• BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • Trabzon 19 °C

Mayalar diyarı PERU!

Mayalar diyarı PERU!
Farklı kültürlerin peşinde...

Bolivar adının verildiği 500 yıllık kilise baskısına rağmen, tıpkı Demircioğlu Türk, Filozof, şair lakin ‘Dünyanın en iyisi - Astrolog Ömer Hayyam gibi’ 5 bin senede sadece 1 saat farklı takvim benzerini bulan, Şaman ‘PachaMama’ inançlı Bolivya’dan Peru’ya yine 5 bin metredeki Andiis dağları hudut kapısından giriş yaptım.

Otobüsten aşağı inerken sırt çantamdaki Ulusoy anahtarlığını gören biri (Berk Şit) bana ‘Turco ?’ Türkmüsünüz diye sordu. İlk kez bir Türk ile karşılaştım. Dünyanın en dibi buzul Patagonya’dan Kolombiya’ya dönüş yapıyormuş. İllaki biryerlerde buluşmak üzere randevulaşıp ayrıldık.

3 bin 400 metrede kurulu, 1983 yılında Unesco tarafından ‘Dünya Mirası’ kabul edilen, 350.000 nüfuslu her yıl 2 milyon turistin geldiği, İnka medeniyeti etkisinde kalmış krallık beldesi ‘Cusco-Kusko’ ‘nun geçmişi yaklaşık 10 asır.

 Geçen yıl orta Amerika gezimde kaldığım Nikagaragua da ‘Leon’ ve Guatemala da ‘Antigua’ benzeri bu yerleşim merkezi, bana göre İspanyol - koloniyal mimarisinin korunmuş en güzeli. 23 saatlik yolculuktan sonra, soğuk olmasına rağmen ısıtmasız, fakat güleryüzlü yönetimi ile hemen çay, harita, ikram vs. Sonrası otele yerleşip, uzanıp biraz dinlenmek iyi geldi.

12171026_431480617035224_664410817_o.jpg

Öğleden sonra, hemen her şehirde ‘Plaza d’Armas’ Belediye binasının önüne Silahlı kuvvetler alanı deniyor. Yine benim gibi şehre yeni gelmiş Noella ve Victoria adlı iki İspanyol kız ‘resmimizi çekermisin’ dedi. Sonra onlar benim resmimi çekti ve akşam buluşmak üzere ayrıldık. Kalın birşeyler almak için otele döndüm. Tam çıkarken keza müşteri – Lima lı muhasebe denetleyicisi Marisella’ya şehir merkezine kadar eşlik ederken, ‘bir planın yoksa bize katıl’ dedim, kabul etti. Daha sonraki akşamlarda buluşma yeri alanın ortasındaki Fiskiyeye geldiğimizde, sayısız mahalli gurupların akşam defilesi başladı. Saat 21.00 de, gösteri bitince yüzlercesininn arasında ‘bütçemiz kısıtlı’ diyen kızlarla mütevazı boş görünen bir lokonta (Türkçeye ‘IL Conta’ hesap anlamında, İstanbulda çabuk yemek yiyen İtalyanlardan kalma ‘ev-yerel’ yemek aşevi anlamında) seçtik. Az sonra Arjantinli şarkıcı bir kız geldi, biraz ‘Fado’ benzeri hüzünlü Tango parçaları söyledi. İçki dahil, fixed menu, adam başı 20 TL verdik. Yan masalardaki Vanessa ve Amanda adlı, İspanyada iş yok diye eski kolonileri Peru da çalışmaya gelmiş iki bayan ve kendi oyuncak işyeri olan Patricia ve Hakime Lucy, bize, ‘biraz daha müzik dinlemek isterseniz bizle gelin’ diye teklkifte bulununca, yabancı elde kendimi zor korurken ‘7 kıza nasıl sahip çikarım’ derken 2 sokak arkadaki bara girdik. Doğum gününü kutlayan yan masada tam 9 erkek 1 kız neşeli gurup, bize de içki ikram etti. Daha sonra günün anısına birşey yapmam istendi, bende usulen, onların masasından tek kızı dansa kaldırdım. 3 saat boyunca, karşılıklı ikramlardan sonra ayrıldık.

