• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 6 °C

Latin Amerika’nın EN BÜYÜĞÜ

Latin Amerika’nın EN BÜYÜĞÜ
Amazon ile en büyük ormanı, en çok Hıristiyan’ın olduğu ikinci ülke, 4 milyon değişik bitki ve hayvanla birinci, en fazla Portekizce konuşulan, en çok havalimanı olan, 8. büyük ekonomi, tabi futbolda 5 dünya şampiyonluğu ile Brezilya.

UĞRUNA ÖLÜRÜZ DEDİKLERİ
Benim, öğrendiğim lisanlara yaklaşımım biraz tarih merakım ve toplumların günlük yaşamlarındaki örf ve ananeleri, sanatlarında kullandıkları renkler gibi ilk temasta iletişim kurabileceğim birkaç temel bilgilerle başladı. Tıpkı en son koca Balkanlarda nereye gittiysem belli ki Türk katkısı! Yatak, yastık, yorgan, peşkir, ibrik, tavan, kat, hane’ vs., kelimelerinin hala kullanıldığı gibi, biraz zorlasanız ‘çok’ sayıda ortak kelime deyim bulabiliriz.
Hangi akla ‘hizmet’ ise ve sanki Birleşmiş Milletlerin ‘inanç hürriyetine ihlal’ diye kabul etmediği dini kimlik, İslami pasaportu varmış ve yaşadığı yurt dışında ona ‘ibadet hakkı’ vermemişler gibi, maalesef her defasında tuhafca ‘elhemdürillah sadece müslümanım’ diyen cemaatci bir dostumun aksine, gerçek dünyada, ayrı dinden, düşünceden de olsa toplumlara kimlik veren temel unsurlar; dil birliği, özgürce düşünme, gizlice ibadet, eşitlik, fikir-hürriyet, adalet, güvence, parasız sağlık, eğitim hizmetleri vs. Onları müştereken ‘millet’ olarak sınıflandırır. Onların yaşadığı yere ise, tıpkı şairin ‘uğrunda ölünebilecek toprağa’ vatan dediği gibi, her gittiğim yerde nerdensin, nesin, sorularına alışkınlığımdan, artık çok sayıda lisanda ‘ Türk ve Türkiye’ kelimelerini öğrendim.
Çoğunluk, okuyup fazla zeki olmasınlar diye zoraki sübvanse edilen kilise baskısı ile Hıristiyan, lakin değişik ten renklerinin amalgam halde yaşadığı ve tıpkı futbol maçında ‘uğruna ölürüz dedikleri kutsal bayrak’ kavramı ile bir arada olan Brezilya, hemen hemen diğer tüm ‘Latin Amerika’ ülkelerinde olduğu gibi, çoğunluğu 2. dünya savaşından sonra göç etmiş çok sayıda Budist Koreli ve Japon haricinde, Osmanlı (bu coğrafyada hiç bilinmeyen bir kavram) son döneminde, özellikle imparatorluktan kopan topraklardan oldukları için aslen Arap, Suriye, Lübnan, Mısır, Irak vs.’ den gelen Müslümanlar gibi keza Yugoslavya, Yunanistan ve Balkanlardan göç etmiş, bazıları ‘devlet başkanı’ olmuş Hıristiyanların hepsine ‘Turco’ Türk deniyor.
Özgürlük adına Avrupa’nın sömürgeciliğine başkaldırmış tüm Latin Amerika’da örnek alınan ve özellikle ‘kadına ilk oy hakkı veren’ toplum lideri olarak ‘Atatürk’ü ve devrimleri çok yakından tanıyorlar. Belki de ‘turco’ diye, beni de kendilerindenmişim gibi kabul eden sıcak, ilk durağım ‘Saupaolo’ gerçekten tam anlamıyla ‘samba ve futbol’ genlerine işlemiş, yüz ölçümü gibi ‘dünyanın’ en büyük ekonomilerinden biri olan Brezilya tezatlar ülkesi.

