• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 5 °C

‘Mesut Yılmaz vefasız çıktı!’

‘Mesut Yılmaz vefasız çıktı!’
1991-2002 yılları arasında 3 dönem Anavatan Partisinden Trabzon Milletvekilliği yapan Ali Kemal Başaran, Trabzon’da insanlarla bütünleşerek siyaset yaptığını ve böyle Milletvekili olduğunu belirterek, “Mesut Yılmaz’a son derece bağlı bir

Röportaj: Fatma YAVUZ

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

 

1947 yılında Akçaabat’ta doğdum. İlk ve Ortaokulu Akçaabat’ta, Liseyi ise Trabzon Lisesinde yatılı olarak okudum. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim, ardından Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinde Kulak Burun Boğaz üzerine ihtisasımı yaptım. Daha sonra Trabzon’a geldim ve 1987 yılına kadar Sigorta Hastanesinde çalıştım. Daha sonra Karadeniz Hastanesi açıldı, bu hastanenin 20 ortağından biriyim. Burada görevimi yaparken 1991 yılında Milletvekili oldum. 3 dönem Anavatan Partisinden Trabzon Milletvekili olarak Parlamentoda görev yaptım. Parlamentodaki görevim bitince tekrar hastanedeki görevime döndüm.

 

Siz spora yakın bir insandınız, daha sonra siyasete girdiniz. Anavatan Partisi İl Başkanlığı nasıl gelişti?

 

Spor yaşantım Sebatspor’da başladı,  orada futbol oynadım. Daha sonra 3-4 dönem Başkanlığını yaptım. 1987-1988 yılı belediye seçimleri dönemiydi. Orhan Karakullukçu çok sevdiğim bir ağabeyimdi o bana lütfetti belediye meclis üyeliğini teklif etti, ben de bu teklifi kabul ederek siyasete biraz kenarından girdim. Anavatan İl Başkanlığı ise şöyle oldu; Bir gün hastanede doktor arkadaşım rahmetli Temel Kıran beyle ameliyata gireceğiz, Temel beyin hastası bir ameliyathaneye benim hastam da diğer ameliyathaneye alındı, biz de ameliyata girmek için üzerimizi hazırlıyoruz, o arada telefon çaldı ve başbakanlıktan arandığımı söylediler. Telefona baktım ki karşımda rahmetli Turgut Özal, “Ali Kemal bey biz sizi orada araştırdık, Anavatan Partisinin İl Başkanı olmanızı sizden rica ediyoruz” dedi. Bir Başbakanla ilk defa konuşuyordum, bu hayatımda belki bir daha yaşayamayacağım bir şeydi. Dolayısıyla bu telefon konuşması beni çok etkiledi. Ben de “Olur efendim” dedim. Ama akşam eve gittiğimde bizim hanıma ‘Ben Anavatan Partisine giriyorum’ deyince, kıyamet koptu. İşte o zaman “Keşke Başbakana biraz düşüneyim efendim” demediğime çok pişman oldum. Bunu yapsaydım belki siyasetin içinde olmazdım. Çünkü evden aldığım o tepki beni siyasete girmekten alıkoyabilirdi. Ama bu işler biraz da kaderdir. Daha sonralardan rahmetli Özal eşlerle olan toplantılarda hanımlara yönelik bir konuşma yapmıştı. Orada hanımlara, ‘Bu iş meşakkatli bir iştir, vatan millet için yapıldığı zaman çok güzel bir iştir. Onun için sizlerden beyleriniz için fedakarlık istiyorum” demişti.

 

Mesut Yılmaz ile siyaset yaptınız, sizce Mesut Yılmaz nasıl bir liderdi?

 

Ben Trabzon’da seçmen bazında insanlarla bütünleşip öyle siyaset yaparak milletvekili oldum. Mesut Yılmaz’a son derece bağlı bir milletvekili oldum ama bunun değeri hiç bilinmedi. Bizim Parti içinde yaşadıklarımızın kamuoyu tarafından bilinmesi mümkün olmazdı. Siyasette vefa yoktur ama bazı siyasetçilerde bu vefa hiç yoktur. Mesut Yılmaz’da bu vefasız insanlardan birisidir. Bana vefasızlık yaptı ama benden başka yine ona son derece bağlı olan eski bakanlardan sayın Fahrettin Kurt beye de bu vefasızlığı yaptı. Bunun dışında Orhan Karakullukçu ve Necmettin Karaduman beye de aynı vefasızlığı yaptı. Oysa biz ona karşı ne bir yanlış ne de bir hata yapmadık. Buna rağmen Mesut bey bizi itti. Siyasette bir şeyi öğrendim oynayarak yürüyorsanız hiç korkmayın, önünüz açıktır. Veya düştüğünüz zorluklar sizi çok huzursuz etmez. Geriye doğru bakalım, Fahrettin Kurt çok sevdiğim bir insandır kendisi düz yürüyen, şaibesiz ve saygın bir bakandı. Anavatan Partisinin ikinci adamıydı. Ama vefasızlıklara uğradı. Necmettin Karaduman, Orhan Karakullukçu ağabeylerim yine aynı şekilde çok ilkeli ve doğru yürüyen insanlardır. Ama siyasette ilkelere yer yok. Bazı liderler biat’tan yani emret komutanım denilmesinden hoşlanırlar, bazıları da sizi gerçek kişiliğinize bakarak değerlendirirler en güzeli de budur. Ama ben öyleleriyle siyaset yapamadım, nasip olmadı. Biz siyasette vicdanımızın dışında işler yapmadık Allah bize böyle bir şeyi nasip etmesin.

