• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Trabzon 23 °C

LAF CAMBAZLIĞINI BIRAKIN HÜKÜMETİ KURUN!

LAF CAMBAZLIĞINI BIRAKIN HÜKÜMETİ KURUN!
TBMM BAŞKANVEKİLİ KORAY AYDIN’DAN KUZEY EKSPRES’E ÇARPICI AÇIKLAMALAR

Aydın, AKP ile CHP arasındaki ‘keşif’ amaçlı koalisyon görüşmelerini laf cambazlığı ve savsaklama olarak nitelendirerek “Türkiye yangın yeri, bunlar halen birbirlerini keşfetmekle meşguller. AKP ve CHP bu güne kadar birbirini keşfedememiş de bir ay için de mi keşfedecek?” dedi.

Kuzey Ekspres okurları için gündemi değerlendiren TBMM Başkanvekili ve Trabzon Milletvekili Koray Aydın; koalisyon arayışlarından, polemiklere, hatta yapılacak bir erken seçime kadar daha bir dizi konuya dair görüşlerini dile getirdi. Aydın, özellikle koalisyon görüşmelerine ve terör olaylarına dair gündemi sarsacak açıklamalar yaptı. İşte o röportaj...

TOP AKP’NİN AYAĞINDA

Sayın Aydın, seçimlerin ardından bölücü terör yeniden tırmanışa geçti. Her taraftan şehit haberleri gelmeye başladı. Böyle bir gündemde hükümetin de bir an önce kurulma mecburiyeti var. Öncelikle koalisyon hükümeti arayışlarını bir değerlendirir misiniz?

Gerçekten de “arayış” tabirini çok isabetle kullandınız. Hükümet kurulması için anayasanın öngördüğü 45 günlük sürenin 32 günü “keşif” amaçlı görüşmelerle heba edilmiş, ancak halen ufukta bir hükümet formülü henüz keşfedilememiştir. Biz MHP olarak başından beri açıkça Türk milletine söylüyoruz: Koalisyon hükümeti konusunda top AKP’nin ayağındadır. Öyle görülüyor ve anlaşılıyor ki bu parlamentodan iki koalisyon hükümeti çıkabilir. Bunlar AKP-CHP veya AKP-MHP formülleridir. Burada belirleyici olan sözde “çözüm” sürecidir. AKP eğer çözüm sürecine devam edecekse hiç kuşkusuz CHP ile hükümet kuracak, ancak bu süreçten vazgeçecekse bu kez MHP ile hükümet kuracaktır. Bu kadar açık ve nettir. Ancak bu güne kadar yapılanlar tam bir oyalamadır, ağırdan almadır ve savsaklamadır.

Bu oyalama ve savsaklama konusunu biraz açar mısınız? Sizce terör gündeminin arka planında unutturulan bir hükümet arayışı mı var?

Kelimenin tam anlamıyla bir oyalama ve savsaklama ile karşı karşıyayız. Önce “istikşafi” görüşme kavramını ortaya attılar. Neymiş efendim “keşif” amaçlı görüşmeler demekmiş. Millet sizden laf cambazlığı değil, görüşmeleri bir an önce sonlandırıp, hükümeti kurmanızı bekliyor. Seçimler yapılmış, millet hükümetin bir an önce kurulmasını bekliyor. Ancak bakıyorsunuz heyetler halen keşif amaçlı görüşmekle meşguller. Kim kimi keşfediyor Allah aşkına. AKP ve CHP bu güne kadar birbirini tanıyamamış ve keşfedememiş de bir ay için de mi keşfedecek? Nihayet görüşmelere dair raporlar 3 Ağustos Pazartesi Genel Başkanlara sunuldu. Liderlerin buluşma tarihi ise tam bir hafta sonrasına 10 Ağustos Pazartesi saat:18.00 bırakıldı. Bunun adı oyalama ve savsaklama değil de nedir? Bu raporların en geç 3 gün içinde geceli gündüzlü çalışıp sonuçlandırılması mümkünken, neden bu kadar uzatıyorsunuz? Genel Başkanımız Sayın Bahçeli haklı olarak, kuracaksanız bir an önce kurun, hatta (7 Ağustos Cuma gününü kastederek) bu Cuma Namazından sonra ilan edin diye bir serzenişte bulundu. Ülkenin her bir yanına şehit cenazelerinin geldiği, milletin topyekûn anasının ağladığı bir dönemde tek bir saniyesi bile çok kıymetlidir, boşa heba edilmemelidir.

 

ALGI OPERASYONU

YAPIYORLAR

Peki AKP-CHP görüşmelerinden bir sonuç çıkmazsa geri kalan sürede AKP-MHP hükümeti kurulamaz mı?