NORMANDİYALILAR GİBİ!
Herhalde tipik Normandiyalılar gibi uzun Trabzon burnumdan olsa gerek, tarihsel yapısı muhteşem 160 yıllık ‘belediye’ tiyatrosunun önünde, ulu orta bana Fransızca ‘resmini çekeyim mi’ diye soran, babası Fransız, annesi Çinli, ayrıldığı eşi Japon, İrlandalı ile evli bir kızı Almanya’da, Portekiz kökenli biri ile yaşayan diğer kızı Londra’da, Brezilya’da doğan ve ilk gün tesadüfen karşıma çıkan ‘Roger collet’ tam bir bilge. Her biri 30-35 katlı yüksek apartmanlar arasında, hala modellik dersi veren, yaşlı annesi ile eski anıları için yıkılmasını istemediği,  şehrin göbeğinde belki de üzerine ‘yüzlerce milyon dolarlık’ daireler yapılabilir değerli bir arsada, kendi ifadesi ile ‘sonradan görme soysuz yeni zenginlere ders’ verme adına ‘tek kat’ zarif bir evde oturuyor.

LUZ PARKI MANZARALARI
Aile ve dostları ile beni tanıştıran, şehrin ‘değişik çehrelerini’ bana tanıtan, lakin çoğu kez yemek parasını ödememi dahi kabul etmeyen, prensip sahibi, adres sorduğu kişiden, konuştuğu taksi şoförü dahil, herkese kibar, saygın ve katı ‘dindar’ cizvit yatılı okulunda eğitim görmüş, yaşamı boyunca sadece ‘bir kez’ yurt dışına çıkan, o da İspanya, Fransa arasında, yaya manastırlarda ücretsiz konakladığı 40 günlük ‘camino’ hacılığı ardından, incelediği tüm dinlerdeki ‘riyakar’ dediği benzerlikler yüzünden, sonunda kiliseden ayrılan, lakin evinde nehru, mao, atatürk, bolivar benzeri halk kahramanı unutulmaz dünya liderlerinin hayatları, sanat tarihi, kuran ve Van kedisinin gözlerinin farklı olduğuna dair özel kitaplar dahil ‘hepsini okudum’ dediği, konuştuğu Fransız, Çin, İngiliz, İspanyol, Portekiz ve Japon dillerinde yazılı 11.000 kitabı olduğunu söyleyen, asıl mesleği sanatsal fotoğrafçılık olan ‘roger collet’ kendi deyimiyle ‘tüm dünyayı dinleyen kızıl ense kara cahiller diyarı USA tarafından dinlenmek istemediği için’ mobil telefonu yok lakin ‘hazreti google’ gibi, hangi ülkeyi, en son gelişmeleri ile - ne istersen sor ‘bilir’ anlamında, güya okuduğunu bir şeyler bildiğini zanneden beni utandırır hakiki bir ‘bilge’ çıktı.
On gün boyunca, başta binlerce kişinin ‘kamusal alanlar halka aittir’ ilkesi ile yoksul ve bağımlıların şehrin en lüks semtlerinde bile özgürce yaşadığı ve hiçbir gücün dokunamadığı yerler, tren istasyonları ve yapımda çalışan işçilerin kalacağı lojmanlar için yapılmış dahil dına mek isteyen tesadüf olarak on gün boyunca metro, otobüsle gezdirildiğim dahil, ‘dünyaca’ ünlü, evrensel değerlere sahip sergileri barındıran çok sayıda ‘parasız’ müzeler olmak üzere, camiler ve kiliseler ‘medeniyet’ anıtları ‘hürriyet’ parkları, koruma altına alınan Güney Amerika eşsiz yaratıkların barındırıldığı yerler ve hatta dünyaca ünlü ‘nobel’ ödüllü Brezilyalı mucitler, panzehir alimlerinin enstitüleri, teknoloji fuarları, Orta Asya’dan getirdiğimiz ‘kilim’ kopyası