• BIST 97.988
  • Altın 241,948
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • Trabzon 23 °C

MANİFESTO

Osman Necip SEVİNÇ

Önceki gün bir yazar arkadaşımız Aliya İzzetbegoviç’in sözlerini yazısına taşımıştı.
Şöyle demiş bilge insan; İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç önce milletin ve nihayet Allah’ın hesap verecektir..!
Bu sözler her iktidar sahibi veya iktidara aday insanlar için ibret alınacak, sadık kalınacak manifesto. Adaylar inşallah bu çerçevede hareket ederler.
BÜYÜK TÜRKİYE
Cumhurbaşkanlığı için yarışacak adaylar belli oldu. En son CHP’nin adayını Sn. Kemal Kılıçdaroğlu “Gel bakalım buraya” diyerek Sn. Muharrem İnce’yi kürsüye çağırarak açıkladı. İnce’de geçmişte diktatör benzetmesi yaptığı Kılıçdaroğlu’na “babayiğit” diye seslendi…
Biliyor musunuz? Ben Sn. Muharrem İnce beyin aday gösterilmesine gerçekten sevindim. Çünkü 26 Mart 2011 de Sn. İnce şöyle söylemiş: “Türkiye’ye sözümdür. AK Parti gidene kadar ağzıma alkol koymayacağım, çünkü iftira atıyorlar”.
Şimdi tahminlerim beni yanıltmazsa Sn. İnce’nin perhizi bozma şansı yok denecek kadar az. Dolayısı ile Muharrem bey bir süre daha rakı bardağını koklamakla yetinecek gibi. Bunun da faydası yine kendine. Hayırlısı olsun diyelim. Bizim için önemli olan kazanın Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinden geri düşürmemesidir. Hedef her zaman Büyük Türkiye olmalıdır.
SESSİZ EZAN
Son yıllarda tarih okumaya olan merakım azgın denecek derecede arttı. Özellikle Osmanlı ve Cumhuriyetimiz ile ilgili objektif yazılmış kitapları tercih ediyorum. Birkaç kaynaktan doğruluğunu teyit ettiğim bilgileri zaman zaman sizlerle paylaşacağım.
Mayıs 2012 tarihinde aramızdan ayrılan Sn. Nezih Uzel vefatından kısa süre önce ezan hakkındaki çocukluk anısını paylaşmış.
 Çocukluğunun Mudanya da Bey camisinin yanındaki iki katlı evde geçtiğini, her gün evden beş vakit “Tanrı Uludur”.. diye başlayan Türkçe ezanı dinlediklerini anlatıyor ve o zamanlarda Tekbir’inde Türkçe alındığını ekliyor. Nezih bey 96 yaşındaki Gürcü İsmail amca ile arasındaki konuşmayı da ekliyor.
Sen sessiz ezan nedir bilir misin?
Hayır, bilmiyorum.
O zaman dinle. O yıllarda camilerde İsmet Paşa ezanı okurdu. Ben bu camide müezzindim. Ezanı minarede okuduktan sonra aşağı iner, birkaç arkadaş şu köşede toplanır, yavaştan sessizce “Ezan-ı Muhammedi” okurduk. Kimse duymazdı. İhbar eden olmadı. İhbar eden olsaydı yanardık, ocağımız sönerdi.
1950 yıllında Türkiye bir değişikliğe uğradı. Artık ezan Allahu Ekber diye okunmaya başladı. Aynen peygamber efendimizin zamanında ibadete çağrı yapıldığı gibi…
Ezanın Türkçe okunması kanun ile gerçekleştirilmiş, diyanet işleri başkanlığı da memur olduğu için genelgeler yayınlanarak hatta Kur’an’ında camide Türkçe okunmasına belki de kerhen destek  vermiştir. İşte Laik ilk burada delinmiştir. Emirle din düzenlenir mi? Kur’an anlamı bilinerek okunsun diye meallerin yazılması ne kadar doğru ise halkın dinine kanunlar ile müdahale de o kadar yanlıştır. Laik devlet yönetiminde dinin referans alınmaması ve devletin de din karşısında tarafsız olmasını, kısaca din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ilkesidir.
Neyse biz milletin ezanını tekrar millete hediye eden rahmetli Adnan Menderes’i asanları burada lanetleyerek şu dip notu da ekleyelim.
Garip şairimiz Orhan Veli, Arapça ezan yasağının kaldırılması kararını “bir avuç geri kafalı” insanı avlamak için verilen taviz olarak nitelemiş ve bu nedenle 10 Kasım 1950 deki 3 nal lokantasından çıkıp bir çukura düşüp ölmesi dindarların üzerine yıkılmak istenmiştir. Şairin bu garip ölümünü eşi Melek hanım sarhoş olacak kadar o akşam içmediğini, içmiş olsa bile bunun çukura düşmesi için gerekli sebep olamayacağını belirtmiştir. Bu garip ölüm için halen çeşitli kaynaklarda kesinlikle şöyle olmuştur diye bir ittifak yoktur.
KOCA LİMAN GİZLENDİ Mİ?
Değirmendere’den tanjant üst geçit köprüsüne girince, liman sahasına yapılan ve büyük görüntü kirliliği yapan yüksek depoyu yapan da, ruhsat veren de, onu görüp te gazetesinde tek kelime etmeyen de; bu Trabzon’umu sevdiğini söylemesin. Söylese dilini eşek arısı soksun! Büyük belediye yine diyet mi ödüyor dersiniz? Artık inandım. Bu şehirde sivil toplum örgütlerinde, toplum adına hizmet veren gazetecilerde görme engelli şüpheye düştüm. Acaba ben mi aykırıyım!

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.