• BIST 101.892
  • Altın 190,254
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • Trabzon 20 °C

MANGAL, YAYIK, PEŞTEMAL HAYDİN DORTMUND'A

Prof. Kemal Üçüncü

İllerin kendilerini ulusal düzeyde tanıtma günleri son 15 yılda giderek yükselen bir eğilim haline geldi. İlk olarak Ankara'da ardından İstanbul'da bu toplantılar ardı ardına yapılmaya başlandı. 500 yıllık kültürü olduğunu söyledikleri Trabzon da bu kervana katıldı. Şu bağlamda kalsa zararı yok. “Yılda bir defa gurbetteki hemşehrimizle buluşup hasret giderme kaynaşma amaçlı olsa amenna itirazım yok.” Lakin 5000 yıllık kenti Merzifon veya bilmem herhangi bir Anadolu vilayeti gibi folklor ve etnografya ile anlatmak neyin nesi.

 Bir kaç yıl önce Trabzon Vakfı tarafından bir konferans için davet edildiğim Ankara’daki bu toplantıların birindeki konferansımda yapılan programın çok eksik olduğunu ve nelerin yapılması gerektiğini ayrıntılı olarak eleştirel bir biçimde anlattım ve bir daha bu toplantılara çağrılmadım. İyi de ettiler, zihinsel konforları bozuluyor. Konferansa zaten 10–15 kişi katıldı yarısı arkadaşımdı ayıp olmasın diye geldiler, davetçiler bile salonda yoktu, millet yukarıda kuymak yiyip kemence dinliyordu. Bence de doğru tercih! Aynısını bu sefer muhafazakâr ağırlıklı bir ekip İstanbul’da yaptılar.” Oraya da Trabzon geleneksel kültürünü anlatmaya gittik”  üç beş kişi vardı düzenleyiciler siyasilerin peşinde fotoğraf çektirmekle meşguldü.

 [Ankara konferansımı https://www.youtube.com/watch?v=F4kk4_PgOzA]bağlantısından izleyebilirsiniz].

Söylemek durumundayım, bu kent bizim farklı duygusal gerekçelerle bağlı olduğumuz bir kent. Lakin bizleri duyacak kulakları henüz yok. 1950 yılından sonraki göç sürecinde kültürel sermaye birikimini kaybetti. Yüzyılın başında 150 Le Monde gazetesi abonesi olan, yüksek bir kültür ve sanat ortamı olan bu kent bugün içler acısı bir durumda maalesef.

Düşünen, üreten insanları boğuyor. Kültür, bilim, sanat eksenli bir tanıtım ve kalkınma modeli henüz buralar için çok erken ama yine de tarihe not düşmek adına söylemek durumundayız, vicdani ahlakî ödevimiz.

Ey ahali!

Ortalıkta kültür diye tanıtımını yapmaya çalıştığınız şey geleneksel kırsal kültür,  folklor ve etnografyadır. Trabzon kültürü dendiğinde folklor ve etnografya bunu en alt tabakasıdır. Lütfen! Folklor ve etnografyayı dış kamuoyuna olduğu gibi kültür diye sunmak zelilliktir. Folklor ve etnografya, halk kültürü işlenip rafine edilip estetik ve bilimsel formlarla sunulduğu zaman yüksek kültür mertebesinde kabul görür.

Gittiğiniz yer Rönesans ve Reform sürçlerinden geçmiş en nitelikli, eğitim ve kültür endüstrisine sahip bir ülke. İyi misiniz?

Trabzon büyük ve köklü bir üniversite kenti… Bu çeşit faaliyetler bir stratejiye bağlı olarak üniversal ölçekte planlanıp uygulanması gerekir. Anlaşılan o ki üniversitenin bu kültür faaliyetinde planlayıcı önemli bir inisiyatifi olamadı. Kuymak, peynirli, haşlama, gönüllerin hoşluğu, gülümseme, şakalaşma, tokalaşma vasatına entegre olmak durumunda kaldı. KTÜ çok uzunca bir süredir kültürel ve sanatsal eksenli üretimlerden, kaygılardan pek uzaktır. 1993 yılından berisini içinden gözleme, yaşama imkânı buldum. Bu süreçte bölgenin ve ülkenin kültürel ve sosyal yapısının araştırılmasına, bölgenin sorunlarına çözüm sunan perspektif ve modeller üretilemediğini gördüm. KTÜ uzunca bir süredir yalnız teknik üniversite değildir önemli bir oranda sosyal bilimler kadrosu vardır. Kentten ve basından, sivil toplumdan bu konularda pek fazla bir şikâyet de duymadık, hatta bol miktarda şak şak vardır. Mahalli basının sayfalarını çevirdiğinizde görürüsünüz. Kaynadı gitti, ne güzel.