Elbette kurulabilir. Bu tercih tamamen AKP’ye bağlıdır. Daha önce de ifade ettik, kelimenin tam anlamıyla bu konuda top, AKP’nin ayağındadır.

MHP’nin koalisyon hükümeti için ağır şartları olduğu öne sürülüyor?

MHP’nin şartlarını abartıp, seçmen nezdinde algı operasyonu yapıyorlar. MHP’yi uzlaşmaz, anlaşmaz gösteriyorlar, bu büyük bir haksızlıktır. AKP şayet MHP’ye gelecekse şartlarımızı ilk akşamdan bütün Türk ve dünya kamuoyuna ilan ettik. İlk şartımız Cumhurbaşkanının Anayasal sınırlar çerçevesinde hareket etmesi, Anayasanın kendisine vermediği yetkileri kullanmaya kalkmaması, adil ve tarafsız davranması. Bu esasen bir şart değil, normal bir hukuk devletinde olması gerekendir. Bu şarta bir itiraz olacağını düşünmüyoruz. Rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele edilmesi ve 17/25 Aralık sürecinin yargı önüne çıkarılması şartımızın da sorun teşkil edeceğini düşünmüyoruz. Çünkü seçimin akabinde değerlendirmelerde bulunan AKP sözcüleri, muhalefetin 17/25 Aralık süreciyle ilgili bir soruşturma önergesi vermesi halinde, kendilerinin buna destek vermeyeceklerini ancak, bu durumu hükümet sorunu da yapmayacaklarını açıkça ifade etmişlerdir. Geriye kalıyor sözde çözüm, bizim tabirimizle “çözülme” süreci. MHP’nin öne sürdüğü bu şartlar Türk milletinin ezici çoğunluğu tarafından kabul görmüştür. Bu şartlar esasen AKP’ye de bir imkan ve fırsat sunmaktadır. AKP bu fırsatı partisi ve ülkesi yararına değerlendirmeli, yeni bir başlangıç yapmalıdır.

Gerek Meclis Başkanlığı seçiminde ve gerekse terör olaylarının araştırılması gündemiyle parlamentonun olağanüstü toplantısında MHP’nin takındığı tavır nedeniyle AKP-MHP yakınlaşması olduğu doğru mudur? Hatta bu konuda MHP’ye yönelik “koltuk değneği” yakıştırması da var. Bütün bunlara ne diyorsunuz?

Sondan başlayarak cevaplandırayım. Bir kere MHP hiçbir partinin veya zümrenin koltuk değneği değildir, olmamıştır ve olmaz. MHP Türk siyasi hayatının köklü bir partisi olarak gelenekleri oluşmuş, ilkeleri yerleşmiş ve ideolojisi tescillenmiştir. Şimdi, koltuk değneği örneği olarak sayılan hususları teker teker hatırlayalım. MHP 2007 seçimlerinin hemen akabinde Cumhurbaşkanlığı seçiminde parlamentoya girmiş, hem kendi adayını desteklemiş, hem de AKP’yi yüzde 34’ten yüzde 47’ye çıkaran meşhur “367” ucubesini yerle bir etmiş, siyasetin normalleşmesine ve demokratikleşmesine çok hayati bir katkıda bulunmuştur. 367 meselesinin 2007 seçimlerinin ardından da aşılamadığını ve seçimlerin yenilendiğini düşünün, o zaman AKP yüzde kaç alırdı? 2007 seçimlerine “dindar Cumhurbaşkanı’nı seçtirmediler” algısıyla giden ve kitleleri mobilize eden AKP, tekrar edilecek bir seçimde yüzde 50’yi aşar, yüzde 60’lara ulaşır, tablo bu günkünden çok daha vahim olabilirdi. Bir diğer konu başörtüsü yasağının kaldırılması ile Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi derslerinin ortaöğretimde seçmeli ders olarak okutulmasına MHP’nin verdiği destektir. Bu konu zaten ideolojisinin belkemiği Türk-İslam ülküsü olan MHP’nin kendi teklifidir. Üstelik bu teklif 1977 seçim beyannamesi de dahil hemen hemen bütün seçim beyannamelerinde yer almış, kayıtlara geçmiş bir teklif ve yaklaşımdır. Dolayısıyla başörtüsü, Kur’an-i Kerim ve Siyer-i Nebi konusunda MHP kendi doğrularını yapmış ve yapmaya da devam edecektir. Bir diğer konu MHP’nin sınır ötesi hareket yapmak için hükümete yetki veren tezkereye destek vermesidir. Bugün Suriye ve Kuzey Irak başta olmak üzere gerek PKK ve gerekse IŞİD kamplarına ve mevzilerine karşı yürütülen hava operasyonları işte MHP’nin verdiği o destek sayesindedir. MHP bu konuda AKP’ye değil, milletin huzuruna kasteden düşmanlarla mücadele edecek devlet makamlarına destek vermiştir. AKP’nin tezkeresine destek olmayalım diye ülkeyi ateşe mi atacaktık? Ülken yararına yaptığı işlerde bile AKP’ye destek olmayacaktık da bölücü ihanet çetesinin siyasal uzantısı HDP’nin kuyruğuna mı takılacaktık?

koray-aydin-tbmm-2-copy.jpg

HDP’Lİ FORMÜLE ‘EVET’

DEMEK İHANETTİR!

