• BIST 88.125
  • Altın 337,580
  • Dolar 6,4499
  • Euro 7,1137
  • Trabzon 10 °C

"LA PERDERE TREBİSONDA"

Yer KULAK

   İstanbul’da yaşayan Trabzonlulardan Ömür Gökçe Hacıalihafız, İtalyanların pusulasını şaşırıp, yolunu kaybedenler için ‘perdere la trebisonda" deyimini kullandıklarını belirterek, İtalyanların neden bu ifadeyi kullandıklarını şöyle anlatıyor;
la-perdere.jpg‘İtalyanca, ‘yönünü kaybetmek, yolunu şaşırmak, pusulayı yitirmek’ anlamına geliyor.
İtalyanca bir deyim, ilginç de bir hikayesi var.
Trebisonda; Türkçe Trabzon demek, bu deyimi de Türkçeye çevirince Trabzon'unu şaşırmak, Trabzon’u kaybetmek gibi anlamları var.
Hikayesi ise aslında Osmanlıların Trabzon'u ele geçirmelerine, yani 1461’de Fatih Sultan Mehmet' in Trabzon'u fethetmesine dayanıyor.
Trabzon en son düşen Roma şehri ve o dönemlerde Karadeniz'e yelken açan denizciler için rotayı takip etmede bir fener vazifesi görüyor, yollarını kaybetmemeleri için.
Osmanlıların şehri ele geçirmesinden sonra doğal olarak yük taşıyan Venedik-Ceneviz ticari gemileri rota üzerindeki önemli liman noktasını kaybediyorlar.
O günden beri de İtalyanlar, pusulasını şaşırıp yolunu kaybedenler için ‘perdere la trebisonda’
deyimini kullanıyor. Hatta şöyle de bir anekdot var:
İnter 1983-1984 sezonu UEFA kupasında Trabzonspor'a Trabzon’da 1-0 yenilince La Gazzetta Dello Sport
"l'inter perde la trebisonda" başlığı atıyor.’

Ortahisar Platformu!

 ortahisar-006.jpg  Trabzon Ortahisar ilçesinde yaşayan isimler geçenlerde Akyazı Stadının altındaki Trabzonsporlu Futbolcular Derneğinde Ortahisar Platformu adlı bir oluşum kurmuşlar. Henüz dernekleşmeyen platformda Ortahisar ilçesinde yaşayan Celil Hekimoğlu, Serdar Bali, Kuzey Ekspres Yazarı, Kültür ve Turizm eski müdürü İsmail Kansız, Ali Kemal Yazıcı; Murat Zeki Solak, Yusuf Ziya Yılmaz gibi 40’a yakın isim yer almış. Ortahisar ile ilgili fikir üretecek, yapılan hatalı ve yanlış işler karşısında görüş belirtecek olan platform üyeleri, geçen hafta içerisinde sabah kahvaltısında bir tanışma toplantısı da yapmış. Alman usulü yapılan sabah kahvaltısı sonrası, platform üyeleri en kısa süre içerisinde tekrar bir araya gelmek üzere sözleşmişler. 
Ortahisar Platformunun, Ortahisar Kent Konseyine alternatif olarak kurulmadığını söyleyen, platform üyelerinden biri, ‘Arkadaşlar, Ortahisar’da yaşayanlar olarak böyle bir platform kurulmasını önerdiler. Bu öneri olumlu karşılandı ve platform oluşturduk. İlçemizin sorunları ve çözümü yönünde görüş bildireceğiz, kamuoyu oluşturacağız’ dedi.
 
Babasını haczeden avukat!

 babasini.jpg  Trabzon Barosunun ‘kör avukat’ lakaplı ünlü avukatı Osman Cora, avukatlık stajını kentin bir dönemler en şık, yakışıklı avukatlarından biri olan Yusuf Kuvvet’in ofisinde yapmıştı. Yusuf Kuvvet, şu anda 80’li yaşlarda ve İstanbul’da mesleğini sürdürüyor. Cora, ‘Yusuf abimin ofisi mektep gibiydi, ondan çok şey öğrendim’ diyor. Geçenlerde, yakın bir arkadaşı Osman Cora’ya, ‘Belediyeye dava açacağım. Avukatım olur musun?’ dedi ve olayı anlattı. Osman Cora, ‘Doktorlar nasıl Hipokrat yemini etmişse, biz avukatların da meslek etiği vardır. Ben, babasını haciz ettiren avukatım. Dosyayı getirin, inceleyeyim hemen davayı açalım’ dedi. 

Kime niyet kime kısmet!