 

Anavatan Partisinde bölünme tavandan tabana doğrumu oldu?

 

Tabi ki öyle oldu, tabanda hala Anavatan’a bağlı insanlar var. Ama tavandaki yıkılma tabana sirayet etti. Anavatan Partisinin yıkılışına bakıyorum, Özal bıraktı gitti Cumhurbaşkanı oldu Anavatan Partisi inişe geçti. Özal’dan sonra gelen genel başkanlar da Özal gibi milletle bütünleşemediler. Vatandaştan kopuk bir genel başkanlık yaptılar. Bu yüzden Anavatan Partisi o hale geldi ve yok oldu. Bundan sonra Anavatan Partisinin toparlanma şansı yok.

Özal’dan sonra Mesut Yılmaz Anavatan Partisinin genel başkanlığını yapamadı. Mesut bey Anavatan Partisini aldı ve sıfıra indirdi. Partiye Erkan Mumcu bir ivme kazandırır gibi oldu ama o da yaptığı hatalar yüzünden bu işi tamamen bitirdi. 

 

Milletvekilliği yaptığınız sırada mutlaka unutamadığınız anılarınız vardır. Bizimle paylaşır mısınız?

 

DSP-ANAP koalisyonu ile hükümet kurulmuştu. O dönemde Spor Bakanlığının bana verilmesini bekliyordum, öyle bir durum vardı. Sanırım NTV muhabiriydi, bana mikrofon uzattı. Ama benim tarzım aslında bu değildir, yani basını kullanıp kendimi ön plana çıkartmayı pek sevmem. Ama o anda muhabir bana mikrofonu uzatıp ‘Ali Kemal bey, basında hep sizin bakan olacağınız konuşuluyordu. Bakan olarak bekleniyordunuz ama bakan olamadınız duygularınızı öğrenebilir miyiz?” dedi. Ben de bu soruya karşılık ‘Hayatımda hiç kimseye vefasızlık yapmadım ama insanın vefa gösterdiği insanlardan vefasızlık görmesi kadar kötü bir şey yoktur’ dedim ve orada kırmızı kartı da yedim.

 

Size göre Türkiye ekonomik ve siyasi anlamda iyi yönetiliyor mu?

 

Bana göre Türkiye iyi yolda, Türkiye’nin önünde 30 yıllık bir zaman var, tam bir hukuk devleti olabilmesi için. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu kadar güçlü bir şekilde parlamentoda olmasına rağmen bazı şeyleri yapması biraz zordur çünkü, Türkiye’de Tayyip Erdoğan’ın yapmak istediklerine karşı çıkan o kadar güç odakları var ki. Türkiye’nin demokratik ve tam bir hukuk devleti olmasını istemeyen hem içeride hem de dışarıda çok güçlü odaklar var. Şu anda Türkiye’de bir koyup on kazanamıyorsunuz, bunlar yok. Ben iktidarı olumlu buluyorum, inşallah bu dönem daha iyi şeyler yapacaklar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a baktığımızda her kesimi saran bir tavırla yürüdüğünü görüyoruz. Aslında ben AKP’nin bu kadar büyük bir oy alacağını tahmin etmiyordum. Çünkü Türkiye’de iktidarlar kolay yıpranıyor. AKP’nin de geçmişteki diğer partiler gibi çabuk yıpranacağını bekliyordum ama tam tersi oldu. Bunu sebebi bana göre şudur, milletle kolay bütünleştiler. Millet benim dokuma uyan parti budur diyor. Millet fındığına para verilmediğin düşünmüyor, yani kendi ekonomik meselelerini ortaya koyarak bir değerlendirme yapmıyor.

