• BIST 97.324
  • Altın 279,228
  • Dolar 5,8459
  • Euro 6,5153
  • Trabzon 17 °C

MARDİN VE DİYARBAKIR’DA 2 GÜN!

Hasan Kurt

Futbol asla sadece futbol değildir… (Simon Cuper)

Hekimoğlu Doğanspor Kulübü başkanı Celil Hekimoğlu, 15 gün kadar önce, ‘Abi, bugüne kadar bir iki istisna hariç hiçbir davetimize katılmadınız. Son hafta Urfa’da Karaköprüspor ile maçımız var. Bu sefer bir yere kaçamazsınız, geleceksiniz’ dedi.
Ünlü sosyolog Simon Cuper, yıllar önce ‘futbol asla sadece futbol değildir’ demişti… Cuper’in bu söyleminin ne denli doğru olduğu net bir şekilde ortada. Mardin’e, Urfa’ya maç için gittik ama bu seyahatimizde futbol her şeyin gölgesinde kaldı.
photo-2018-12-15-20-59-43.jpgCumartesi günü sabahı Trabzon’dan Mardin’e uçtuk... Kafilede hemen her gazete ve internet sitesinden, ajanslardan 15’e yakın gazeteci vardı. Ankara aktarmalı Mardin’e gittik.
Mardin’e Urfa’da yıllar önce oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor Türkiye Kupası finalini izlemek için gitmiştik. O gün baraj gölü altında kalan Hasankeyf’e de gitmiştik.
Güneydoğu’nun güneyine uç bölgesi Şırnak, Cizre, Beytüşşebap ve Yüksekova’ya iki yıl önce de üç-beş günlük bir seyahatim olmuştu. O gezide gördüklerimi, yaşadıklarımı yazmıştım.
Güneydoğu Anadolu aslında iki farklı bölge… Birinci bölge yukarıda belirttiğim yerler. İkincisi ve sosyal yaşamı daha gelişmiş olanı ise Urfa, Mardin, Diyarbakır, Van hattı…
Eski Mardin, dağın yamacına kurulu… Ağaçsız, iki üç katlı tarihi taş yapılar, farklı dinlere mensup ibadethaneler. Yeni Mardin ise, ovanın başlangıcında… Çok katlı binalar, geniş yollar…
Mardin’de akşam saatlerinde Ortodoks Süryani’lerinin meşhur Deyrulzafaran Manastırına gittik. Manastır eski Mardin’e 4 km. uzaklıkta... Dağın eteğinde, hafif düzlük geniş bir alanda çam ağaçları arasında heybetli bir taş bina. 
Deyrulzafaran Manastırı’nın bulunduğu yerde 4 bin yıl kadar önce Paganistlerin (Güneşe tapanlar)  bir yer altı tapınağı varmış.  Paganistler, Mezapotamya ovasının en hakim yerine bir tapınak yaptılar. Dağa yaslanmış tapınağın önünde uzanan uçsuz bucaksız ova!
Paganistler, güneşe tapanlar o tarihlerde Anadolu coğrafyasında çok sayıda tapınak yapmışlardı. Benzer tapınaklardan Trabzon’da da vardı. Boztepe’deki Kızlar Manastırı’nın bulunduğu yerde, eski paganasit tapınağı olabilir. Hatta Ortahisar camisinin bulunduğu yerde de paganistlerin bir tapınağı olduğu rivayet edilir.
Paganistlerin bu tapınakları daha sonra tek tanrılı dine geçildikten sonra önce manastır, kilise ve daha sonra da cami oldu.
Mardin’deki bu Ortodoks Süryani’lerinin haşmetli manastırı da bu mekanlardan biri.
Bu konularda derinlemesine bilgim olmadığı için, fazla da bir şey yazmak istemiyorum.
Manastır Metropolünün söylediğine göre, mekanda 30 kişi görevli imiş. Manastıra ibadet ve gezmek için her gün yüzlerce kişi geliyor.
Manastır en son, Osmanlı döneminde 1870’li yıllarda köklü onarımdan geçirilmiş.
Manastırın çevresinde yerleşim yeri yok. 
Manastırın ana kapısından içeri girdik. Bizi uzun bir odaya aldılar. Metropol kafiledeki herkesin elini sıktı ve hoş geldin, dedi. Sonra, Manastır hakkında kısa bilgi verdi. Ardından inanç turizminin önemine değindi. İnanç turizminin petrol kadar önemli olduğunu vurguladı. Ekibimizde Trabzon İskenderpaşa camisinin imamlarından Davut Hoca da vardı. 
Ortodoks Süryanilerin metropolü geçen yıl Trabzon’a gelmiş. Sümela’yı ziyaret etmiş.
Manastır’dan ayrılırken, yanımdakilere ‘Bu yapı Trabzon’da olsaydı herhalde yarısını camiye çevirmiştik.  Ayasofya Müzesinin durumu ortada. Sümela’yı üç yıldır onaramadık. Kızlar Manastırını, öylesine de olsa restore ettik ama turizme açamadık’ dedim…
Mardin’e gidenlere, mutlaka bu manastırı gezmelerini öneririm.
Mardin Midyat ta gezilip görünmesi gereken bir yer... Midyat pek tahrip edilmemiş..

