• BIST 95.852
  • Altın 190,976
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • Trabzon 25 °C

MERHABA KARGA BEN YİNE GELDİM…

Şükrü ÜÇÜNCÜ

Bu haftaki yazıya Lorca’nun muhteşem tanımı ile başlamak istiyorum…

Ey ahali Lorca der ki; “ Tiyatrosuna yardım etmeyen ve desteklemeyen bir ulus henüz ölmemişse bile, ölüm derecesinde hastadır; halkının dramını tarihsel ve toplumsal yürek vuruşunu duymayan ve ister kahkaha ile ister gözyaşlarıyla olsun, onun ruhundan ve görünümünden gerçek rengini yakalamayan tiyatronun kendine tiyatro adını vermeye hakkı yoktur. Artık o eğlence yeri ya da zaman öldürmek denilen o korkunç şeyin yapıldığı yerdir.”

Sizden ricam yazıyı okuduysanız bir kez daha tekrar edin… 

Oturun ve Lorca’nın ne demek istediğini gözünüzü kapatarak düşünün… 

Sonra Trabzon’da bulunan tiyatro topluluklarına dönün şöyle bir bakın… Bir takım insanların sağda solda burnu havada gezmelerine de bu sözün iyi bir cevap olduğunu görün… Tiyatro olgusu; seni anlıyorsa yolda yürüyen vatandaş, yada şehrinde ki tiyatro sever o zaman oluşmuş muhteşem bir sanat dalıdır…

Şahsımın da ait olduğu ve sahnelere çıktığım bir tiyatro topluluğu var ve oyunlar yazarak sahnelere koymaktadırlar… 

Genelde kahkahalar atan izleyici, kendi acılarını trajikomik olarak ayna yansımasıyla birlikte sahnede görmektedir… Lorca’nın belirtmiş olduğu gibi… Halkımızın yürek vuruşunu sahneye koymak, sanatın dışında da halkı ile birlikte düşünerek hareket etmek gibi zor bir görevdir…

***

8 oyundur da bunu başarılı bir şekilde sahneye koyuyoruz… 

Gel görün ki, ben kendilerine karga dediğim birkaç, yaşamsal alanda da emekliliği gelmiş yaşı budalaların da anlamsız eleştirilerine maruz kalmaktayız… Sadece bizler değil, bizim gibi oyun yapmakta olan gruplar da bu tür söylemlerin hedefi olmaktadır…

Gelin sizlere Lorca’nın sözünü tam açarak bu denek kargalarına bir cevap verelim… 

Halkının dram yaşantısını sahneye koyarken onun yaşamış olduğu aşkı, ayrılıkları, özlemi, trajikomik yaşantısını yada direk safi duygularda oluşturmuş olduğu komik hayatını oynar iken onların neler yaşadıklarını bilmek gereklidir… 

Gel gör ki, Bu kargalar…

Halktan uzaklarda bulunan başak ve buğday bahçelerine ağa kesilmeyi bir marifet bilirler… Halkın duygusunu bilmeyen bir tiyatro sanatçısı hangi yapıtı oynar ise, oynasın yapmış olduğu sadece, “Artık o eğlence yeri ya da zaman öldürmek denilen korkunç şeydir.”

Hele hele “Bizler edebi oyunlar oynuyoruz.” Diyerek tiyatronun temeline kurşun sıkan bu cehalet yığını kargalar yapmış oldukları sanatı zanaata çevirdiklerinin de farkında değillerdir… 

***

Heinz Kindermann tiyatro bilgini büyük usta bir tanımında şöyle anlatır…

“Tiyatro metinsiz de var olabilir; başlangıcını edebi bir biçimde saptanmış metinde bulan bir tiyatro olgusunda metin sadece bir partisyon etkisi içerisindedir. Yazarın sunduğu biçimde metni oynamayı istemek de bunun için yanlıştır. Ayrıca, edebiyat biliminin gerekli değer ölçülerini tiyatro bilimi alanında kullanmak yersizdir. Çünkü görüş açısını bozar.”Kelimelerine yer vermiştir…

Bu kargaların vermiş olduğu mücadele sadece Tiyatro içerisinde kendilerine bir yer yaparak sosyal hayatta “bende entelektüelim” kelimesi altına gizlenmek isteyen acizlik duygusudur… Dünya da tiyatro bilimcileri birçok alanda yapmış oldukları çıkış ve söylemlerinde her dönem yenilikçilikten bahsetmektedir… 

Bu nedenle yenilikçi olmayan ve bin yıl yaşayan kargalar ilk çağlar da görmüş oldukları yanlışları bin yıl sonrada yaymak istemesi sadece var olma mücadelesidir…

Sevgilerimle… 

007-003.jpg

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.