• BIST 97.324
  • Altın 279,518
  • Dolar 5,8459
  • Euro 6,5153
  • Trabzon 17 °C

MEMLEKETİN GERÇEĞİNE AYKIRI!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Biz ne yapıyoruz bu hayatta? Birileri sınırları çizmiş burada yaşayacaksın demiş. Birileri demiş ki bu maaşı alacaksın, bu okula gideceksin, bunlara karşı çıkmayacaksın demiş. Bunların hepsi ben söylemeden, ben yapmadan önce söylenmiş. Ben istemedim ki bunların hiç birini. BEHZAT Ç.                                                                                              

Behzat Ç Cinayet Büro Amirliğinde Başkomiser. Hayata karşı işlenen suçlar uzmanı.

Hayata karşı işlenen suçlar nedir?

Suç, ahlaka, törelere, yasalara aykırı davranış ise hayata karşı işlenen suç, cana kastedilen suçlar mıdır? Kasten işlenen suçlar mıdır?

Behzat Ç’yi ben izlememiştim. Şimdi fırsat buldukça tekrarlarını izliyorum. 2. sezondayım. Etkileyici mi? Evet çok etkileyici. Bugün geldiğimiz noktayı aslında tek tek anlatıyor. Hem de çok anlaşılır bir biçimde.

Bir çete grubunu, ya da görevini kötüye kullanan polisi, cinayetleri aydınlatan polisleri izliyoruz…

Ne çok film izledik değil mi? Ürkütücü cinayet manzaraları izledik. Soğukkanlı katiller. Her şeyi izlettiler bize. Ama izlediğimiz bu kurguların çoğu bugünkü hayatın ta kendisi aslında.

Adalet karşısında güvenliği tercih eden bir sistemle boğuşuyoruz.

Kentlerin sokakları hiç güvenli değil. Herkes endişeyle yaşıyor.

Peki kime güvenecek bu halk?

Bugün demokrasi hatırlanmaktan, dil ise söylemekten korkar oldu. Demokrasi gerçekten eşitlik ilkesi midir?

Korkuyoruz!

Yalnızlıktan, kalabalıktan, ölümden, her gün patlayan bombalardan, gelecekten her şeyden korkar olduk…

Güvencemiz nedir?

Dünyevi var oluşumuz bir sınav ise çok ağır bir sınavdan geçiyoruz. Sanki önce cehennemden geçip belki sonrasında bir tür arınma yaşayacağız. Ama çok acı ve korku verici…

İnanmaya inanmak istiyorum.

Çünkü her şey yine güllük ve gülistanlık olacak, dünya artık savaşmayacak diye inanmak istiyorum. Ama çok Ütopik…

Keşke her şey CİBALİ Karakolu gibi eksikliklerin, yetersizliklerin mizahi yönde anlatılması kadar kolay olsaydı. Gülerken düşündüren bu tiyatro eseri bugün yaşanılan bunca olaya karşısında maalesef çok basit kalıyor.

Yaşadıklarımız artık hep birbirine benzer oldu; Endişe, korku, tasa ve şüphe çoğumuzun ortak noktası.

Başımızı ellerimizin arasına alıp bu çarpıklık, yanlışlık, güvensizlik nasıl gidecek diye bekliyor ve düşünüyoruz…

Metastas yapmış bir kitle var. Ve onunla savaşıyoruz. Bakalım ilaç ne zaman gelecek.

Bu yazdıklarım dostlarım ve arkadaşlarım tarafından yine karamsar şeyler yazdın diye yorumlanacak ama ben Pollyanna değilim. Bugünlerde olmayı çok isterdim inanın.

Ağa cinayet var. Ya da yine şehit haberi geldi. Hatta çocuk gelinler, kadına şiddet gibi haberleri duymayan var mı? O zaman nasıl karamsar olmayız ki?

Biz bugün başörtülü komiser ya da emniyet amirini konuşurken gündem saparken, bir yerlerde yine çok kötü olaylar oluyor…

O Polis Hanım, benim canımı, malımı, temek hak ve özgürlüklerimi koruyup, suçları önleyebilecek mi bugün benim için önemli olan budur. Şekilcilikle bir yerlere gelemedik. Yapamadık. Kılık-Kıyafet Kanunu dedik olmadı. Şimdi görevi isteme zamanı.

Edebiyatta olsun. Sinemada olsun. Yavaş yavaş dal budak saran imkânsız aşk her zaman ilgi çekici bir tema olmuştur. Eyvallah. Ama hayatta böyle olmuyor; Böyle bir ilişki memleketin gerçeğine aykırı. Burası İsveç değil. Sende Martin Beck değilsin. Aklını başına al.”

Son Hafriyat (Emrah Serbes) romanından…

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.