• BIST 81.558
  • Altın 145,450
  • Dolar 3,7556
  • Euro 3,9812
  • Trabzon 11 °C

Menderes’e karşı ayaklanma!

Menderes’e karşı ayaklanma!

İki gün önce, yakın bir dostum ‘size 1960 ihtilali öncesinde İsmet İnönü’nün basın açıklamalarını, bazı yazışmaları ve Avrupa da yayınlanan önemli bir gazetenin değerlendirmesini göndereceğim. Size göndereceğim belgeleri okursunuz, değerlendirirsiniz. Eğer bu belgeleri yayınlarsanız benim ismimi yazmayın’ dedi.

Bu gün bize gönderilen yazı ve belgelerden birini okurlarla paylaşmak istedim.

‘Menderes’e karşı ayaklanma’ başlıklı değerlendirme gerçekten ilginç!

27 Mayıs 1960 öncesi Türkiye’nin durumu çok karışıktı.

İsviçre gazetesinde yayınlanan baş makale bu durumu açık ve net olarak ortaya koyuyor. Yazının son bölümünde ise Menderes hükümetinin Rusya ile olan ilişkileri gündeme getiriliyor.

Bu satırlar 27 Mayıs ihtilalinin dış destekçilerini de ortaya koyuyor gibi!

Türkiye’de 50 yılda çok şey değişti. Ülke her geçen gün modernleşiyor ve demokratikleşiyor. Değişmeyen olgu bana öyle geliyor ki dışa bağımlılık ve dış kaynaklı müdahaleler, telkinler!

Bu makaleyi Türkçeye çevirtenler veya çeviren ön sözde şunları söylüyor;

Avrupa’nın en büyük gazetelerinden biri olan ve İsviçre’nin Zürih şehrinde yayınlanan Neue Zürcher Zeitung gazetesinin 1 Mayıs 1960 tarihli nüshasında Türkiye’de cereyan eden son hadiselerle ilgili olmak üzere dikkate değer bir başmakale intişar etmiştir. Avrupalı gözü ile Demokrat Parti iktidarının ve muhalefetin durumunu teşhis eden ve Türkiye’deki hadiseleri tahlile tabi tutan bu başmakale şöyledir;

 

Menderes’e karşı ayaklanma!

 

      Menderes hükümeti aleyhinde yüksek tahsil öğrencilerinin yaptığı nümayişler ve Türkiye’nin büyük şehirlerinde örfi idarenin ilanı belki de tamamen Seul de Syngman Rhee’ye karşı yapılan isyanla aynı ehemmiyet ve mana da değildir ve aynı trajik neticeleri vermeyecektir. Fakat bunlar kendisine halk tarafından verilmiş olan selahiyetleri, demokratik hürriyet haklarını tehdit maksadıyla kötüye kullanan ve gün geçtikçe çoğalan bir otoriter hüviyet alan rejime karşı isyanın ilk fırtınalı işaretleridir.

      Türk milletinin hiç de Akdenizli hüviyeti taşımayan fevkalade disiplini muvacehesinde bu nümayişlere, elbette ki daha çabuk öfkelenen ve daha az ciddi bir mizaca sahip olan milletlerin yaşadığı bölgelerdeki benzeri hadiselerden tesir ve şumul bakımından çok daha fazla ehemmiyet vermek lazım gelmektedir.

