• BIST 104.828
  • Altın 270,118
  • Dolar 5,7478
  • Euro 6,3289
  • Trabzon 13 °C

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL

  Ben bir Cumhuriyet çocuğuyum, elbette sevinçle kutlarım. Ama madalyonun bir de öteki yüzü var.
Cumhuriyet'in ilanı, Vahdettin'in İngilizlere sığınıp kaçmasından sonra fiilen zaten ortadan kalkmış olan Osmanlı Sultanlığı kurumunun, 23 Nisan 1920'den sonraki rejimin mahiyeti ve adı arasındaki boşluk ya da karışıklığı ortadan kaldıran çok önemli bir siyasi karardı. Ne var ki, aynı zamanda, İstiklal Mücadelesini veren kadronun içinde yaşanan gene çok önemli bir kırılmaydı. Öyle ki, 29 Ekim 1923'e kadar Mustafa Kemal Paşa, başta ona bu mücadelenin liderliğini veren Kazım Karabekir olmak üzere, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy gibi Milli Mücadelenin üst kadrosu içinde 'primus inter pares' yani 'eşitler arası birinci' iken, bu hareketle Milli Mücadele'deki en yakın arkadaşlarının önemli bir kısmını tasfiye etmiş, yeni devletin fiilen hakimi haline geldiği normal sayılması zor bir emri vaki yapmıştır. 'Cumhuriyet' bir "tek adam", "tek parti" rejiminin adı olarak başlamıştır.
Şöyle ki:
  28 Ekim 1923 gecesi Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa başta olmak üzere varlığından rahatsız olmadığı yakın arkadaşlarına "yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz dediğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi 289 milletvekilinden oluşuyordu. 29 Ekim 1923'te Meclisin toplantısına 159'i kişi katıldı. 158 kişi kabul oyu kullandı. Öteki 130 kişiye haber verilmemişti.
29 Ekim Türkiye'de sadece Cumhuriyetin değil aynı zamanda 'tek adam rejimi'nin de başlangıcıydı.
Aradan nerede ise 100 yıl geçti. Elbette Türkiye Cumhuriyeti için gururluyuz. Ama kişi hakimiyetine değil, kurumlaşmış çoğulcu, özgürlükçü, bağımsız ve üstün hukuk kurumunun hakemliği altında yürütülen meşru siyasi rekabete dayanan bir demokrasiyi kurmak için hala mücadele ediyoruz.
Bu yaz Talat Paşa hakkında bir biyografi, daha doğrusu Osmanlı'da meşrutiyetten tek adam (Talat Paşa) tek Parti (İttihat Terakki) rejimine, sonra İmparatorluğun dağılması ve içinden Birinci Büyük Millet Meclisi sonra gene tek adam (Mustafa Kemal Atatürk, arkasından İsmet İnönü) ve tek parti (Cumhuriyeti Halk Partisi) rejimlerine geçişin tarihi olan önemli bir kitabı ders çalışır gibi okudum.
Osmanlı'da İkinci Meşruiyetten İttihat Terakki'nin Başbakanlık makamını basarak darbe yapmasına kadar geçen sürede yaşanılan çoklu bir insanlar birlikteliğinin çoğulcu bir siyasal sistem, devlet içinde birlikte yaşamalarının koşullarının arandığı tecrübeyi bin kere, yüz bin kere incelemeye ihtiyacımız var.
Bayramınızı kutlar, saygı, sevgi ve selamlarımı sunarım. YST. Bir Cumhuriyetçi, Kemalist değil, etnisiteye ve dine referans yapmayan anayasal yurttaşlığa dayalı Cumhuriyetçi. Dünyada adı Cumhuriyet olan çok rejim var. İran İslam Cumhuriyeti gibi. Ama onların sadece adı Cumhuriyet, ruhları ise despot.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.