Yakın dostum Prof. Ali Akyüz tavsiyesi ‘ilerleyen yaşta Alzaymır için iyidir’ dediği, seyehatte hemen hergün başka macera yaşıyorum. Bugun sabahtan beri, müze ve kiliseleri gezmek, çoğu ‘resmimizi çekermisin’ diye başlayan yeni dostlar edinirken yoruldum. Halkın genel kültür sevyesi aynı değilse, biz dahil kalkınmakta olan bireysel olarak birşeylerin yapılması istenen, benzeri tüm toplumlarda, organizasyon hep sorundur. Dünyanın tepesindeki MacchuPicchu’ya gidebilmek zor iş. Para kullanılsın diye Aylar öncesinden - Inka ve Peru Rail diye 2 demiryolu şirketinin tekelinde olan herbiri ortalama $ 165 (ayrıca istasyona gidişe otobüs, dağa tırmanışa minibüs, otel, rehber, mecburi müze vs., hariç) bileti için, alımlı büroya gittim. Elimdeki broşürü gösterip ertesi sabah için bilet istedim. Önce sadece lüks sınıfta $ 190’ a yer var diyen, daha sonra ısrar edince gidiş normal trenle olabilir diyen ve fiyatı $ 120 düşüren kızcağız, başka birşey sormadan kredi kartımdan para tahsil etti. Bilgisayardan hazırladığı biletimi verdi. Her ihtimale karşı bileti kontrol edince tren sabah 06.00’da 180 km lik mesafeden kalktığını fark ettim. İyide oraya nasıl giderim deyince ‘bu gece gidin, otele yerleşin sabah taksi ile yetişirsiniz! diye alay edercesine cevabına sinirlendim. ‘Hayır olmaz biletimi iptal edin’ deyince % 10 kesilir diye çıkıştı. Ne denli sakin olursanız olun bazen sigortalar atıyor misali, sesimi yükselterek ‘insanları aldatıyorsunuz, şimdi bankama mesaj çekip işlemi durdurmasını söyleyeceğim deyince, herhelde incuLAZ olduğumu fark eden müdür gelip sakin olun, hemen işleminizi yapıyorum dedi ve paramı nakit – dolar olarak iade etti. Peru Rail’den çıkar çıkmaz, yandaki çığırtkan seyehat acentası sahibi Fabien ile $ 140’ a: gidiş dönüş minibüs, yolboyu yemekler, konaklama, rehber, tapınak giriş biletleri ve dönüş tren vs., için daha mantıklı bir sonraki günün turu için anlaştık.

12168585_431479937035292_476997728_o.jpg

Eski tapınaklar ve Ullantaytampu-Moray

Akşam herkes saatinde randevu alanındaydı. Bu kez Pizza yemeğe gittik, ertesi sabah Amanada ve Vanessa ile şehirdışındaki eski tapınaklar ‘Ullantaytampu - Moray’ halk otobüsü ile birlikte gitmek için randevulaştık. Biraz meşakkatli 110 km lik yol için adam başı 2.5 TL verdik lakin, tapınaklar tepesine müzeye giriş için $ 70 + $ 35 resmi rehber ücreti isteyince, bizde karşı kayalıklara 10 TL sına (+ 4 TL lik öğlen yemeği) bizi götürecek özel rehberle anlaştık. Yol eski Sümela manastırına yaya çıkış gibi yorucu ve çok tehlikeli, lakin resmi tapınaktan çok yüksekte ve daha ilginç. Yemek sonrası, özel bir taksi ile anlaştık, 130 km lik mesafedeki ‘Evrendeki ilk’ Moray rasathanesi ve sonra Cusco ya dönüş için kişi başı $ 12 a anlaştık (Mutlaka görülmesi gerek yerler).

