• BIST 88.059
  • Altın 342,162
  • Dolar 6,5864
  • Euro 7,2685
  • Trabzon 11 °C

MADE IN CHİNA

Eray Altındaş

  İlkokul sıralarında Çin’i, kilometreler boyunca adına ÇİN SETTİ denilen kaleye benzeyen yapı ile tanıdık… Gençlik yıllarımızda Çin’i, Rusya’dan sonra dünyada liderliğini Mao Zedong’un yaptığı ikinci komünist ülke olarak bildik…
Orta yaşlarda ise Çin’i yaşantımızın her alanında görürü olduk… Öyle ki, Çin malları hayatımıza bir girdi pir girdi…
Mesela…
Ekonomik olarak her geçen gün ABD’yi ve AB’yi geçecek denilerek Çince öğretmek için üniversitelerde bölümler açtık… Buralardan mezun olan gençleri hayallerini gerçekleştirmek için tee Çin’e yolladık…
Fabrika kurmak isteyen yatırımcı, işletmesinde üretim yapacak makine teçhizatına kavuşmak için ucuz olduğundan aklına hemen  Çin geldi… Ardından da daha düşük ücretle çalıştıkları için kilometrelerce ötendeki Çinli işçileri fabrikasında işbaşı yaptırdı…
Kurduğu fabrikasına ham madde ihtiyacını karşılamak için ucuz olan Çin’in kapısını çaldı… İşletmesinde ürettiklerini hem iç pazara hem de dış ülkelere satarakpara kazanmanın derdine düştü…
Tekstile uğraşan da yüzünü Uzakdoğu’ya çevirdi… Atölyesinde batıya satacağı kotların fermuarlarını, daha ucuz olduğu için Çin’den ithal ederken sağlığını değil, tek düşüncesi karını hesapladı…
Düğün hazırlığı yapan genç kızların hayallerini süsleyen gelinliklerin tülleri de Çin’den… Beyaz tülün üstündeki bin bir desenli dantelleri ve  üzerlerine yapıştırılan parlak boncukların çoğu da Çin’den ithal edildi.

 
Sadece bunlar değil
Hediyelik eşyalar…
Oyuncaklar
Ev tekstil ürünleri…
Defter…
Kurşun kalem…
Rengarenk sulu boylar …
Silgi…
Saçlara takılan rengarenk tokalar…
Yazın hava atılan güneş gözlükleri…
Elimizdeki telefonlar…
Oturma odamızdaki televizyon…
Salondaki bilgisayar…
Ayağımızdaki ayakkabılar
Donumuzdaki lastik…


    Bunlarla da yetinmedik meşhur Akçaabat Köftesine ve kelle paça çorbasına Taşköprü Sarımsağı yerine daha düşük olan Çin’den ithal edilen yumruk büyüklüğündeki sarımsakları doğradık…
Sadece biz değil tüm dünya ucuz diye göbekten Çin’e bağlandı… Ve Çin bu kez yeşil küreye Koronavirüs’ü ihraç etti… Eee, boşuna dememişler “pahalıdır vardır bir hikmeti, ucuzdur vardır bir illeti…”
 

Sadece alkışla hakları ödenmez
   Zaman geldi hastamızla ilgilenmedi diye azar işitti… Bir köşede kıstırılıp burnunu kırdılar… Tüm bu yapılanlarla yetinilmeyip haince öldürüldüler… Evet korona illeti ile “meydan savaşına” tutuşan sağlıkçıları derç etmek istiyorum…
Bizler sokakta veya hastanede bir korona hastalığına yakalanmış birine ancak uzaktan el sallayabiliriz… Onlar bu hastalığın pençesine düşenleri hayata tutuna bilmeleri için gece gündüz demeden gözlerinin içine bakıyorlar… Kuru bir alkışla haklarını ödeyemeyiz…
 

Şehirli evde ya köylü!
 
  Türkiye Çin’den yayılan virüsüyle boğuşuyor… Bu bağlamda en tepeden tutun, en alttaki yetkiliye varıncaya kadar uyarılar her gün sıralanıyor… Şehirde yaşayanlara bir mecburiyeti yoksa evinde 14 gün kuralına uymaya çalışıyor…
Ama kırsalda, köyde olanlar ne yapıyor dersiniz… Hiçbir hijyen kuralına uymadığı gibi, her gün elini kolunu sallayarak şehre iniyor… Köy kahvesinde oturup zaman dolduruyor… Sahi korona köylere uğramıyor mu?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.