• BIST 107.479
  • Altın 151,616
  • Dolar 3,6610
  • Euro 4,3049
  • Trabzon 18 °C

LET’S GO TO UMRE!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Ben dindar bir ailenin kızıyım. Namazı da, orucu da, kul hakkı yememeyi de, zekatı da bilirim. Allah’ın emrettiği her şeyin insanlığın doğru, iyi, temiz olması için emrettiğini de bilirim. İbadetlerin gizli yapılması gerektiğini, kimsenin gözüne sokmak gerekmediğini, takiye yapılmamasının gereklerini de bilirim.

Sabah evden çıkarken besmele ve Ayetel Kürsi’nin beni koruyacağına inanırım.  Tek teslimiyetimizin Hakka olduğuna inanırım.

İman Allah’ın bizi her yerde sardığını idrak etmekle olur. O her şeyi gören ve duyandır.

Hayatımızda çeşitli sınavlardan geçiyoruz. Bizler bu sınavlarda başarı ya da başarısızlık gösteriyoruz.

Yıllar önce 35-40 yıl önce babam hacca gitti. Çok küçüktüm. Babam kara yoluyla hacca gitmişti. Çok gururlanmıştım.

O günlerde hacca hazır olan insan giderdi. Yani parası ve maneviyatı dolu insan giderdi; Hataları bir daha yapmamak üzere. O günün anlayışı bu idi.

Babacığım seneler sonra (7 yıl önce) Umreye gittiğinde her şeyin ne kadar değiştiğini ve rahat olduğunu söyledi.

Babam için İman aşktır. İman gönlünde yer etmiş olandır ve tüm kötülüklerden uzak durmaya çalışandır. İncitmek istemez aşkını babam.

Gerçek inananları aşk sardığı için ne kibir, ne ben duygusu ne de kötü huyları vardır.

Neden yazıyorum tüm bu inanç ve aşk mevzusunu biliyor musunuz? Artık insanların bazıları kutsal görevlerini aşk için değil birilerine yaranmak için yapıyor.

Dindar bir işyerinde çalışan zat-ı muhteremler sırf patronunun gözüne girebilmek için onun gittiği camide ona yakın yerlerde saf tutuyor.

Umre artık Napoli, Fransa, İtalya, İngiltere yerine tercih edilen bir tatil yeri gibi oldu.

İnsanlar ibadetlerini İnstagram, facebook hesabından millettin gözüne sokar oldu.

Öyle ki Umre’den sonra yürü ya kulum olan gazeteciler, sanatçılar bile var.

Hac ve Umre ziyaretlerinin magazinleştiği bir dönemden geçiyoruz.

İnanç bu kişilerin psikolojilerini nasıl etkiliyor acaba?

Oysa Mekke’de boykota maruz kalan müminler dirençleri kırılmadan, inançlarından dönmeden İslamiyet’i seçip yollarına devam ettiler. Mekke bir gerçek hikâyedir. Hikâyesinde ilahi güç ve adaletin anlatımı vardır. İnanç ile hayat arasında sıkışmış hayatın zenginliğine kapılanlar oranın büyüsünü anlayamazlar sanırım. O yüzden kendini hazır hissettiğinde git denir.

İnancın kişilere göre farklılık gösterdiğini Umreye gidip dönenlerden çok net ve açık görebiliyoruz.

İnanç ve ibadetlerini yerine getirip önce Umre sonra da Hac vazifesini yerine getiren insanların davranışlarında ve toplumsal ilişkilerinde pozitif olmaları ve iyi insan olmaları beklenir.

Babam peygamberimizin hasır üzerinde yattığını bize anlatırdı. Bugün ise peygamberimizin en güzel deveye bindiğini konuşur olduk.

Sizler neyin magazinini yaşıyorsunuz?

Kutsal topraklarda herkes eşittir denir. Ama gördüğümüz manzaralar kimileri için hiç de öyle değil dedirtiyor.

Kul hakkı olmayacak şekilde helalleşip gidilen kutsal topraklarda artık kimler yok ki?

Kutsal topraklarda ne araba, ne villa, ne para, ne dava hatta ne de aile sadece ve sadece yaratan ve aciz kul vardır. Bu mantığı magazinden ayrı yaşayamayanlar acaba kavradı mı?

Her şeyi olup Mevla’yı unutanlar, Umre’de hatırladıkları Mevla’yı, lüks yaşantısına geri döndüğünde hatırlar mı acaba? Bazı görselleri görünce mantığım şaşıyor.

Hac ya da Umre toplum ve cemiyet hayatının orta sayfa haberi değildir. Tek başına, şahsi olarak âlemlerin rabbine yakarıştır. Şükretmektir. İstemektir. Dua etmektir.

Orada olduğun gibisindir. Katkısız ve de samimi.

Umre günah çıkarma yeri değildir. Git arın gel ve kaldığın yerden devam et. Yok böyle bir şey.

Umre bir terbiyedir. Lafla değil, ruh, beden ve aşk ile bedenin terbiyesidir. Ruhun, gönlün ve aklın bir bütün olarak eğitilmesidir.

Oldu da bitti maşallah değildir bu kutsal görevler. İnşallah ve maşallahların hüküm sürdüğü günümüzde Allah izin verirse (inşallah) ile Allah’ın istediği şey (Maşallah) gibi dualar manalarını birilerinin ağızlarında kaybeder oldu.

Binlerce yıldır bir tablo yaratılmış. Sevgi, aşk ve imanla boyatılmış bu tabloyu şimdi birileri bireysel kendine göre boyamaya çalışıyor. Oysaki o tabloda ilhamın fısıltıları sadece ilahi güçtür.

Umre bir seremoni değildir. Kuralları olan, kendine güvenen, iyi insan olma yolunda adımların atıldığı dinsel bir öğretidir.

Umre’yi merasim havasında yaşayanları döndüklerinde çok net izleyebiliyoruz. Hiç sansürsüz…

İnanç sisteminin işaret ettiği bir görseldir Hac. Ben kendimi ne zaman hazırlıklı hissederim bilmem ama samimiyetle, aşkla, sağlıkla gitmeyi umarım Allah nasip eder.

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.