Dünyanın tepesi Macchu Picchu

Büyük çantayı kaldığım otele bırakarak 2 günlüğüne yeni dostlar edindiğim biraz fazla zor 380 km – 14 saatlik minibüs yolculuğundan sonra ‘Dünyanın tepesi’ Macchu Picchu eteklerindeki Hidroelektrik santraline vardık. Burdan otele 3 saatlik sırt çantalarıyla yürürken hava karardı. Kız erkek Karma yatakhaneli yere, vardığımızda benim tek kişilik odanın 3 kişiye satıldığı ortaya çıktı. Hemen yolun karşısında bir yer bulup yerleştim ve ‘Aquas calientes- sıcak sular’ yerleşim merkezinde birgün önce planlanmış randevuya gittim. Gelemeyen Perulu 2 bayan eksikle, ekibe bu kez tek başına talebe değişim programı ile su ve elektriği olmayan ormanda yerli halk ile 2 ay yaşayan Amerikalı yeni üye Ashly adlı bir kız daha katıldı (Nüfusun yarısı dişileri ’evde tutsak’ satılık mal diye gören hiçbir ülke, dünya yönetenler arasında yer alamaz). Sabah erkenden $ 17 lık otobüs bileti almak için 1.5 saatlik kuyruğa girdiğimde rehberimi kaybettim. Tepeye vardığımda benim gibi kayıpların bir kısmı ile buluştuk.

12169784_431479927035293_992112800_o.jpg

Sabah güneşi ile aydınlanan; 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üstünde kurulu, İnka hükümdarı Pachacutec Yupanqui tarafından 1450 da yaptırtılan, dünyanın tepesindeki bu harika medeniyet beldesine, etrafında notlayan lamalara ve onu koruyabilenlere hayran olmamak elde değil. Sözüm ona bizde, avrupadaki tarihi sit alanlarını rezil edecek denli, bu fevkalade muhteşem - bakımlı yerde 3 saatlik ‘gördüklerimi hazmetme’ adına sindirimden sonra, hala başkasının kilisesini camiye dönüştürmeyi maharet sayan, aksine Ahlatta terk edilmiş 35.000 koyun başlı mezar anıtlarının herhalde sadece Türk oldukları için terk etmiş DANGALAK zihniyete, bir ülkeyi dünyaya tanıtacak tanıtacak turizm anlayışına lanet okuduktan sonra, Ashly ile (sırt çantası 14kg), 3 saatte tepeden vadiye indik, 13.05 treni ile Baraj istasyonuna gelip, bizi gece geç vakit Cusco ya geri götüren minibüsü bulduk.

En güzel latin Amerika beldesi

Herbir yanı başka farklılık gösteren, Cusco şu ana kadar gördüğüm en güzel latin Amerika beldesi. Son 2 gün, civarda başka yerleri beraber ziyaret ettiğim, çoğu eve dönecek kızlar ekibinden ayrıldım. Macchu Picchu da kalmadığım otel ve yemek parasını Fabienden geri alıp, $ 430 uçak biletini ‘last minute flight deals’ son an fırsatlarından $ 124’a alıp, ertesi sabah şehrin merkezindeki, ortasından tren geçen hava limanına geldim. Sorup girdiğim kuyruk için 1 saat sonra yanlış denince değiştirdim. Bu kez Peruvian air Peruvian star diye başka çıkınca, son an telaşına kapıldım. Lakin kontuardakilerin umrunda değildi. Çünki, 5 kez ertelenen uçağın hiç gelemeye – kalkmaya niyeti yoktu. Nihayet 8 milyonluk, yeni metro ve çevre yolu yapmakta olan sadece tek katlı binalardan oluşan yayılmış Başkent Limaya vardım.

12171175_431480560368563_89862760_o.jpg

Başkent Lima

Hava limanı kaos, otobüs yok, taksi şirketleri $ 75 diyor, Hassan !! Frederico isimli gençten birine gidip, ‘beni şu adrese kaça götürürsün’ diye sordum. $ 15’ a anlaştık. $ 33 lık ucuz otelim, barlar – kumarhaneler sokağında ve şehirden uzakta olunca, ertesi gün Hassan’I aradım. Beni son an fırsatı diye koca 3 odalı daireyi $ 40 a rezerve ettiğim, eski 5 yıldız – biraz bakımsız Agustin oteline götürdü. Daha sonra defalarca aradığım, 3 sene önce ölen babasının – eski Türk toraklarından göç ettiği için ‘Turco’ denen Arnavut asıllı ilk iş ortağı anısına ismini verdiğini anlatan, $ 13.700 a aldığı son taksidi Kasımda bitecek 2 yıldır, hergün 12 saat çalışan mütevazı Hassan bana nerelere gitmeyeceğimin uyarısınıda yaptı.

