• BIST 98.039
  • Altın 278,981
  • Dolar 5,8313
  • Euro 6,4964
  • Trabzon 19 °C

MERSİNE TERSİNE SORUNSALI-1

Ö. Faruk Altuntaş

Her alanda yaşadıklarımız, ama en çok da AKP iktidarları eliyle son 5-6 yılda yaşananlar, “Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine” deyişini doğruluyor.

            Bir dönem bir “Ergenekon” ve “Darbe” yargılamaları başlatıldı. Türkân Saylam gibi Türkiye’nin yüz akı isimler “Darbecilik”ten gözaltına alındı. Şimdi Cumhurbaşkanı olan dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, “Ben bu davanın savcısıyım” dedi. Uydurma deliller, yargılamanın simgesi oldu. Sonuçta gerçek darbeciler beraat etti; Tayyip Erdoğan’ın zırhlı araç hediye ettiği efsane Ergenekon savcısı Zekeriya Öz, HSYK tarafından görevden açığa alındı ve gizlice yurt dışına kaçtı. Ancak bu davaların savcısı olduğunu iddia eden Tayyip Erdoğan herkese bağırıp çağırmaya devam ediyor.

            Bu zamana kadar kimsenin duymadığı bir Paralel Devlet nakaratı tutturuldu. Zamane Başbakanı, şimdinin Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce “Ne istediniz de vermedik” dedi; özellikle 17–25 Aralık Büyük Yolsuzluk Operasyonları ile ucu AKP Hükümetine ve aile bireylerine uzanan, şimdiye kadar tanık olmadık ölçüde büyük hırsızlık ve yolsuzluk ilişkileri ortaya konulup ortaklık bozulunca “İnlerine gireceğiz” dedi.

Artık bir dönem beraber hükümet kurup, beraber hükümet edenlerin  “paralelci” kanadı, mahkeme iddianamelerinde ve MGK kararlarında “PDY terör örgütü” olarak anılırken;  hükümeti beraber kurup devleti kendisine teslim etmenin, bu PDY terör örgütüne yardım ve yataklık etme biçiminde ithamlara konu olabileceğine aldırış etmeyen hükümetin diğer kanadı AKP, bütün bu olayların kendisiyle bir ilgisi yokmuş ve kendi dışında gerçekleşmişler gibi hesap vermeden hükümet etmeye; Tayyip Erdoğan ise eskisi gibi yine herkese bağırıp çağırmaya devam ediyor.

                                                           ***

            7 Haziran seçim sonuçlarının doğal ve demokratik gereği olan iktidarın demokratik değişimini ve koalisyonlar biçiminde paylaşımını kabul etmeyerek demokrasiye ve “Milli İrade”ye inancını gösteren(!) ve Kasım’da seçime giden Saray ve AKP hükümeti, Anayasayı değiştirecek 400 vekilliği vermediği için “kaos”u seçmekle itham ettiği halktan 400 vekili almak için “Barış Masası”nı devirip savaş da savaş diyor.  

Yurdun dört bir yanına şehit cenazesi göndermedik günümüz kalmadı gibi. Artık barışı istemek ve savunmak, terörü desteklemekle özdeş kabul edilir olduğundan, binlerce akademisyen hakkında soruşturma başlatıldı; bir kısmı tutuklandı, bir kısmı ise üniversitelerinden atıldı.

Gazeteciler tutuklanmaya içeri tıkılmaya başlandı. Muhalif basın organlarına el konulup, kayyumlar atanabildi. Bir kısım muhalif TV yayını, yargı kararı aranmadan Türksat uydu verici sisteminden atılabildi.

                                                             ***

            Birinci görevi Anayasayı korumak ve kollamak olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi kararı için bu karara saygı duymuyorum, uygulamıyorum diyebiliyor. Sistem fiilen değişmiştir; artık Anayasayı düzelterek, hukuku kendi fiili uygulamalarına göre revize etmeyi Meclise görev olarak verebiliyor. Yüzde 49 oy alarak hükümet kuran Davutoğlu’nu, yine kendisinden sadır olan tercihlere göre hükümet etmesine rağmen Başbakan gibi davrandığı için azledip, düşük profilli(!) parti başkanı ve başbakan atayabiliyor. Ve Memlekette artık yargı bağımsızlığından değil, yargının uyumundan söz ediliyor…

            Görüleceği gibi dünyanın gidişatı daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla bilim ve bilimsel özerklik, daha fazla hukuk, daha fazla şeffaflık iken; Tayyip Erdoğan ve AKP yönetiminde Türkiye’nin gidişatı barış değil savaş, demokratik hakların budanması, özgürlüklerin kısıtlanması, basının susturulması, yargının bağımlı hale getirilmesi, denetim ve hesap verilebilirliğin yok edilmesi olarak gelişiyor, biçimleniyor. Defoları bol olsa da hukuk devletinden, mukadderatı bir kişinin sözüne bağlanmış despotik devlete doğru hızla yol alıyoruz. Mersine değil tersine gidiyoruz.  

 

                                                                                   

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.