MHP seçimlerin ardından HDP’li formülleri peşinen reddetti. Hatta Anayasa gereği kurulacak bir erken ve zorunlu seçimde dahi bulunmayacağını belirtti. MHP kendini HDP’ye göre mi konumlandırıyor?

HDP’li formüllere evet demek, bölücü ihanet çevrelerinin oyuncağı olmaktır. Bu yöndeki beyanlarımız seçimlerin ardından hemşehrilerimize teşekkür amacıyla geldiğimiz Trabzon’da Kuzey Ekspres dahil bir çok gazete yayınlanmıştır. PKK’nın yeniden silahlı saldırılara başlaması, HDP’nin sergilediği tavır ve akabinde meydana gelen olaylar MHP’yi bir kez daha haklı çıkarmıştır. MHP kendisini HDP’ye veya başka bir partiye göre konumlandırmıyor. MHP, bölücü ihanet karşısında, onun silahlı ya da silahsız bütün unsurlarına karşı açık ve net bir tavır alıyor. HDP ile aynı kuyuya girmem diyor. Bundan daha tabii ne olabilir? MHP bölücü çevrelerle neden ortaklık yapsın? Böylesi bir durum varlık sebebini ortadan kaldırır. Şimdi HDP’nin dışardan destekleyeceği CHP-MHP hükümetini önerenlerin, bize kaf dağından kar bağışlayanların, olmayacak duaya amin dememizi bekleyenlerin yeni söylemlerini gerçekten merak ediyoruz.

MHP’nin olağanüstü gündemle toplanan parlamentoda terör olaylarının sebeplerinin araştırılmasına dönük meclis araştırması önergesini reddetmesini yine HDP ile aynı tarafta olmamak için miydi? Burada MHP’nin bu tavrını nasıl okumalıyız?

Daha önce de ifade ettim. MHP’nin önceliği Türk milletinin ve devletinin yüksek menfaatleridir. Politikasını ona göre belirler ve uygular. Bu konuda kim ne pozisyon alıyor ona bakmaz, kendi fikri çizgisinin gereğini yapar. Nitekim bahsettiğiniz önerge için de tavrımız böyle olmuştur. Önerge Suruç’ta meydana gelen bombalı saldırının ardından HDP tarafından hazırlandı, CHP bu önergeyi destekleme kararı aldı. Sonrasındaki terör saldırıları da önergeye dahil edilerek, parlamento olağanüstü toplantıya çağrıldı. Şimdi şöyle bir düşünelim, Türkiye yıllar yılı bir bölücü terör belasıyla boğuşuyor. Bunun sebeplerini, sonuçlarını, yöntemlerini, faillerini, cinayetlerini, katliamlarını yıllardır görüyoruz ve biliyoruz. Suruç’a misilleme diye, polislerimiz uykularında kalleşçe şehit ediliyor, PKK bu cinayetleri üstleniyor. Sonrasına ülkenin her yanında araçlar yanıyor, polislerimiz, askerlerimiz yine PKK tarafından alçakça saldırıya uğruyor, şehit ediliyor. Olaylar belli, şehitler belli, failleri belli. Bütün bunlardan en ufak bir şüpheniz mi var? Millet bizden bu terör olaylarını komisyona havale etmemizi değil, bu alçak saldırılara misliyle mukabele etmemizi bekliyor. Şimdi biz içinde bölücü örgütün siyasal uzantılarının da yer aldığı araştırma komisyonu kurup da ne yapacağız? Elde edilen bilgi ve bulguları bir de Kandil’deki eli kanlı Karayılan’la ve İmralı’daki bebek katili ile mi paylaşacağız? Şimdi biz akrepten bal yapmasını mı bekleyeceğiz? Böyle saçmalık olur mu? Esas bu saçmalığa CHP gibi devletçi bir partinin nasıl alet olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz. CHP, kendisini bir an önce HDP’nin etkisinden arındırmalı, olması gerektiği gibi, yerli ve milli olmalıdır.

 

KİMİN ‘ŞEREFSİZ’

OLDUĞU BELLİ!