İki günlük Mardin ve Urfa gezimizde, mihmandarımız Ahmet Külekçi idi. Ahmet, kardeşlik projesi çerçevesinde Mardin ve çevresinde hayli etkili. Ahmet’in yerelde de çalışma arkadaşları var.
Mardin’de kaldığımız otel, eskiden hanmış. Üç beş yıl önce bir proje kapsamında otel, restoran vs. haline getirilmiş.
Otelin odalarının tavanı oval. Kapı anahtarları belki biraz abartılı olacak ama 200- 250 gram var. 
Ahmet Külekçi, kafileye bir sürpriz yaptı ve gece eskiden atların bağlandığı yerde sıra gecesi düzenledik, dedi. Salona girişte üzeri kapatılmış geniş birkaç kuyu dikkatimi çekti. Hanın su ihtiyacı bu kuyulardan karşılanıyordu.
‘L’ şeklinde ve birkaç direkli salon tıka basa dolu. Mardin eşrafından da gelenler vardı. Uzak masada birkaç kişi ile oturan kravatlı birinin görevden alınan belediye başkanı olduğu söylendi.
Mardin’de Trabzonspor’un hayli taraftarı ve kongre üyesi var. Mardin Trabzonsporlular Derneği Başkanı İbrahim Aydın, bize, Celil Hekimoğlu ve Ahmet Külekçi’ye gecede bir de plaket verdi. Başkana teşekkür ediyoruz… 

thumbnail_photo-2018-12-15-20-59-43.jpgGüneydoğu’nun ana yemeklerinin ana malzemesi et, marulundan maydanozuna, nanesine, soğanına, yeşillik, bir de yakar biber, soğan ve patlıcan! Ayrıca yöresel yemek çeşitleri. Gerçi, sıra gecelerinde yöresel yemekler menüde yok.
Sahnede birkaç çalgıcı ve davulcu… Biri kadın diğeri erkek iki de türkücü… Mardin’deki sıra gecesinin aslında adı sıra gecesiydi. Sıra gecelerinde masa düzeni vs. olmazdı. Yine de Ahmet Külekçi’ye bu organizasyon için teşekkür ederiz.
Mardin’de dikkatimi çeken ulaşım sisteminde kullanılan modern 20-25 kişilik minibüslerdi. Minibüsler, duraklarda bekleme yapmıyor. Ve belirli noktalardan yolcu alıyor. Trabzon’da da benzer bir sistem rahatlıkla uygulanır.
Ertesi sabah Urfa’ya hareket ettik.

thumbnail_img-6777-001.jpg
Dağın yamacına kurulan eski Mardin’den yeni Mardin’e indik ve ova içerisinde Kızıltepe’ye geldik. Kızıltepe, son 10-15 yılda anlatılanlara bakılırsa 10-15 kat büyümüş bir ilçe. İlçenin adı Kızıltepe olunca, otobüs içinde de olsam çevrede tepe aramaya başladım. Eski Kızıltepe herhalde yüksek olmayan kızıl bir tepenin etrafında kurulmuştur, diye düşündüm. Çünkü Kızıltepe’de tepe yok. Kızıltepe’de de modern çok katlı yüzlerce bina…
Kızıltepe’den sonra Urfa’ya yöneldik… Yolun iki tarafı uçsuz bucaksız ova… Kızıltepe Urfa arasındaki ovanın her yanı mısır tarlası… Aralık ayında tarlada kurumuş mısır… Mısırın hasadı makine ile yapılıyormuş. Bölgede bir süredir hava yağışlı olduğu için hasat yapılamıyormuş. Ve yol boyu, yolun kenarlarına park etmiş bölük bölük onlarca TIR…  
Urfa’ya yaklaşırken, Mısır tarlalarının yerini fıstık ve yer yer zeytin bahçeleri almaya başladı… 
Yarın: Urfa izlenimleri…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.