 

Siyasete tamamen nokta koydunuz mu?

 

Aşağı yukarı öyle ama siyaset düşünmüyorum demem, ben bu dönem Anavatan Partisinden milletvekili aday adayı olmuştum ama daha sonra Erkan Mumcu’nun Mesut Yılmaz ile ilgili sözleri ve Mehmet Ağar ile olan birleşme sürecindeki yanlış tavırları nedeniyle adaylığımı son gün geri çektim. Aday olacağım zaman Faruk Nafiz Özak kardeşim gibi sevdiğim bir insandır onunla konuşuyorduk. Faruk beye seçimlerde aday olacağımı ama eğer aday olmazsam kendilerine yardımcı olacağımı söylemiştim. Daha sonra aday olmadım ama Faruk beye seçimlerde biraz katkılarım oldu. Yani zaman zaman beraber olduk. Faruk bey yaklaşık olarak 45 yıldır ağabey kardeş ilişkisi içinde olduğum bir insandır. Faruk Nafiz Özak bizim anladığımız manada bir siyasetçidir ayrıca sporun içinden gelen birisidir. Kendisiyle çok ortak yönlerimiz var. O Trabzonspor’da ikinci başkandı ben Sebatspor’da başkandım. Ayrıca Faruk bey hem Sepatspor hem de Trabzonspor’un sporcusudur. Geçen yıl Sebatspor’un başkanlığını yaptım o zaman da Faruk beyin çok katkılarını gördüm. Kendisini çok seviyorum o yüzden geçen seçimlerde kendisine yardımcı oldum ama bu bazı çevreler tarafından başka türlü anlaşıldı. Bunu yadırgayanlar oldu.

 

Siz halk arasında Lokman Hekim olarak biliniyordunuz, hala öylesiniz!

 

Birkaç gün önce hastaneye bir hasta geldi ve bana ‘Ben size yıllar önce çocuğumu göstermiştim ama param yoktu. Siz çocuğumu muayene ettiniz ve para almadığınız gibi cebinizden 5 milyon lira çıkartıp çocuğuma vermiştiniz’ dedi. 25 sene önce bunu yapmışım tabi ben hatırlamıyorum. Şimdi bile buraya garip gelen insanlara hep yardımcı olurum. Ben şöyle düşünüyorum, bu devlet bizi okuttu doktor yaptı, şimdi bizden bir şey bekliyor o da hizmet. Vicdanla, yürekle hizmet etmemizi bekliyor. Onu yapmak mecburiyetimiz var, bu bizim görevimizdir.

 

Karadeniz Hastanesi Trabzon’da açılan ilk özel hastane. Hastanenin şu andaki durumu nasıl?

 

Bizim hastanemiz devlet hastanesi Polikliniği gibi çalışmaz. Hastanemize belli konumda olan hastalar gelir, yığılma olmaz. Hastanemizin bazı özellikleri var, hastanemiz Doğu Karadeniz Bölgesindeki tek Kardiyoloji ve Kardiyo Cerrahi merkezidir. Yani bizim hastanemizde her gün 1 ile 4 arası by-pas ameliyatı yapılır. Ameliyat sonrası komplikasyonlar da dünya standartlarında ne kadar ise o kadardır, yani problem olan vaka sayısı yüzde 1-2’dir. Ayrıca bir tüp bebek merkezimiz var. Bu Doğu Karadeniz Bölgesinde tek tüp bebek merkezidir. Böyle bir merkezi kurmak öyle kolay bir iş değildir. Bunun dışında Diyaliz merkezimiz var. Orada 20 makine ile günde 60-70 seans diyaliz hizmeti veriliyor. Hastanemiz 20 yıllık bir hastane, bu hastaneyi biz başka hastanelerden aldığımız düşünceleri buraya katarak yaptık. 20 yılda bazı yerler atıl hale geldi ama biz hastaneyi yukarıdan aşağıya doğru yeniledik, daha iyi konuma getirdik. 

 

Hükümetin uyguladığı sağlık politikalarıyla birçok özel hastane kuruldu!

 

Özel hastane açanlar iki şey düşünürler, birincisi çok para kazanmak, ikincisi ise doktoruz böyle bir hastane açalım mütevazi bir şekilde yürüyelim. Bizim hastanemiz bu ikinci konuma giriyor. Çok para kazanalım diye ortaya çıkanlar özellikle hekim olmayanların yatırımları oluyor onlar,  sanıyorlar ki özel hastane işinde büyük paralar var ama daha sonra görüyorlar ki burada büyük kar yok. Ondan sonra ne yapıyor ya devleti ya da hastayı istismar ediyorlar. Böyle olmaya başladığı zaman da sıkıntı başlıyor. Bizim hastanemizde 200 kişiye yakın insan çalışır, hepsi sigortalıdır. Burada asgari ücretten başlayıp 2-3 milyara kadar para alan personel vardır. Bunlar kademe kademedir. Bu insanlara büyük hizmettir. Ben AKP iktidarının sağlıkla ilgili olarak almış olduğu tedbirleri ve politikalarını çok olumlu buluyorum. Bunu bütün kalbimle söylüyorum.

