• BIST 110.932
  • Altın 175,132
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • Trabzon 13 °C

MEVLİD-İ NEBİ (KUTLU DOĞUM) HAFTASI

Osman Necip SEVİNÇ

29 Kasım 2017 Çarşamba günü mevlid kandili...
Yani Kainatın efendisi Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v)’nın dünyaya teşrifinin yıl dönümü...
Ey Peygamberim. Senin bana inandırdığın ve seni bana inandıran Hz. Allah (c.c) sana öz dilinle hitap etmiş ve demiş ki;
“Sen olmasaydın, alemleri yaratamazdım.”
Yaradan... Ve onun en güzel eseri.
Rahmetli üstat Necip Fazıl Kısasürek’in dediğine göre aptal dediğimiz çok defa üstüne hiç bir yazı yazılmamış boş kağıda benzer.
Hakiki aptal ise; o boş kâğıttın üzerine hiç bir şey yazmamış güzeli bulamamış ama çirkinden kurtulmuş olan değil, saçma-sapan, kör-topal, yalan-yanlış şeyler karalayarak onlara sımsıkı sarılmış olanlardır. Yani aptallıktan yola çıkıp akla varmamış ve yarı yolda kalmış idrak cücesi.
İşte bu örnek, gördüğünü gördüğünden ibaret bilen, her şeyi ve her hadiseyi beş duyu sınırında başlıyor ve bitiyor sanan, hiç bir şeye ne kamil bir şüphe, ne de kamil bir iman ile bakamayan, bu ikisi ortası kavrama yetisidir ki, hakiki aptaldır ve Allah’a inanmaz.
Peygamberimiz Nur yumağı yavru olarak, yaradılıştan göbeği kesilmiş ve yine yaratılıştan sünnetli olarak doğmuştur. Ve sırtında Nebilik mührü vardı.
Peygamberimiz doğduğunda, İran’da Kisraların sarayında 12 burç gürül çökmüş, Taberiye gölü sarsıntılarla yerin dibine geçmiştir. Ateşe tapanların bin yıldır yanan ocakları, sönüvermiştir. Ve yine o demde Kabe’nin bütün putları yüz üstü yere düşmüştür.
Kutlu doğum gecesini müminler elbette yarın çeşitli şekillerde idrak edecek.
Bu noktadan sonra benim dikkat çekmek istediğim Süleyman Çelebi ve eşsiz eseri Mevlid-i Şerif...
Türk milletinin peygamberine olan sadakat ve bağımlılığının zirvesi bir manzur eser....
Benzerleri yazılmış, hem de çokça...
Ama hiç biri milletimizi bu kadar etkilememiş. 600 yıldır dillerde ve gönüllerde. Kutlamalarda, törenlerde, hüzünlerde... Her yerde her vesile ile bütün benliği ile habibullah aşkı ile yanıp tutuşmayan biri şu edep ve muhabbet kokan satırları yazabilir mi?
“Bir acip nur kim gün pervaresi” Yani onun tarifi ile Hz. Muhammed(sav) güneşin pervane olduğu bir nur....
Bizde bu mübarek geceyi alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimize selatü selamlar ve muhabbet ile ihya edelim. İnşallah.
Süleyman Çelebi’ye, bütün ebediyete intikal etmiş geçmişlerimize ve şehitlerimize rahmet, hastalarımıza şifa dileklerimle Mevlid-i Şeriften,
‘Allah adından zikredelim evvela
Vacip oldu cümle işde her kula

Bir kez Allah dese şevkile lisan
Dökülür cümle günah misli hazan

Ey gönüller derdinin dermanı sen
Ey yaratılmışların sultanı sen’

Milletimizin ve okurlarımın Mevlid kandilini kutluyorum...

