• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Trabzon 22 °C

MARAŞ ve İKİ UTANÇ

Ö. Faruk Altuntaş

          Maraş katliamı olarak bilinen olaylar, 36 yıl önce 1978 yılında 22 Aralık’ta başladı ve günlerce sürdü. Tarihe büyük bir utanç olarak geçen bu katliam, yılardır çeşitli biçimlerde anılıyor ve kınanıyor.

Ancak AKP iktidarı, Maraş’ta bu yılki anmaları yasaklayarak, bu tarihsel utanca bir utanç daha ekledi.

  Geçmişiyle yüzleşmek istemeyen kimileri, bizim tarihimizde utanacak bir şey yoktur derler. Ancak fazla geriye gitmeye gerek yok. Daha dün, Sivas’ta bir otelde canlı canlı yakılan 37 can, Maraş ve Çorum katliamları, 1 Mayıs 1977, 6-7 Eylül 1955, 1934 Trakya olayları, hepsi birer utanç abidesi olarak dipdiri duruyor.

         Kimileri utanmayabilir; ancak biz utanıyoruz. Zaten sözümüz utanmazlara değil, utananlaradır.

         Biz yapmasak da utanıyoruz; çünkü yapılmasını engelleyemedik.

         Biz yapmasak da utanıyoruz; çünkü yapılanlarla, mensubu olduğumuz toplumun yüzleşmesini sağlayamadık.

         Biz yapmasak da utanıyoruz; çünkü yaşanan katliamları henüz anlatabilmiş değiliz; halk vicdanında ve tarih önünde mahkum edebilmiş değiliz.

         Ve utanacağımız bu olaylar bir daha yaşanmasın diye, yaşadığımız ve bedelini ödediğimiz bu utanç dolu olayların bilinci toplumda oluşsun diye, bu anmaları yapıyor, yazıyor, çiziyoruz.

                                                          ***

         Yakın tarihten kısa bir hatırlatma: Almanya – Solingen’de Alman faşistleri / ırkçıları, 5 Türk’ü kalmakta oldukları binayı ateşe vererek yaktılar.

         Bu utanılacak vahşet, Alman toplumu ve devleti açısından utanç olmaktan çıktı. Çünkü Almanlar ve Almanya, olayı örtbas etmedi, üzerine gitti; olayla yüzleşti.

         5 Türk’ün yakıldığı yer anıt mezar haline getirildi. Yanan evin yerine dikilen 5 ceviz ağacı ile gurbetçi vatandaşlarımızın anısı geleceğe taşındı ve her yıl yapılmakta olan resmi anmalarla bu vahşet toplumsal bilince dönüştürüldü. Irkçılık ve yabancı düşmanlığı mahkum edildi. Faşizm kınandı.

Protesto ve anmalara katılan Almanlar, hep bir ağızdan “Hepimiz Türk’üz” diye bağırdılar.

Alman ırkçılarının / faşistlerinin bu vahşeti, artık Almanya için utanç konusu olmaktan çıktı; ırkçılığın/faşizmin özelliği olarak insanlığın belleğinde yerini aldı. Vatandaşlarımız, artık gurbet elde “hepimiz Türk’üz” diyen Almanlarla kucak kucağa yatıyor.

 Ancak gel gör ki, yüzlerce insanın yakılarak, bıçaklanarak, evleri basılarak, vurularak katledilmesini kendi memleketimizde anamıyor, bu acıyı paylaşamıyoruz.

Ve ne yazıktır ki, bu tarihsel utancı 36. yılında Maraş’ta anarak kınamanın yasaklandığı günlerde, kutlamak serbesttir biçiminde bildiriler serbestçe dağıtılabiliyor.

                                                 ***

Maraş katliamı sonucunda resmi rakamlara göre 111 ölü, 1000’in üzerinde yaralı; gayri resmi rakamlara göre 500 civarında ölü, 5000’in üzerinde yaralı vardır.

Maraş katliamı nedeniyle yapılan yargılamalarda başlangıçta 29 kişiye idam, 7 kişiye müebbet, 321 kişiye değişen ölçülerde hapis cezası verilmiş; ancak daha sonra, kararın Yargıtay’da bozulmasından sonra, 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle suçlular serbest bırakılmıştır.

