• BIST 94.896
  • Altın 279,228
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Trabzon 19 °C

LİNÇ!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Hayatımız, kurgusu yapılmış bir dünyada, maalesef ki birilerinin idealleri uğruna bizlere verilen rollerle geçiyor.

Her önemli karar yaralamaktan. İleriyle ilgili birçok adım başarısızlıktan. Her başarıda yenilgi getirmekten başka bir işe yaramaz oldu.

Bugünlerde onun, bunun, şunun ismi lekelenir oldu. Hem de çok kolay…

Birileri senaryoyu yazıyor, ortalık velveleye veriliyor, kin güdülüyor ve linç ediliyor. Bu kadar.

Hepsi sonsuza dek mutlu mesut yaşadılar cümlesi artık çok da olası değil. Peki! Bu cümleye inanan kaç kişi kaldı?

Bugünlerde ortalıkta sütten çıkma ak kaşıklar grubu var. Her şeyi yapıp pak olanlar. Ya da tencere dibin kara senin ki benden kara olup kandırılanlar var.

İnsanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğinizi son günlerde sıkça görür olduk.

Yapıcı olmak eğitim gerektirir.

Karalamak ise hasetlik gerektirir.

Geçen hafta sonu sosyal medyada meşhur çikolata devinin 1 Nisan şakası ile ilgili reklam filminin şirkete ve markaya yönelik karalama kampanyasını izledik.

Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Murat Ülker basın açıklamasında, “Bu haksız algıdan incinmiş olan tüm vatandaşlarımızdan özür dileriz. Bu saldırı markamızı hedef almış gibi görünmekle birlikte haksız itham ve iftiralarla devletine, milletine ve ülkesine bağlı saygıdeğer vatandaşlarımızı da tahrik etme ve hasmane tutum almaya zorlamayı amaçlamıştır. Bu maksatlı kişilerin kumpas ve linç girişiminin yarattığı tahribatın sonuçları kanun önünde ayrıca takip edilecektir” dedi.

Emeğin karşılığını maalesef ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsınız. Öğrendim ki bilmeyenlere emek sunulmaz.

Onlar karalar, siler ve çizer.

Amaçları yalnızlaştırmaktır.

Kim bilir! Belki de bu linç girişiminin ana başlığı başka bir firmayı cilalamak, ön plana çıkarmak hatta belki de bu bisküvi devine el koydurulma amacı güdüyordur.

Kazanılan bir liranın bulunan on liradan daha değerli olduğunu bilmeyenler linç eder.

Maalesef tüm insanlık adil ve dürüst olmayı öğrenemedi. Hatta öyle ki daha İsrail ürünlerini masalarından bile kaldırmadı bu sözde dindarlar… Konuşunca mangalda kül bırakmayan bu tipler bir ellerinde o meşhur gazlı içecek diğer ellerinde yabancı marka sigara ve yine kullandıkları o son model yabancı marka arabalarla arz-ı endam içerisindeler. Sonra da kandırıldık deyip işin kaymağını yemeye devam ediyorlar.

Yargılamadan insanları linç ediyorlar. Kendilerini savcı, hâkim belleyen halk ve yandaşlar asıyor, kesiyor, bağırıyor. Ne biliyorsun da ne bağırıyorsun?

Bende bilmiyorum ama ne olursa olsun adaletin varlığını kabul etmek istiyorum. Varsa bir durum bunun hesabını kesecek hukuktur. Adalettir. Halk değildir. Olamaz da…

Herkes siyaset yapıyor... En çok da halk!

Bu halkın dilinde kendilerinin olan tek bir kelime yok. O kadar çok konuşuyorlar ki. Bu bol konuşmalar; O insanların acaba yüreğinden mi, aklından mı yoksa dilinden mi geçiyor diye düşünmeden edemiyorum?

Ülkemde son günlerdeki olayları bilmediğimi ve anlamadığımı hatta bağlantılarını ise asla kuramadığımı anladım. Bugünlere nasıl geldik ve neden bu haldeyiz? Kimsenin kimseyi anlamadığı hatta çok rahat karaladığı bir dünyada sözler insanları dövmekten lekelemekten başka ne işe yarıyor ki.

Keşke insanların yürekleri konuşabilseydi. O zaman biat eden, yalancı ve kötülük düşünenler… Dilleri olmadan belki de daha doğru söylerdiler.

Bugünlerde bir örs olanlar var. Bir çekiç olanlar. Birde örsle çekicin birlikteliğinden dövülenler var.

Tarihte o kadar çok karalama, iftira, linç uydurulmuştur ki bunları toplasak bir kütüphane dolusu ciltli kitaplar, ansiklopediler çıkar. Her dönem birileri birilerini karalamıştır. Atatürk, Vahdettin, Menderes, İnönü ve daha niceleri.

Yaşanılan tüm bu iftira, yalan, dolan, çamur atma, demagoji hangi taşın altında saklanıyordu da bugünlerde yine ortaya çıktı. Neden bugün bu iftiralar? İftiralarla, karalamalarla sindirilip kenara atılmak istenenlere karşı halkın tepkisi ise çok manidar oluyor.

Tahkiksiz, mesnetsiz kuru iftiralara karnımız tok.

Birileri kuyuya bir taş atıyor ama kırk akıllı o taşı çıkaramıyor. İşte bu haldeyiz!

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.