Santiago – Şili deki dans show da tanıştığım - eski dost matbaacı Eray Üngeldi’nin bastırdığı kartlar bitince, bilgisayardan çıktı alıp küçücük kağıtlarda adresimi verdiğim - genç system analiz şirketi bölge müdürü ve eski Peru başkanı gibi Japon – eşi psikiyatr olan Ramos çifti ikinci gün beni, Lima nın başka dünyaları, deniz kenarındaki Barranco ve Mia Flores’ mahallelerini gezidirdiler yemeğe davet ettiler. Biryere gidince, Ülkemi hareketlerim kadar fahri konsolos gibi tanıtım adına, illaki hediye vermek için örneğin mavi boncuk, gözler ve sağolsun eski dost Levent Baki’nin Nike’a yaptırttığı Ayyıldızlı T-Shirtlerden birkaçını yanıma alırım. Yerel yemekler festivalinde tanıştırıldığım, Amazon Kabile reisi ile hediyeleri değiş tokuş yaptıktan sonra 17 müze, sergi ve kiliseyi ziyaretimde, yine ilgimi çeken önemli şey Bayrak tutkusu. Bireylerin şatafatlı lakin çoğu boş kilise (herbirinde kutsanmış milli bayrak Hz. İsa / Meryem heykelininde üstünde - ŞART) yerine daha derinden tutunmak istediği değerler – kök adına kutsal saydıkları ‘Bayrak’ tutkuları idi. Taksilerin hemen hepsinde, özel arabalarda, işyeri, inşaatlardaki bayraklarla, nufusu % 45 yerli, % 37 melez, % 15 I ‘göçmen işci’ statüsündeki Avrupalı – Turco beyazlar ve % 3 Afrikalı karışımı ile yaklaşık 30 milyonluk Peru heryerde satılan,, T-Shirt leri çok etkileyiciydi.

12171837_431479917035294_47239997_o.jpg

Yemekler- Patates ve et!

Tipik olarak tattığım: Ceviche (taze çiğ balıktan bol limon suyu ve ekşi soğan ile marine edilerek yapılan Milli yemekleri, gibi Anticucho (ızgara şiş, sığır ciğeri), Arroz con Pollo (tavuklu pilav) ve Arroz con Pato (ördekli pilav), Ají de gallina (hafif acılı, kremli Chili-soslu tavuk eti), Rocoto Relleno (sığır etli paprika biber dolmsı), Estofado (et, patates, mısır ve havuçlu acı peynir-paprika soslu güveç), Papa a la huancaina (acılı peynir soslu patates dilimleri), Carapulcra (ezilerek kurutulmuş – 20 sene dayanabilir patates ve etten güveç), Pachamanca (toprak güveçte hazırlanmış sebzeli et), Chupe de Camarones (karides, patates ve sebzeli çorba), Sopa a la Criolla (tavuk/et parçalı makarna çorbası), Choclo con queso (haşlanmış, peynirli mısır koçanı) yediğim ve Tüm Latin Amerikanın ‘en ünlüsü’ Pisco Saur – Limonlu Pisko içkisini tattığım Tezatlar ülkesi Peru başkentinde, hudutta karşılaştığım tek Türk Berk Şit’ten 5. Günde ses çıkmayınca, Mestizo, İspanyol Extremadura ve Endülüs gibi, Madagaskar Malgache kileler, Prinç tarlaları için Kanton’dan gelen Çinli coolies ve Japonlar gibi Roman Çingeneler ‘incognito incileri için İspanyadan gelmiş değişik toplumların hedefi aynıydı ‘Yeni dünya’ umutları ile değişikliklere uğrayan Peru başkenti Limadan ayrılımak üzere otobüs biletimi aldım.

Amiral Miguel Grau müzesi ve otobüs yolculuğu!