       1950 de Cumhuriyet Halk Partisi çeyrek asır yalnız başına memleket mukadderatını elde tuttuktan sonra nihayet serbest seçimler tatbik edip bu seçimler neticesinde hiçbir zaman zorluk göstermeden ikinci kademeye çekildikten sonra iktidara gelen Celal Bayar ve Menderes’e büyük ümitler bağlamıştı. Demokrasi birkaç sene memnuniyet verici tarzda gelişir gibi gözüktü, Fakat, buna müteakip kısmen gelişme buhranına dayanan kısmen de hükümetin hatalarından doğan iktisadi zorluklar baş gösterdi. Uzaktan milletin sevgi ve teveccühünün muhalif partiye yönelmesi imkanı iktidarı tehdit edici bir mahiyet alıyordu. Bayar Cumhurbaşkanı sıfatıyla gittikçe gözlerden kaybolurken (Buna kulisler arkasına çekilirken denilebilir) Menderes, siyasi muhaliflerine karşı mücadelesini hür bir demokraside fikir savaşının meşru ölçüsü olarak tespit edilmiş bulunan sınırı aşacak derecede şiddetlendirdi. Hükümet ve Hükümet partisi tarafından muhalif partilere karşı sayısız ve sonsuz tezvirata başlandı. Buna rağmen son seçimlerde Demokrat Parti, üç muhalif parti grubunun kazandığı oyların mecnundan daha az bir oy alabildi. Mamafih Menderes, seçim sisteminin ekseriyet usulü olması sayesinde yine büyük çoğunlukla meclise döndü. Bununla beraber 1957 seçimlerinin kesin neticeleri hala resmen ilan edilmiş değildir. Hükümet başkanının gözüne bilhassa bağımsız basın bir diken gibi batıyordu.

       Demokrat Parti iktidarının 9. yılının sonlarında büyük kısmı 1956 da basın kanununun şiddetlendirilmesinden sonra olmak üzere, 2324 basın davası açılmış ve bu davalardan 811 gazetecilerin mahkumiyetiyle neticelendirilmiş bulunmaktadır. Bundan sonraki bir yılı geçen zaman zarfında ise, yine gazeteciler aleyhine düzinelerle mahkumiyet kararı verilmiş.  Davalar yanlış müfrit ve taşkın neşriyatla mücadeleyi hedef tutmamakta, bilakis ve bilhassa basına gem vurmaya mahdut oldukları aşikar bulunmaktadır.  Bu sebeple milletler arası basın enstitüsü kısa bir zaman önce aldığı bir kararla Türk Hükümetine müracaat ederek, onu Türk basınına demokratik hürriyetin ayrılmaz bir parçası olan söz hürriyetini iade etmeye davet etmiştir. Bu müracaattan kısa bir zaman geçince hükümet partisi yalnız basın hürriyetini tahdit eden sınırları çok aşan hatta doğrudan doğruya siyasi hürriyetin mevcut olup olmadığı sualini haklı kılan tedbirlere başvurmuştur.

        Halen bir meclis tahkikatı komisyonu memleketin en büyük muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin faaliyetini tahkike memur edilmiştir. Şimdilik bu komisyona vazifelerinin ifası için verilen üç ay zarfında her nevi siyasi faaliyet yasak edilmiş ve ortadan kaldırılmış bulunmaktadır. Keza komisyonun çalışmaları üzerinde neşriyat men edilmiş bulunduğu cihetle bu komisyon bir nevi ( star chamber) usulunü tatbik edecektir. (Star chanber, eskiden İngiltere de hudutsuz selahiyetleri olan ve 1641 de lav olunan bir mahkemedir. Bu mahkeme gizlice ve istediği gibi hareket eden resmi bir teşkilat mahiyetinde idi)

        Bununla münasebettar olan muhalefetin 76 yaşındaki lideri İsmet İnönü’nün vatan haini olarak gösterilmesi bütün muhitlerde geniş bir infial ve tepki yaratmıştır. Çünkü partisi hakkında ne gibi bir hüküm verilirse verilsin Paşa’nın ( bu tabir ve unvan Türkiye’de çoktan kaldırılmış olmakla beraber Türk halkının ağzında yalnız ihtiram makamında olmak üzere İsmet İnönü için kullanılmaktadır) Genç Türkiye Cumhuriyeti ordusunun İnönü’de Yunanlılara karşı zafere ulaştıran Lozan ve Montro de büyük başarı ile siyasi müzakereler idare eden, erkanı harbiye umumiye reisi. Hariciye Vekili ve nihayet Reisicumhur sıfatlarıyla  Atatürk’ün eserinin meydana getirilmesinde ona baş yardımcı olmuş ve Atatürk’ün ölümünden sonra da eserini devam ettirmiş bulunan 1946/ 1950 arasında demokrasiye giden yolu açıp hazırlayan Paşasının kendi milletine zarar vermek isteyeceğine kimseyi inandırmaya imkan olmayacaktır.

