• BIST 107.769
  • Altın 152,486
  • Dolar 3,7110
  • Euro 4,3659
  • Trabzon 23 °C

MEDENİYET

Gürsel ÖZGÜR

“Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavardır” sözü ne kadar doğru ya da doğru mu, diye hiç düşündünüz mü?

           Toplumsal hayatın bir gereği olarak insanlar kurallarla dolu bir yaşamın içinde bulunur. Kurallar zaman zaman zorlasa da toplumun huzurlu, mutlu ve kargaşadan uzak yaşaması kapsamında mutlaka gerekli olduğu da kaçınılmaz bir gerekliliktir. Kısa bir süreliğine İtalya’nın kuzeyi Cenova bölgesini Portofino dâhil olmak üzere ziyaret ettim. Çok gezen mi çok okuyan mı bilir sorusu tartışma konularının hep ilgi alanında olmuştur. Bana göre, çok gezenin görsel hafızası işin içine girdiğinden, daha çok bilir. Gözlemler ve güzel uygulamaların mutlaka yaşanan yere mümkün olduğu kadar kazandırılması gerektiğine inanıyorum.  Yerel Yöneticilerin yani Belediye başkan ve meclis üyelerinin yaptıkları araştırma gezilerinin de bu yönüyle değerlendirilmesi çok önemlidir. Bu tür ziyaretlerden sonra kamuoyu gezilen yerlerden edinilen kazanımlar açıklanmalı ve yalnızca turistik gezi olarak kalmamalıdır. Mümkünse elde edilen bu kazanımlar görsel bir sunumla ilçe sakinleri ile paylaşılmalıdır. Bu düşünceden hareketle tek konu üzerinde yoğunlaşmaktan ziyade gezdikleri yerlerde güzel gördükleri hususları ilçemde, ilimde nasıl uygularım diye düşüneceklerinden hiç şüphem yok. Gittikleri yerlerle ilgili güzel uygulamaları ilçeme getireceklerinden dolayı da heyecanlıyım.

            Benim gözlemim şöyle, tabi çoğu konularda da özlemim oluyor.

1-Bizde maalesef araba sosyal statü göstergesi olarak algılanır. Orada böyle bir yanlış algı olmadığı gibi hayatın her alanına hâkim olan ihtiyacı yeteri kadar karşılamak ve kullanışlı olması fikrinden hareket edildiğinden küçük arabalar tercih edilmiş. Yani gösteriş olsun diye Jeep alıp tüp taktıranlar yok. Y a olduğu gibi görünüyorlar, ya da göründüğü gibi oluyorlar.

2- Her alanda gösterişten uzak ve yalnızca gereksinimin karşılanmasına yönelik düşünceye sahip olmanın bilinciyle ulaşımda mobilet kullanımı çok yaygın. Açık mobilet otoparkları var.

3-Demir ağlarla ördük biz bu yurdu diyen Atatürk, raylı sistemin önemini o zamanlardan, nerede ise bir asır önce kavramış ama O’ndan sonra nedense çok ilerleme kaydedememişiz. Ulaşım ihtiyacı ucuz ve verimli olan raylı sistemle çözülmüş.

4-Cadde ve sokaklar tertemiz. Tabi ki bu başarı yerel yönetimden ziyade bireysel bilinçten kaynaklanıyor. Sorumluluk sahibi birey olmanın bilinci ile sokak ve caddeleri kirletmiyorlar. Ülkemizdeki; herhangi bir şeyi yedikten sonra çöpünü sokağa atan, arabadan mandalina kabuklarını yola atan insan manzaraları gözümüzün önüne üzülerek gelince utanmamadan edemiyoruz. Eğitimle sürekli oynayan 13 yıllık hükümet zorunlu dersi vs. uygulamalarla insanları kandırmak için uğraşacağına bu konulara kafa yormalı ve çağdaş uygulamalarla eğitimin kalitesini artırarak evrensel değerleri yakalamalıdır.