Amerikan folklor merkezi, 1.800 mağazası ile ‘dünyanın en büyüğü’ olan motosiklet şehri, keza 2.400 küçük şirketli bilgisayar merkezi, en yüksek bina ‘martinelli landmark’ dahil olmak üzere, kimsesizler yurdu ve güçlü azınlıklar, İtalyan, Alman, Lübnan, Suriye, Arap ve ermeni kültür merkezleri dahil, alışılmış normal şehir turları dışında – yabancıların asla bulamayacağı – yerleri gezdiren roger collet, yarı şaka pusula doğrultusu dahil, öğrettiklerini gün sonunda sorgulayarak, bana her gün 15 km yol yürüme esası ile tam bir ‘bilim’ askerliği yaptırttı, sağ olsun.
Üçüncü gündü ‘gezi’ dahil, her şeyden haberdar bilge dostum, beni kamusal ‘kutsal alan’ denen ve direnişçi 1 kişinin öldüğü için ebediyete dek dokunulmaz ilan edili ‘luz’ parkına götürdü. Binlerce ağaçlı, her bir köşesinde değişik müzisyenlerin bir araya gelip gurup olarak çalışları ‘hydepark’ benzeri, her tür siyasi düşüncelerini beyan eden insanlar ve elele tutuşmuş – öpüşen aşıklar yanında, çoluk çocuğu ile gelmiş, içinde çoğu ‘nü’ toplam 84 heykelin bulunduğu parkta ‘yaşayanlar için’ daimi klinik, aş evi ve parasız bilgisayar ve internet hatları mevcut. roger collet bana geçen ay başlayan ve çok sayıda ölümlerle ‘evrensel’ olay olarak kabul edilen, tamamen yabancı yapımı uydurma ‘topçu kışlası’ özürleriyle sanki bakkal açarcasına artık yapım ve kalitesi ile cıvığı çıkartılmış, ruhsuz ‘avm’ sayısına bir yenisini daha eklemek amaçlı ‘gezi’ parkı ile ilgili neden oldu sorusuna cevap bulamadım.
Belli ki kendi kuşaklarından 68, 72-78, 1980-82 akımları ve nihayet 1990’lı yıllarda ‘prestorayka’ ile eski Sovyetler birliğinin serbest piyasa ekonomisine dönüşümleri ‘anlayamamış’ ve görenler bilir hala ‘okuma oranı ve sağlık hizmetlerinde dünya lideri Küba’ gibi ülkelerin communal, ortak yaşam, alt yapı, sanat ve kültür için yaptıkları çalışmaları maalesef fark edemeyecek kadar kör ‘vergilerimizle maaşları ödenen’ tek maksadı toplumu ‘dilenci’ yapan çince anlamadığımız dilde din için cami (belki cehaletimdendir, lakin madem bu kadar dindarız, hala neden Arapçaya geçmediğimizi veya 178 ayrı dile çevrilmiş Kuranın, Atatürk’ün Hamdi Elmalılı’ ile başlattırdığı tercümesiyle ‘neden’ Türkçeye dönüştürülmediğini hiç anlayamadım.  İki çuval kömür ve iftar çadırı gibi popülist düşünceler doğrultusunda ‘görmemişcesine’ yandaşları ile yeşil alan katletmek için and içmiş, belli ki ‘kul hakkı’ konusunda Allahtan bile korkmayan inançsız ‘sözde’ belediyecileri yerin dibine sokacak evrimler geçirmiş ‘devlet olduğunu ispat adına’ yaptığı uzun vadeli planlarla iz bırakmış,-dindar olmayan - sosyalist rejimleri, bizimkilerin neden anlayamadıkları ve/ya hala anlamak istemedikleri her iki jenerasyonda bir ‘evolüsyon – değişim’ kurallarına sağır olmaları, gerçek amaç ve ‘hak – eşitlik’ adına, ‘idarede kalibre’ farkı ile ortaya çıkıyor.