Otoriter baskının her yeni arttırılışında Türk milletinin hassasiyeti ve öfkesi artmaktadır. Hükümetin yeni tedbirleri sadece huzursuzluk ve güvensizlik yaratıyor. Daha birkaç hafta evvel Mayıs ayında vaktinden önce seçimlerin yapılacağı söylenmekte idi. Sonra seçimler yerine muhalefete karşı vurulan darbe geldi. İktisadi müşküller yabancı yardımlar sayesinde elde edilen bir nefes alma duraklamasından sonra tekrar çoğalmaktadır. Menderes ile Chrustachov (Kruşef) arasında karşılıklı ziyaretler teati edileceğinin ilan edilmesi zihinleri karıştırmaktadır. Zira yüzlerce senelik komşulukları sırasında boğazların sahibi ve Moskova’nın hükümranları hiçbir zaman dostane ziyaret testisine itina etmişlerdir.

Türkiye için Rusya, ister Çarlık idaresinde ister Komünist Partisi katipliği hükmü altında bulunsun daima can düşmanı idi ve öyle kalmıştır. Bu sebepledir ki, Ankara’da bir hükümet veya rejim değişmesinden dış siyaset istikametinde esaslı bir değişiklik beklenemez. Hükümetle muhalefet bu sahada aynı yol üzerindedir.

          İç siyaset gerginliklerinin şiddetlenmesi komünizme karşı bir sempati yaratmayacak sadece milli hisleri kuvvetlendirecektir. Diğer taraftan coğrafi durumu çok nazik olan Türkiye’deki huzursuzluk batı aleminin savunma gücünü kuvvetlendirmeğe asla müsait değildir.

         Batı memleketleri Hariciye vekillerinin içtimaında ve NATO Konseyinin bugünlerde İstanbul’da yapacağı toplantıda ev sahibi durumunda olan Türkiye’de geçen hadiselere her halde endişe ve üzüntü ile itila kesbedilecektir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kaşüstü’nde yapılacak Kavşak sorunu çözmez!21 Ocak 2016 Perşembe 06:47
  • Türkiye’de muhalefet iktidara çalışıyor!20 Ocak 2016 Çarşamba 06:47
  • Asım Aykan’ın reçetesi!19 Ocak 2016 Salı 06:47
  • Yeni Cumhuriyet yeni rejim!18 Ocak 2016 Pazartesi 06:46
  • Devlet Bahçeli nereye koşuyor?02 Aralık 2015 Çarşamba 06:47
  • İşgal yılları Trabzon S.P.Mintslov’un günlüğü! (1916-17)26 Eylül 2015 Cumartesi 14:58
  • Trabzon-Maçka'da Bir Prometeus: İlyas Karagöz19 Eylül 2015 Cumartesi 09:54
  • Kral Sarayından Kızlar Manastırına!16 Eylül 2015 Çarşamba 13:35
  • Efsaneler kenti Trabzon!08 Eylül 2015 Salı 14:17
  • Tarihi doğru okumak ve Trabzon’un Hatunları!03 Eylül 2015 Perşembe 09:00
  • YERİN KULAĞI
    • Altuntaş’ın torpili!
    • ASKF’de kutlama!
    • Konsey toplantısı!
    • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
    • MHP sürpriz yapabilir!
    • Antalya’da sabah sporu!
    • Metin Kara’yı topa tutacak!
    • TBMM’deki oylama MHP’nin geleceğini belirleyecek!
    • DSİ 22. Bölge’de neler oluyor?
    • Asım Aykan Trabzon’a ne verdi!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.