  Hacı Ahmet Çakır(Hasan Gençay'ın dedesi) muayenehanemin bulunduğu binanın sahibiydi. Aynı binanın altındaki dükkanında zahirecilik yapardı. Araklı'nın eski esnaflarındandı. Yetmişli yaşlardaydı. Sağlığından pek şikayetçi değildi. Bir gün oğullarından birinin ısrarıyla Trabzon'un tanınmış dahiliye doktorlarından birine gitti. Döndüğünde sordum:
-Hacı emice doktorun ne dedi?
-Sağlığımı çok ihmal ettiğimi, böyle devam edersem çok yaşamayacağımı söyledi, reçete yazdı, bir hafta sonra kontrole çağırdı.
Bir hafta sonra Hacı amca kontrolden dönünce sordum:
-Hacı emice, doktorun ne dedi?
Hacı amca üzgün ve şaşkın:
-Yav sorma, doktorum ölmüş.
Doktorunun ölümünden sonra Hacı Amca uzun zaman yaşadı. 
(Dr. Kemal Küçükali)

                                               ***************

Abdullah Gül geçenlerde bir tespitte bulundu ve ‘Siyasal İslamcılık bitmiştir’ dedi.  Doğrudur.
Benim sorum Türk Milliyetçilerine, biraz da ülkücülere; hadi siyasal İslam; eylem ve söylemleriyle sona geldi; sorunlara en doğru çıkış önermelerinde bulunması gereken Türk Milliyetçiliğini kim, niçin bitirdi? En güçlü olması gereken zamanlarda neden darmadağındır ve en önemlisi, bir Türk Milliyetçisi bitmiş, en önemli siyasi düşmanının kapısını niçin bekler?
Hâlâ Bahçeli'nin görevini idrak edemiyorsanız Metin Özkan şarlatanının televizyonlarda ülkücülük taslamasından da mı huylanmıyorsunuz? 
(Temel Kahveci)

                                             ******************

İki grup insanı sevmiyorum...
   Birincisi 1 yabancıyla konuşurken her fırsatta Türk Tarihine kara çalan ve ulusu kötüleyen ezikler, ikincisi kendilerinde de aynı özellikler olmasına rağmen kendi aralarında Türk Milletini küçümseyenler... Evet çok kötümüz var ama ulusumuz çok kaliteli bir ulustur.
   AKP'ye kurulduğu günden beri başından bacağına muhalefet ederim ama bir defa devletimi ve ulusumu kimseye şikayet etmedim... Niyetlenen yabancı misafirlerin de hep önünü kapattım.
  Hatta yıllar önce özel ziyarette olduğu için Ani'de gördüğü Kars Valimiz için "git söyle gelsin beni hoşlasın" diye emrivaki tavrından dolayı Birleşik Arap Emirliklerinden bir bakanı çok fena etmiştim.  Tartışmamıza müdahil olan Vali beyin korumalarına eğer Vali ayağına gelip bunu hoşlarsa, valiyi çok fena bozarım diye uyarmıştım, Valimiz sağ olsun korumanın yanına gitmesinden sonra gözüyle bana içimi ısıtan bir selam vermişti...
Devletim kutsalımdır... Tarihimiz gururumdur, onurumdur. 
(Metin Yılmaz)

                                          *************

Coronavirus ailesinden COVİD/19 bize neyi gösterdi?
Öncelikle küreselleşme denen olgunun kar amacıyla tüm dünyayı sömürme gücü ve arzusuna karşı 400 nanomikron çapında bir virusa teslim olabileceğini gördük.
Dünya çapında tıp sektörünün artistik eksene kaymasının bir felaket anında sağlık sektöründe felç yaratabileceğini anladık.
Hastalık tedavisine odaklanınca hastalık önleyici tedbirlerin ihmal edilmesinin insanlık için felaketler doğurabileceği ortaya çıktı.
Din ticareti sektörünün Challenger uzay mekiğini düşüren, depremi öteleyen, muska ve otlarla sağıltım yapan gücünün hikaye olduğunu, “En hakiki mürşidin ilim ve fen olduğunu” kavradık.
İnsanın birbirini öldürmek için ürettiği silahların kıçı kırık bir virus kadar korkutucu olmadığı ortaya çıktı.
Her şeyi kar üzerinden hesaplayan kapitalizmin dünya geleceğini yok eden en önemli unsur olduğunu gözledik.
Kısaca; “Asra andolsun ki insan kati bir ziyandadır” mucize kelamı bu kafayla gidersek ziyanda olacağımızı kesin bir delille ortaya koydu. 
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.