• BIST 97.484
  • Altın 144,385
  • Dolar 3,5643
  • Euro 3,9997
  • Trabzon 14 °C

MEŞRUİYETİ OLMAYAN BÜYÜK BAŞARI!

Ö. Faruk Altuntaş

Seçimler ve seçim savaşları bitti. 1 Kasım’da, AKP kendisinin de ummadığı bir başarıyla, oyların yüzde 49’unu elde ederek tek başına iktidarı kazandı.
    Bu sonucun büyük bir başarı olduğu kesin. Ne derler; atı alan Üsküdar’ı geçti. Ancak bu başarı, meşruiyeti olmayan, meşruiyeti oldukça zayıf olan bir başarıdır ve seçimler bu yönüyle hep tartışılacaktır.
    Demokrasilerde meşruiyet her zaman önemlidir. Sonucun, demokrasinin evrensel kurallarına uygun olması ve halkın vicdanına oturması gerekir. Evren Anayasası olarak bilinen 1982 Darbe Anayasası da yüzde 92 gibi çok büyük bir oy desteği almıştı. Ancak ne kitaba sığdı, ne de vicdanlarda yer buldu.
    7 Haziran seçim sonuçlarının kabul edilmeyişi ve Tayyip Erdoğan tarafından hükümetin kurdurulmayışı, hükümet kurma çalışmaları adı altında AKP ile zamana oynayıp, hükümeti kurdurmamak; ardından ikinci derecede oy alan parti CHP’ye hükümet kurma görevini vermemek, hem hukuk ihlali, hem de teamül ve meşruiyet inkârıdır.
    Meşruiyeti olmayan yüzde 49 oy oranı ile imza atılan bu büyük başarıya (!) dayalı AKP iktidarı, yüzde 34 oy oranı ile 2002 yılında elde edilen AKP iktidarından çok daha zayıftır.  
                                                              ***
    Seçim yarışının üzerine oturduğu eşitsizlik, meşruiyet noksanlığı eklenerek bu seçimlerde ayyuka çıktı.
    Yüzde 10 barajı ve seçimlere katılan tüm partilere değil de, sadece belli sayıda partiye hazine yardımı yapılması vb. hep tartışıldı. Ancak, hukuk, ilke ve teamül ihlali hiç bu seviyelere çıkmadı.
    AKP, seçimler için, Cumhurbaşkanlığı ve Hükümet olmak üzere iki kanalı kullanarak çalışma yürütürken, miting alanlarında patlatılan bombalarla katliama uğrayan ve yüzlerle ifade edilen rakamlarla katılımcıları öldürülen, yaralanan; ikiyüzü aşkın saldırıyla şehir merkezlerindeki parti binaları yakılan ve yıkılan HDP, yeni katliamlar olmasın düşüncesiyle seçim çalışmaları için programladığı mitingleri iptal etmek zorunda kaldı. Seçim çalışmalarını yapamadı bile. CHP dahi planladığı bazı büyük mitingleri iptal etmek zorunda kaldı. Ancak AKP iki kanaldan seçim çalışmalarını serbestçe yürüttü.
    Yurttaşların vergileriyle finanse edilen ve tarafsız davranması yasal zorunluluk olan TRT, AKP’nin yan kuruluşu olarak görev yaptı. Bu da yetmedi, ihalelerden alınan avantalarla beslenen “havuz medyası” ve yandaş medya grupları dışında kalan, muhalif partilere, bu arada kısmen HDP’ye de yer veren basına iktidar çevrelerinin yönelttiği tehditler açık saldırıya dönüştü. Başlarında AKP milletvekili olan gruplar gazete bastı, kapı çerçeve kırdı. Ünlü gazeteciler dövüldü.
                                                                ***
    HDP’yi baraj altına çekmek için Sarayın açtığı savaşa, HDP’nin ve demokrasi güçlerinin itirazlarını dinlemeyerek balıklama atlayan PKK’nın, AKP’nin elde ettiği seçim başarısına katkısı inkâr edilemez!
    AKP iktidarı ve PKK’nın yönelttiği iki ateş arasında kalan ve seçim çalışması dahi yapamaz hale gelen HDP’nin oy kaybı ilk bakışta başarısızlık olarak gözükse de, ortaya çıkan sonucun başarı hanesine yazılması daha gerçekçidir. Bu haliyle dahi, Sarayın diktatörlüğe yönelen yürüyüşünü durduran, barajı aşan HDP oldu.
    Çatışmaların artması ve büründüğü yeni biçim, birlikte yaşamanın zeminini tahrip ediyor. Seçimde tek başına iktidarı sağlama hesaplarına dayalı olarak Saray’ın savaşa yönelmesine karşı, barışta ısrar etmeyen PKK’nın hemen ateşkesi kaldırıp tekrar silah kullanmaya başlaması ve memleketin dört bir yanına giden asker ve polis cenazeleri; Suruç’ta, Nusaybin’de, Cizre’de, Silvan’da, Sur’da… Kürt’lerin yaşadığı zulmün, batıda Türkler tarafından anlaşılmasının ve duygu olarak paylaşılmasının önüne geçti. Bu koşullarda bölünmeye ve parçalanmaya karşı HDP’nin birlikte yaşamı savunması ve silahların susmasını, siyasetin ve demokratik kanalların önünün açılmasını ısrarla savunması son derece değerlidir ve stratejik önemdedir.   
    Çatışmaların yoğunlaşması sonucunda yurttaş korkusuna mağlup oldu ve 7 Haziran’da, partilerin uzlaşmasına verilen onay, 1 Kasım’da geri alındı. Piyasa analistlerinin deyimiyle “istikrar” ağır bastı. AKP’nin tek başına iktidarı 13 yılın sonunda bir dönem daha uzatılmış oldu.
    CHP’nin, başbakanlığı Bahçeli’ye teklif etmeye varıncaya kadar el uzatmasına karşı, koalisyon kurulmasına MHP’nin hayır demesi karşısında, arayış içinde olan ve desteğini geri çeken halkın tekrar AKP’ye yönelmesini, AKP’nin yediği bütün haltlara rağmen galiba mazur görmek gerekiyor. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.