiriyorsunuz, dehşet verici diyorsunuz da onlara yakın grupların görüşlerine ve yaptıklarına neden sesiniz çıkmıyor”?

Moderatör bu kez yönetmenine seslenerek “Yapımcı arkadaşlardan rica ediyorum, lütfen Altan Tan’a sorduğum sorulardan birkaç tanesini çıkartsınlar göstersinler, yoksa ben Sayın Kuzu’yu ikna edemiyorum” diyor. Ancak o sırada ne oluyor, bitiyor anlayamıyorum; tv’de de yayın aynı anda kesiliyor mu bilemiyorum ama radyonun ana kumandasından bir ses araya giriyor ve “Anlaşıldığı kadarıyla 5N1K stüdyosunda işler karıştı. Biz şimdi moda dünyasına dönelim ve bakalım orada neler oluyor?” diyerek programı kesiyor.

CNN Türk’ün televizyon kanalında da programın böyle mi tamamlandığını hala öğrenebilmiş değilim.

Ağır akan trafiğin akıbeti ise ülkedeki demokrasinin kendini demokrasiyi kurtarmak isteyenlerden kurtaramaması gibi bir kısır döngüde debelenip durması gibiydi.

 

DAVUL, ALMAN POLİSİ VE ÇOK İLERİ KANUNLAR

Anayasa Komisyonu Başkanı röportajın bir yerinde Kobane olaylarına atfen bir değerlendirme yaparken “Biz devleti yönetiyoruz. Bizim sırtımızda davul var. Dolayısıyla yük var. Çocukları tekme tokat öldürülen insanlar sesleniyor ‘ey polis neredesin’ diye, ne yapacaksınız? Bunlar böyle yetişti, bırakalım öldürsünler mi diyeceğiz? Biz de diyoruz ki, etkin kamu güvenliği nasıl sağlanırsa, Avrupa ne yapıyorsa, Alman polisi ne yapıyorsa, biz de onu yapalım.” diyor.

Moderatör “önce AB’nin, Almanya’nın demokrasisini, hukukunu getirip uygulayın” diye araya girince, “Merak etmeyin bizim kanunlarımız onlardan çok çok ileride. Komplekse girmenize gerek yok. Biz zannediyoruz ki, Avrupa’da, Almanya’da her şey serbest. AB’nde, Almanya’da ne varsa onu getirelim diyoruz” şeklinde sürdürüyor konuşmasını Anayasa Komisyonu Başkanı.

Alman polisinin yasa dışılığa çok sert olduğu bilinir ama sanki özellikle iktidar kanadında ülkemizdeki polisin çok yumuşak kaldığı seslendirilmekte… “Misli ile karşılık vereceğiz”, “Yakılan her TOMA yerine 10 TOMA alacağız”, “Polisin öldürmesiyle cezalarını buldular” türündeki en son söylemler bunun kanıtı…

Ama Anayasa Komisyonu Başkanı’nın ifadesine bakarsanız, siz onların “davul boyunlarında” ne kadar zor bir yerde, nasıl zor koşullarda görev yaptıklarından haberdar mısınız bakalım? Sakın,tokmaktan n’aber tarzında bir soru yöneltmeyin, zira “sırtlarındaki davuldan” da fena halde şikayetçiler… Madem bu kadar şikayetçisiniz, ne işiniz var iktidarda diye de zahmet edip sormayın. Anayasa Komisyonu Başkanı gibi “Orada durunca öyle görünüyor” der çıkarlar işin içinden…

“Alman polisininki kadar” düzenleme yapacaklarmış! Yahu, Gezi Direnişi sırasında yürüyen, pankart taşıyan, geleceğine sahip çıkmayı Gezi Parkı ile özdeşleştiren gençleri öldüren, yaralayan ve gözlerini gaz fişekleriyle kör eden polislerin “kahramanlıkları” Alman polisinin “gaddarlığı” ile boy ölçüşebilir mi?

“Çok ileri giden demokrasimiz” sayesinde ülkedeki “kanunların da Avrupa’dan çok ileri hale geldiği”(!) anlaşılıyor… Sanırım “demokrasi paketine” olağanüstü hal ayarı vermeye çalışmaları bundandır!

 

PRATİK “GÖTÜRMEK”, NASIL ÖLDÜRMEK

Yukarıda yazılan çizilenleri, garipsemediyseniz, sanırım Anayasa Komisyonu Başkanı’nın Diyarbakır'daki Kobane eylemlerinde öldürülen 16 yaşındaki Yasin Börü'nün işkence gördüğü iddiaları üzerine söylediklerini de garipsemeyeceksiniz demektir: "Bunlar olacak şey değil, öbür tarafta, IŞİD belki daha pratik götürüyor.”

Yani IŞİD işkence etmeden öldürüyor, daha pratik, değil mi? Nasıl öldürmek gerekir diye düşünüyorsanız, buyurun!

Biz, kanunla hukukun farkını, bilmediğinden değil işine öyle geldiği için daha kafadan birbirinden “ayıramayan” bir profesörün “devleti yönettiği” ülkede yaşıyor olmaktan dolayı zaten garipsemeyi bile unutmuşuz.

Halbuki iktidarın önünde el pençe divan durup kafanızı en az 30 derece aşağıda bükülü tutup, her söylenene, her yapılana kuzu gibi eyvallah demekte bir beis görmezseniz, bu ülke güllük gülistanlığa döner, değil mi?

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
  • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
  • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
  • ‘Evet’ platformu için işadamlarına baskı!
  • ‘Kapı kapı dolaşacağım!’
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.