Sayın Aydın, bir de bu HDP seçmenine dönük “şerefsiz” polemiği var. Bu konuya dair görüşünüz nedir?

Orada Genel Başkanımızın kimi kastettiği açıktır. Sayın Bahçeli’nin kastettiği HDP’ye oy veren seçmenlerin geneli değildir. Kastedilenler “bu ülkenin ekmeğini, aşını ve kaymağını yiyip, bu ülkeye ihanet eden”, milli ve manevi değerlerimizi de hiçe sayan bir avuç kaymak tabakadır. MHP herhangi bir etnik kökene, partiye, seçmene veya gruba karşı değildir, açıkça “bölücülere” karşıdır. Bölücü Kürt de olsa karşıdır, bölücü Türk de olsa karşıdır. MHP bölücüye bölücü der, ancak kardeşe de kardeş demesini bilir. MHP Çanakkale ruhuna sahip çıkan, İstiklal Savaşı’nda omuz omuza mücadele eden, bu gün de ülkesi, bayrağı, vatanı, milleti ve devleti için hayatını ortaya koyan herkesi bir ve kardeş olarak görür. Bu anlayış dün de böyleydi, bugün de böyledir ve yarın da böyle olacaktır.

 

MİLLİ İRADE AKP’NİN

OYUNCAĞI DEĞİL

Şayet hükümet arayışları başarılı olamazsa ufukta zorunlu olarak seçim gözükecek. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Tekrar üzerine basa basa ifade ediyoruz. Seçmenin mesajına uygun olarak bir koalisyon hükümeti mutlaka kurulmalıdır. Bütün bu arayışlardan bir sonuç çıkmazsa da seçime gidilmesi kaçınılmaz olacaktır. Bizim MHP olarak öncelikli tercihimiz erken seçim değildir. Genel Başkanımızın seçim akşamı ifade ettiği erken seçim sözü, Başbakan Davutoğlu’nun yaptığı balkon konuşmasındaki seçim çağrısına bir cevap niteliğindedir. Bütün koalisyon alternatifleri denendiği halde bir sonuç alınamazsa, sandığa yani millet iradesine yeniden başvurmak demokrasinin bir gereğidir. Genel Başkanımız bunu açıkça ifade etmiştir. Ancak bu durum asla istismar edilmemelidir. Koalisyon alternatifleri mevcutken, şimdiye kadar yapıldığı gibi oyalama, savsaklama ve süreyi doldurmaya dönük hareketler, milli iradeye aykırıdır. AKP’nin içinde olmadığı bir hükümet kurulması mümkün olmadığına göre burada belirleyici olan AKP’nin tavrıdır. Onun için hükümet kurulamaz ve seçime gidilmek zorunda kalınırsa sorumluluk ve vebal AKP’nin sırtındadır. Türkiye, AKP yeniden tek başına iktidar olana kadar seçimleri yenilemek mecburiyetinde değildir. Milli irade de AKP’nin oyuncağı değildir. Milleti koalisyonlarla korkutup, buradan tek başına iktidar devşirmeye çalışmak, açıkça milletin kararını beğenmemek anlamına gelmektedir. AKP sorumluluğunun gereğini yapmalı ve bir an önce koalisyon hükümetini kuracak adımları atmalıdır. Ülke kaybederken, kazanılan birkaç puan oyun kimseye bir yararı yoktur. Hükümet bir an önce kurulmalı, öncelikle terör belasını defetmeli, huzuru ve güvenliği sağlamalı, işsizliğe, yoksulluğa ve daha bir dizi soruna çare üretmelidir. Milletimizin siyaset kurumundan beklediği budur. MHP bu manada üzerine düşen vazifeyi yerine getirmeye hazırdır.

 Röportaj : Mustafa KUL

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • FETÖ operasyonu: 26 gözaltı!15 Temmuz 2017 Cumartesi 18:08
  • MİNİBÜS TERÖRÜ15 Temmuz 2017 Cumartesi 11:37
  • UNUTULMAYACAK15 Temmuz 2017 Cumartesi 09:57
  • SİZ BUNLARI OKURKEN!..12 Temmuz 2017 Çarşamba 12:12
  • Fatih Atlı’ya tam destek11 Temmuz 2017 Salı 18:28
  • ADALET ATEŞİ!..10 Temmuz 2017 Pazartesi 12:52
  • Dünya Horon Rekoru Bursa’da Kırıldı10 Temmuz 2017 Pazartesi 11:22
  • Adalet Buluşması10 Temmuz 2017 Pazartesi 10:50
  • Yemen'e yardım gemisi yola çıktı09 Temmuz 2017 Pazar 21:33
  • Festivalde Sedat Peker'e yoğun ilgi09 Temmuz 2017 Pazar 21:32
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.