200 MİLYON NÜFUSLU ÜLKE
İlk okulda aynı zamanda din dersi veren aydın Müslüman ‘bilgi ile her yerde fark edilir diyen İsmail Hakkı bey’ coğrafya ve Ayşe hanım hocalarım sayesinde, hayat boyu öğrenme sevdalısı biri olarak, bu yazı dizilerimde okurların ilgisini çekmek adına, belki beyin yıkama adına ‘yandaş ve öteki’ diye bugünlerde ikiye ayrılmış denen kara cahil yetiştiren ‘dizi’ kültürü ile sosyal yaşantımızı öldüren medya dışında, Brezilya ile ilgili bulduğum ilginç vurgularda; dünyanın ‘en lezzetli’ kahve, otomobil sayısında 10., ‘amazon’ ile en büyük orman, 2. en çok Hıristiyan’ın olduğu, 200 milyon nüfusla 5., 4 milyon değişik bitki ve hayvanla 1., Latin Amerika’nın en büyüğü, en fazla Portekizcenin konuşulduğu, en çok havalimanının olduğu, evrensel 8. ekonomi, 10. en uzun demiryoluna sahip ülke ve tabii ki 5 kez futbolda dünya şampiyonu, gerçekten tezatlar ülkesi Brezilya çok değişik bir yer.
Mutlaka tekrar döneceğim Brezilyanın keza ilginç metroplolü Sao Paulo’da, kayıt altında bilinen 18 milyon nüfuslu, ortalama erkeklerin 62 - kadınların 70 sene yaşadığı, 37 etnik lisanın konuşulduğu, halkın %70 katolik olmasına rağmen, özellikle yardım almak için gidenler dahil en kalabalık Pazar ayinlerinde kiliseye katılım yaşayanların sadece %0.012 si, birinci ligdeki takım sayısı 3 – bazen 6 ay öncesinden maç biletleri satın alan kulüplere üye sayısı 4.7 milyon, 1.744 salsa dans kulübü, ortalama her biri 2.8 milyon US dolar üyelik bedeli sosyal kulüplere üye sayısı 38.700 zengin, dünyanın en pahalı - en çok bentley, rolls royce, ferrari ve lexus lüks otomobillerinin satıldığı, her yıl 16.5 milyon turistin ziyaret ettiği, günde 143 milyon kez toplu taşımaya, değiştirdikleri araç, istasyonla 430 km’lik metro ve 41.700 otobüs filosuyla ‘ünite başına’ giriş yapan yolcu, 32.600 taxi, 29.700 avukatı, 374 müzesi, cadde ve ortak alanları süsleyen 14.800 heykelli, 603 parkı, 4 opera, 11 devlet ve 28 belediye tiyatroları ile dünya birincisi, başkentinin ismi de Brezilya olan ünlü mimarı 104 yaşında ölen ‘Oscar niemer’ modern yapıtlarının çok sayıda bulunduğu, sobasız, sıcaktan mağazaları vitrinsiz Sao Paulo ‘illaki’ görülmesi gereken bir yer.

HAFTAYA: Tango diyarı Arjantin

Gazete sayfası için tıklayınız..

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mayalar diyarı PERU!25 Ekim 2015 Pazar 09:00
  • Tezatlar ülkesi Bolivya24 Ekim 2015 Cumartesi 10:20
  • Güney Amerika’nın en uzun ülkesi: Şili18 Ekim 2015 Pazar 14:49
  • Güney Amerika’nın en uzun ülkesi: Şili18 Ekim 2015 Pazar 08:04
  • Sürprizlerle dolu Uruguay03 Ekim 2015 Cumartesi 09:31
  • Rüyalar şehri Buenos Aires13 Eylül 2015 Pazar 07:35
  • Tangocuların diyarı ARJANTİN12 Eylül 2015 Cumartesi 07:35
  • Latin Amerika’nın EN BÜYÜĞÜ08 Eylül 2015 Salı 14:16
  • Tezatlar ülkesi BREZİLYA08 Eylül 2015 Salı 14:15
  • Çanakkale'den ölümsüz kareler18 Mart 2014 Salı 13:50
  • YERİN KULAĞI
    • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
    • Birinci yalnız kaldı!
    • İnternet sitesinin anketi!!
    • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
    • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
    • Evde yatıp para kazanacaklar!
    • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
    • MHP’de iki çift bir tek!
    • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
    • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.