Katliamın bir numaralı sanığı, Ökkeş Kenger, soyadını Şendiller olarak değiştirip Refah Partisi – Milliyetçi Çalışma Partisi ittifakıyla milletvekili seçildikten sonra ve sonra MHP’ye geçmiştir.

Ve katliamın bir numaralı sanığına yıllar sonra devlet televizyonunda yaptırılacak programda, katliamın suçu, Hirant Dink’in solcu arkadaşlarının üzerine atılabilecektir. Tıpkı 6-7 Eylül olaylarının faili olarak, sıkıyönetim komutanlığını yürüten askeri erkân ile Menderes Hükümetinin, yalan olduğunu bile bile Aziz Nesin, Kemal Tahir, Hasan İzzet Dinamo gibi Türkiye’nin yüz akı 45 onurlu aydını sorumlu tutması gibi.

Bu nedenle bizler yapmasak da utanmalıyız. Olay bütün yönleriyle aydınlanıncaya, katliamla toplumun yüzleşmesi sağlanıncaya kadar, utanç toplumun / Türkiye’nin üzerinde kalmaya devam edecektir.

                                                     ***

Peki 36 yıl önce Maraş’ta neler olmuştur?

19 Aralık akşamı sinemada, ÜGD tarafından getirtilen Güneş Ne Zaman Doğacak adlı film oynamaktadır. Sinemaya tahrip gücü zayıf bir bomba patlatılır ve öfkeli kalabalığa, bombanın “komünistler” -  TÖB-DER’li öğretmenler tarafından atıldığı söylenir. Oysa daha sonra bombanın Ökkeş Kenger tarafından atıldığı anlaşılacak ve bu kişi sanık olarak yargılanacaktır.

21 Aralık günü iki öğretmen öldürülür. 22 Aralık’ta cenazeye katılan gruba saldırılır. Aynı gün Bağlarbaşı Cami imamı Mustafa Yıldız, Cuma vaazında “oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz; bir Alevi öldüren beş kez hacca gitmiş gibi sevap kazanır. Bütün din kardeşlerimiz, hükümete, komünistlere ve dinsizlere karşı ayaklanmalıdır. Çevremizdeki Alevileri ve Sünni imansızları temizleyeceğiz” biçiminde vaaz vererek halkı kışkırtır. Benzer biçimde belediye hoparlöründen, “Tüm milliyetçiler ve Müslüman kardeşlerimiz hat boyuna” biçiminde anonslar yapılır ve halk mücadeleye çağrılır.

Günler öncesinden hazırlıklar yapılmakta, nüfus sayımı adı altında  Belediye yeni kapı numarası verecek denilerek evler gezilmekte, Alevi ve solcuların evleri işaretlenmektedir. 

O gün ve izleyen günlerde çevre il ve ilçelerden gelenlerle birlikte Alevilere ve solculara ait ev ve işyerlerine saldırılır, binalar yakılır, yıkılır; yaşlı – çocuk, kadın – erkek demeden insanlar boğazlanır, öldürülür; hamile kadınların karınları deşilir, kadınlara tecavüz edilir, insanlar kaynar suda diri diri yakılır… Tarife gelmeyecek bir vahşet yaşanır… Geriye yüzlerce ölü, binlerce yaralı ve tarihsel – toplumsal bir utanç kalır.

Ve K. Maraş katliamı sırları ile birlikte tarihteki yerini alır. Cumhuriyet Savcısı Dündar Saner’in hazırladığı raporlara göre katliamın planlamasını, 4 MİT mensubu ve katliamdan birkaç gün önce bölgede gezi ve incelemeler yapan  CIA ajanı Peck birlikte yapmıştı.

Vahşetin üzerinden 36 yıl geçti. Geriye acı ve utanç kaldı. Acıyı hep duyumsayacağız. Ancak utançtan kurtulmanın yolu, önce utanmaktan, sonra olayla yüzleşmekten ve gerçeği bütün boyutları ile ortaya çıkarmaktan geçiyor.

 

 

 

 

 

        

       

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.