• BIST 97.149
  • Altın 282,758
  • Dolar 5,7454
  • Euro 6,3899
  • Trabzon 24 °C

Marxistleri, Sosyalistleri haklı çıkarmak...

Gökhan DİHKAN

  "Yeryüzündeki açlık, yoksulluk, sefalet, baskı, sömürü ve savaşlar fitnedir ve nedeni, kul ile Allah'ın mülkü tabiat arasına insanların, kurumların, devletlerin koyduğu engellerin girmesidir. Bu engeller tamamen kaldırılmadan, özgürlük, adalet, eşitlik, hukuk, ed-Din ve ahlak yaşanıyor varsayılamaz. Buna rağmen varsayılıyorsa bu değerler egemenler tarafından insanları evcilleştirilmek için düşük maliyetli afyonlar olarak yutturulmuştur"
Araştırmacı-Yazar Hasan Köse'nin "ALLAH Emekten Yanadır" isimli kitabından yukarda alıntıladığımız cümleler hayati tespitler içeriyor. Gerçekten de doğa Allah'ın yarattığı ve insanların hizmetine sunduğu kendi mülküdür. Diğer insanların, kurumların, devletlerin, küresel organizasyonların bütün insanların ulaşması ve faydalanması gereken bu mülkün nimetlerine engel koyması, adaletsiz bir paylaşım ortamı ortaya çıkarması kabul edilemez. Bu engeller günümüzde olduğu gibi ortadan kaldırılmazsa adalet, hukuk, eşitlik, din ve ahlak kavramlarının işaret ettiği anlam kaybolmaya mahkum olabilecektir.
***
  Marx Komünist Manifestosu'nda dinleri tamamen ortadan kaldırılması gereken, insanların zihinlerini uyuşturan afyonlar  olarak görüyordu. Günümüzde de sosyalistlerin, Marksistlerin birçoğu bu düşünceyi benimser. Bu noktada İslam'a mesafeli duran Marxistlerin bu pozisyonu almalarında kendilerini Müslüman olarak tanımlayan insanların da hatırı sayılır bir paya sahip olduğunu düşünüyoruz. Bunu biraz açalım. 
***
  Türkiye'de siyasetçiler başta olmak üzere toplumun bütün kesimleri adaletten, eşitlikten, hukukun üstünlüğünden, ahlaktan ve dinin bireysel ve toplumsal hayattaki öneminden sürekli bahseder durur. Ama bu söylemler bir tarafta dururken diğer yanda milletvekilleri binlerce lira maaş alır, kamu arazileri yandaşlara peşkeş çekilir, her türlü israf ve lüks tüketim alıp başını yürür. Buna mukabil işçi, emekli, memur bir ay boyunca saatlerce çalışır ama hakkını alamaz karın tokluğuna yaşar. Daha da yoksul kesimlerde çocuğunu doyurup sıcak bir evde ısıtamadığı için intihar eden anne vakalarıyla da karşılaşırız. Bu zulüm sistemi halktan, ezilenden, yoksuldan yana mutlaka dönüştürülmek zorundadır. Bunu başarma iddiasında olan dini hassasiyetlere sahip siyasetçiler ise bu zulüm sisteminin bir parçası olmamalılar. Yukarda Marx örneğini şu açıdan verdik. Siz Müslüman siyasetçiler olarak açın, yoksulun, fakirin, emekçinin hakkını verip, bu zulüm ve sömürü düzenini hakça paylaşımın olduğu, adaletli ve eşitlikçi bir sisteme dönüştüremiyorsanız aksine bu bozuk düzeninin bir parçası olup sömürüyü derinleştiriyorsanız dini insanları uyuşturan bir afyon olarak gören Marxistleri haklı çıkarmış olursunuz. İslam'ı kullanarak, istismar ederek İslam'a zarar vermektir bu! Müslüman kimliğiyle siyaset yapan insanlar kamu gücünü kullanarak Allah'ın nimetleriyle insanlar arasına girmemeli aksine o nimetleri insanlar arasında adaletli ve eşit bir şekilde paylaştırmalı. Aksi durumda yığınla insan zihinleri uyuşturduğunu iddia ettiği, afyon olarak gördüğü dinler ile arasına mesafe koyar ve bu sömürü çarkının bizzat dinden kaynaklandığı yanılgısına düşer. Müslüman siyasetçiler için bu durum bizce büyük bir vebal olsa gerek!

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.