Tiyatro festivalini çıkarırsanız, bu şehirde sürekli, kurumsal uluslararası hiçbir ciddi kültür ve sanat faaliyeti yok. Ama bunun sorumlusu ve bundan kaygı duyan şikâyet eden de yok. Ne tuhaf!

Kültür adına bir risalesi, bir cümlesi olmayan ekipler tanıtım için yola düştü. Tanıtımı kime yapacağız? Biz bize yapacaksak, konuşacaksak niye oraya gittik? Oradaki yurttaşlar içinse onlar zaten her yıl geliyorlar. Almanlara yapacaksak onlara hitap eden bir içerik ve kadro yok. Programlar, yüksek vasıflı konferanslar, belgeseller, İngilizce ve Almanca olarak yapılması gerekirdi. Bu dillerde tanıtıcı materyaller hazırlanmalıydı. Almanya’da “senin kafana küçükken taş vurduydum“ hatıratını, “ah beraber erik çaldıydık”, “Trabzonspor nasıl başarılı oluru” tartışmayı hangi mantık içinde izah edeceğiz.

Bu kadar kamu kaynağını harcamaya değdi mi?

Almanya'da onlarca Türkoloji bölümü var pek çoğunda meslektaşlarımız var. Bunlar bölge kültürünü ve Türk kültürünü çalışan önemli tanınmış, şöhretli insanlar. Almanlar 150 yıldır Karadeniz bölgesini inceliyor ve tanıyorlar, avam tanımıyor. Bu toplantılara bütün dünyanın tanıdığı kültür insanlarımızla katılsak nasıl olurdu. ?

Heyhat! Bilmem kaçıncı kez söylüyorum. Bu vilayette herkes kültür turizmi eko turizm konuşuyor bu konuda raporlar eserler ortaya koyduk, kültür envanteri olmadan, kültür ekonomisi planlaması yapılmadan mesafe alınamaz dedik, hâlâ aynı noktadayız.

Yetkililere sesleniyorum, avam arasında bir tabir vardır hem fakir hem şeyi şey diye! Hem bilmiyorsunuz hem sormuyorsunuz. Harcadığınız kaynak benim vergilerimden kesiliyor. Vergimin nasıl harcandığını sorgulamak yurttaşlık hakkımdır.

“Kuymak tenceresi elinizde, kama belinizde” yalınkılıç hem koca bir kenti hem kültürümüzü bu şekilde tahfif ediyoruz. İhtisasa saygı göstermeyen cemiyetler geri kalmış cemiyetlerdir. Bilgiye, uzmanlığa karşı niye bu kadar nobranız? Kime neyi ispat ediyoruz? Neyi kazanıyoruz bu şekilde? Bitki çayı içerek küçük sohbetlerde yaptığınız küçük “pilonlar” tutmadı tabi, zira siz kültürün dünyasını bilmiyordunuz, el avıyla bu kadar olur.

Evet, bu toplantının planlamasında sosyal demokrat dostlar, kardeşler de var, onların da kültür konsepti kuymak ve folklor dışına taşamıyor maalesef, az daha zorlarsak seranderde tıkanıyor. Sen, ben bir de bizim oğlan tarzı yaklaşımlar hep yerel kalıyor maalesef.

"İrahallı Turhallı hep bir hallı" yani.

Bu şehrin esnaf örgütünde, sanayi örgütünde, belediyesinde, vilayetinde, sivil toplumunda, üniversitesinde ne yazık ki  "kültür, bilim ve kalkınma"  başlıklarını ahenkle sentezleyecek bir kaygı ve arayışı görememekten muzdaripiz.

Ne diyelim "Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi. Bilmez ki sorsun, bilse sorardı." durum budur.

Buzlar Çözülene kadar “kama, kuymak, öz kültürayı tanıtma porgıramlarına katlanacağuk!”

Öz kültür  “Rüşti’nin furuninda yapılmış kıymalidir”.

Afiyet olsun.

 

  • Yorumlar 7
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.