Hedef, çok eski kuzey yerleşim merkezi, istiklal harbi kahramanı Amiral Miguel Grau müzesinin bulunduğu Quechuan – Ketçuan dilinde ‘Bol’ bereketli anlamlı, Piura ve ordan Londradaki meridyen Vertical – Boylam çizgisi gibi ‘0’ kabul edilen dünyanın ortasındaki Ekvador...

Ulusoy – Varan Otobüs gurubu ve Otobüscüler Derneği başkanı, Mustafa Yıldırım’ın kulaklarını çınlatacak derecede ‘İYİ’ organize olmuş ve herbiri daha iyi servis verme adına özel terminallerden kalkan, Cruz del Sur otobüs şirketi merkezinde, psikolojik etkinlik için kontuarlardaki görevliler, ortalığı temizleyenler, dahil, çalışanların hepsi bayan. Herbiri 14 metre uzunlaktaki, dünyanın en iyisi denen ‘Ulusoy’ servet yapımında doğru vasıta diye seçilen Scania Vabis – SAAB motorlu ‘Marcopolo’ kasalı, alt katta ayrı tuvaletli 7 kişilik YATAK olan tekli $ 60, üst kattaki % 140 derece yatan 26 koltuklar için ücreti $ 40 olan – tuvaletli, yol boyunca çok basit fakat 3 kez yemek verilen, GPRS ile merkezden: 90 km den fazla hız yaptığında, listede olmayan yerde durduğunda, her 4 saatte bir sürücünün değiştiğinin ekrandan takip edildiği, bayan hostesin devamlı dolaştığı otobüste, etrafı göreyim diye 1.300 km lik Piura için üst kattan bilet aldıktan sonra, çıkış kapısı gibi sefer sorumlusu bayan, kimlik kontrolümü yaptı. Bilet damgalandı, yan taraftan biletime bakarak çantamı teslim ettim, tekrar binme parmağına gelince, kaç bagaj verdiğim yazıldııktan sonra otobüse bindim. Son yolcudan sonra biri elinde kamara ile tüm yolcuları kayda aldı ve Kızcağız tüm seyehat boyunca emniyet kemeriniz bağlı olmalı diye ikaz ettikten sonra, yola çıktık.

12176301_431480590368560_1214012294_o.jpg

Hazreti Google dostumun yazdığı gibi, modernleşme merakı içinde, eskiye ait birkaç müze ve terk edilmiş gibi herbiri boş eski kiliseden başka görülecek yeri yok gibi – her mevsim sıcak Piura da tüm seyehatim boyunca ilk kez resepsiyondan Klima kontrol cihazı verdiler. Lakin belediye meydanındaki Balık lokantaları denildiği gibi Perunun en iyisi. Sadece 1 gece kaldığım Piur’ dan dahada sıcak kuzeye Ekvador hududu Auqas Verdes – Yeşil sulara 5 saatlik otobüs biletimi aldım, ordan hep görmek istediğim – şayet gemi tarihleri denk gelirse, hayırlısıyla çok ziyaret etmek istediğim Gallapolus adaları için Başkent Quito nun altında Guyaquil bölgenin en büyük Liman şehrine geçeceğim..

Gelecek Yazı: Dünyanın merkezi Ekvator

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mayalar diyarı PERU!25 Ekim 2015 Pazar 09:57
  • Mayalar diyarı PERU!25 Ekim 2015 Pazar 09:00
  • Tezatlar ülkesi Bolivya24 Ekim 2015 Cumartesi 10:20
  • Güney Amerika’nın en uzun ülkesi: Şili18 Ekim 2015 Pazar 14:49
  • Güney Amerika’nın en uzun ülkesi: Şili18 Ekim 2015 Pazar 08:04
  • Sürprizlerle dolu Uruguay03 Ekim 2015 Cumartesi 09:31
  • Rüyalar şehri Buenos Aires13 Eylül 2015 Pazar 07:35
  • Tangocuların diyarı ARJANTİN12 Eylül 2015 Cumartesi 07:35
  • Latin Amerika’nın EN BÜYÜĞÜ08 Eylül 2015 Salı 14:16
  • Tezatlar ülkesi BREZİLYA08 Eylül 2015 Salı 14:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.