5-Yeni bina yok denecek kadar az, binaların tarihi dokusu korunmuş, dış cephe boyaları canlı ve çok renkli olarak düzenlenmiş. Kahverengi, gri, siyah renkleri tercih ederek renklerin dilinden anlamadıklarını adeta ispatlayan müteahhitlerimiz mutlaka bu bölgeyi görmeli veya yerel yöneticiler bina renklerini bir kişinin keyfine bırakmayarak belediye içinde oluşturduğu ‘’dış cephe renk değerlendirme biriminde’’ konu çözümlenmelidir. Şehrin görselliği, bir veya birkaç tüccar müteahhidin inisiyatifine değil, sanatçılar, mimarlar, çevrecilerinde içinde bulunduğu birimlere bırakılmalıdır.

6-Hiçbir heykele ucube muamelesi yapmamışlar. Şehir adeta açık hava müzesi gibi duruyor. Tuvaletlerinde bile tablo var. Heykeller her alanda varlar ve bulundukları yerlere ayrı bir güzellik ve anlam katmışlar.

7-Yaya geçidine adımınızı attığınızda arabalar hemen duruyor. Yani geçiş önceliği yayalara verilmiş. Öyle ya isminden de belli değil mi,’’ yaya geçidi’’. Peki, bizde nasıl, yaya geçidine gelir, beklersiniz, araba yoksa geçersiniz, varsa ve beklemezseniz ya ezilir ya da hakarete uğrarsınız! O zaman yaya geçidini simgeleyen çizgilere ne gerek var. Biz bu kuralı uygulamaya kalkarsak maazallah yüzlerce yaya geçidi ölümlerine tanık oluruz.

8-Sokaklarda başıboş kedi ve köpek yok denecek kadar az. Ama neredeyse her evde evcil hayvan var. Bizde hayvan sever gönüllülerimiz olmasa sokak hayvanlarımız açlıktan ölür.

9-Kişi başına düşen yeşil alan fazlasıyla var. Çimento ekonomisine mahkûm olan ülkemin TOKİ sayesinde betonlaşmasının bitmesini bir an hayal ve ümit ettim. Ama benim hayalim gerçekleşene kadar doğanın yeşilini hiç sevmeyen şu anki muktedir umarım iktidardan uzaklaşır.

10-İnsanlar gergin değiller, yardımseverler, yardım edebilmek için çaba sarf ediyorlar. Bizde de yardımseverlik ve misafirperverliğin hala önemli karakteristik özelliğimiz olduğu da bir gerçektir.

11- İtfaiye ve ambulans sesleri hariç olmak üzere, korna, klakson sesi, gürültü yok denecek kadar az. Kırmızı ışıkta beklerken sarı ışığı görür görmez arkadan kornaya basan bizim tahammülsüz şoförleri düşününce…

12-Denizle şehir kucaklaşmış gibiydi. Deniz kenarının insanı rahatlamasına neden olan özelliği korunduğundan, insanlar sahilde geziyor ve sosyalleşmeyi de bir çeşit sağlıyorlar. Karadeniz sahil yolunu görünce ‘’vah benim denize sırtını dönmüş Trabzonum ‘’diyorum.

13.Çok yaşlı ama yaşamın içinde olduklarından sanırım, sağlıklı görünen fazlaca insan gördüm. Dikkatimi çektiğine göre oldukça yaşlı ve fazla idiler. Sırrı sanırım 12 maddede gizli.

            Kültürün oluşması uzun yıllar alıyor. Eğitim, gelenek ve görenekler, aile terbiyesi, okul müfredatı gibi konular doğru alınır ve kullanılırsa nitelikli ve takdir edilen bir kültür oluşuyor, yoksa karmaşık bir şey ortaya çıkıyor. Bütün bunlarda asıl olan yaratılan her şeyin sevilmesi ve sahiplenilmesidir. İnsana saygı ve sevgi, hayvan hakları, doğanın korunması, sanat ve sanatçıya saygı duyularak sahiplenilmesi, yurttaş olgusunun kabullenilmesi, eşit sosyal adalet ve laik bir düzen ile yaşamayı başaran toplumlar çağdaş ve insanca yaşam hakkına kavuşabiliyorlar.

             Her şey gönlünüzce olsun, sağlıcakla kalın, saygılarımla

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.