 

Sebatspor’un Başkanlığını yaptınız, kulübün son durumu nedir?

 

Sebatspor geçen yıl sporcu borçları dahil, 3 trilyon borç ödedi. Takım eğer küme düşmemiş olsaydı bu yıl da bir sıkıntısı olurdu ama önümüzdeki yıl rahat bir hale gelirdi. Küme düşünce gelirleri azaldı, iddiadan aşağı yukarı bir trilyona yakın geliri olacaktı. O gelirler hep borçlara gidiyor. Tahmin ediyorum ki bu yıl federasyon borçlarında da büyük bir azalma olacak. Geçen yıl 800 milyarlık maliye borcunu kapattık. Kulüplerimizi yanlış yolda yürüyen, kendine çıkar sağlamak isteyen, kulüpçülüğü kullanarak kendine kamuoyunda itibar kazandırmak isteyen anlayışla değil, Trabzon’un sporuna hizmet anlayışıyla yönetilmelidir. Bu söylediklerime Trabzonspor’da dahildir. Ben Trabzonspor’a başkan olayım da havalarda gezeyim, boy boy resimlerim basında çıksın, Türkiye beni tanısın gibi değil. Trabzonspor’a gelecek olan yöneticinin bu kulübe hizmet eder bir anlayışı bulunmalı. Böyle olursa her şey güzel olur.

 

Bir ay sonra Trabzonspor kongresi var. Başkan Trabzon’dan olsun deniliyor!

 

Ben öyle bir şeyi kabul etmiyorum, Trabzonspor’a başkan Trabzon’dan da olur, İstanbul’dan da olur. Ben şunu önemsiyorum; Trabzonspor yöneticiliği iki şekilde oluyor, ya para vereceksiniz ama karşılığında bir şey almayacaksınız, ya da para veremiyorsunuz ama imkan yaratıyorsunuz. Trabzonspor’un bu ikinci özelliğe uyan birkaç başkanı oldu. Trabzonspor’a imkan sağlayan başkanlardan aklıma ilk gelenler, Faruk Özak, Özkan Sümer, Mazhar Afacan. Bana göre Trabzonspor’a bir başkan ya verecek almayacak hem de imkan yaratacak. Trabzonspor’u borçlandırarak yürümeyeceksiniz. Borçları azaltarak yürüyeceksiniz. Böyle bir başkan olmalı. Bu dönem Trabzonspor’un borçlarının çok arttığını düşünüyorum. Yönetimleri yerden yere çalıp yürümek haddimize değil, bu yönetim bir görev yaptı. Yönetimlere destek olmalı, yönetici, sporcu, seyirci bütünlüğünü sağlayan bir anlayış olmalı. Trabzonspor hakkında çok şeyler konuşuluyor bence bunları konuşmanın yeri kongredir. Bu tarz konuşmalar yönetimin bütünlüğünü bozar.     

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bugün hava nasıl olacak?22 Mart 2017 Çarşamba 09:30
  • Dink davasında tutklama talebi!22 Mart 2017 Çarşamba 08:52
  • Tayfun Talipoğlu hayatını kaybetti!21 Mart 2017 Salı 09:23
  • Akar, İtalya’ya ziyarette bulunacak!21 Mart 2017 Salı 09:22
  • Polis önemli bir detayı atlamadı!18 Mart 2017 Cumartesi 20:42
  • Türk askeri o ülkede!17 Mart 2017 Cuma 09:46
  • Bugün hava nasıl olacak?17 Mart 2017 Cuma 09:44
  • Ali Fuat Yılmazer'in kızı gözaltına alındı16 Mart 2017 Perşembe 10:07
  • Ekranlara veda ediyor!16 Mart 2017 Perşembe 10:03
  • İçişleri Bakanı Soylu Trabzon’da!15 Mart 2017 Çarşamba 13:45
  • YERİN KULAĞI
    • Birinci yalnız kaldı!
    • İnternet sitesinin anketi!!
    • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
    • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
    • Evde yatıp para kazanacaklar!
    • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
    • MHP’de iki çift bir tek!
    • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
    • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
    • ‘Evet’ platformu için işadamlarına baskı!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.