SORUMSUZLAR TRAFİĞİ

Adalet Bakanlarına yıllardır söylenir. “Bu ceza ve infaz yasaları ile suçların önlenmesi mümkün değil” diye. Onlar da, “yasalarımız ve cezalar yeterlidir” derler. Ama haklı çıkan hep siyasetçilerin dışındaki mazlum halk olur. Çünkü canı yanan; güçlülerin hukuku karşısında ezilen kanunlara saygılı halktır.
Sn. Hıncal Uluç 22 Kasım günü bu konuyu irdeleyen bence çok güzel bir yazı yazdı. Oradan alıntılar ile bu yazıyı yazıyorum. Örneği bu ülkede terörden çok fazla cana mal olan trafikten veriyor...
Diyelim hem alkollü, hem ehliyetsiz, hem aşırı hız yapıp kaldırımdan yürüyen bir insan ezip öldürdünüz. Bu ülke ceza ve infaz yasalarına göre; tek bir gün yatmadan kurtulmanız mümkün.
Şimdi bu yasa ve cezaların trafik suçlarını önlemelerine imkan var mı?
Kırmızı ışıkta 50 kere geçseniz, yakalanma olasılığınız yüzde kaç? Ben söyleyeyim Yüzde 1, belki 2 ve cezanızda 400 ti bile değil.
Avustralya aşırı hız yapan ya da alkollü araba kullananlar için yeni bir ceza getirmiş. Polis arabaya el koyuyor ve eziyormuş. Evet eziyor, fiyatı markası ne olursa olsun!
Böyle bir ceza olursa “ya bir polis görürsem” korkusu beyinlerimizden çıkar mı?
Bizim sahil yolumuzda arabası ile eğlenen yaratıklarda az değil... Sürekli şerit değiştirerek, yolunda giden namuslu vatandaşların arabalarının arasına dalmak, gaz frenle sağa sola savrularak eğlenenler, aşırı hız yapan mahluklar trafik kurallarına uyarak giden masum vatandaşların hayatını ciddi tehlikeye atıyor.
Çünkü umurlarında değil. Yakalanma korkusunda yok, ağır ceza ödemede. Bizde polise verilen talimat, talimat, ne de ceza, ceza!
5 gün önce servis arabası kaldırımda yürüyen karı-kocayı ezmiş öldürmüş. Hem de hız sınırlarını patlatarak. Bu ne cesaret!? Eee niye olmasın. Yakalanma korkusu yok, yüzde bir de yakalansa ödeyeceği para ona küçük geliyor.
Şimdi o iki masum insanı kim öldürdü?
O şoför mü, yoksa bu ülkenin tüm şoförlerini adeta suça teşvik eden, komik cezaları ve “yakalamayan” polisleri ile devlet mi?
İnsanın “nede bu devlet?” diye bağırası geliyor.
Sürücülerinin yarsının elinde, kulağında cep telefonu, elindeki telefonla giden otobüs şoförleri.... Yasak değil mi? Beni emniyet müdürümüz muhatap alırsa; söylesin lütfen!
Yasa çıktığından bugüne kadar direksiyon başındaki cep telefonu ile konuşan kaç sürücüye ceza kesmişler. 10 tane bile olduğunu sanmam. Aslında 1000 tane olmalı ama nerdee!
 Bakınız Singapur’da elinde cep telefonu ile araç sürmenin cezası 4000 Amerikan doları. Ayrıca telefonunuza da polis el koyuyor. Hadi yap bakalım. Ben de sende, o da yapamaz. İşte caydırıcı ceza bu...
Kaliforniya dahil, şu bukalemun ABD’nin 22 eyaletinde 3 kuralı vardır. Eyalet yasalarını 3 kez ihlal ettiniz mi, ihlal büyük mü, küçük mü bakılmaksızın 20 yıldan müebbette kadar hapis cezaları alıyorsunuz.
Gerekçe de şu;
“Siz bu halkın arasında yaşama hakkına sahip değilsiniz. Durmadan huzuru bozuyorsunuz. İçerde tutulmanız gerekiyor.”
Hadi ihlal edin bakalım kuralları! Hadi boş verin yasaları... Bir de ABD de yakalanma riskiniz tavan yapmış. Polisin çıkmayacağı yer yok. Polis devleti olalım demiyoruz. Ama 50 yıl evvelinin güçlü polis amcalarımızı özlüyoruz ve onlara yetki veren, namuslu vatandaşı koruyan, namusları baskılayan yasaları...
25 yıl evvel Amerika’da ıssız bucaksız tek bir trafiğin olmadığı Nevada çölünde son model bir Volvo araç ile gidiyorduk. Yol çok güzel asfalt, şoförümüz firma temsilcisi bir İtalyan mühendis. İnanın 80 km. Süratı geçmiyor. Neden hızlı gitmiyorsunuz? Sıkıldık diye sordum. “Necip bey, şuanda bu eyaletteki hız sınırındayız. Asla aşamam” dedi. Ben kendisine “bu ıssız çölde bizi kim görecek ki” dedim. Eli ile havaya işaret etti. Baktım tam üstümüzde bir helikopter. Bizi iz düşümüne almış, gidiyoruz. İtalyan bir de ekledi; “Şu çöle bir çöp bıraksak anında bizi trafikten men eder. İnanın. Kalırız çölün ortasında. Cezalar çok ağırdır. Hele hele doğayı kirletmek, cinayet işlemeye denk. 100 dolar ile kurtaramayız. Hadi sigara izmaritini at bakalım taş, toprak ve kum ile birkaç kaktüsten ibaret Nevada çölüne... Bu cezayı kafada kazıdın mı mümkün olur mu...”
 Trabzon’da sigara izmaritini de, paketini de meydan parkına, Maraş caddesinin ortasına hatta Uzun göle de atarsın kardeş, sonra Müslümanım Elhamdülillah deyip...!
Sn. Adalet Bakanım! Sesim geliyorsa bir işaret ver. Gerçekten bu yasalarla ve uygularla ve de mahkemelerimizde bu ülkemizde yasaların koruması altında olması gereken, ama trafik cinayetlerinin hedefi vatandaşlarımızın huzur içinde ve güvenli bir şekilde yaşayabileceğine inanıyor musunuz? Şahsen benim en beğendiğim iki bakandan birisiniz... Sn. Süleyman Soylu hemşerimiz, sizde damadımız. Verin el ele.. Düzenleyin en önce trafik melanetini... İsterseniz yaparsanız. Teröristlere kan kusturdunuz... Trafik teröristleri ne ki! Bu şekilde trafiğe çıkan binlerce masum, namuslu, trafik kurallarına uyan ve magandalarca enayi denilen güzel insanlarımızı korursunuz... Olursa şimdiden teşekkürler...

HAFTANIN PASTASI!

Trabzon Büyükşehir Belediyemizin mümtaz meclis üyeleri, devletimizin ilan ettiği enflasyon oranının 4-5 katı üzerinde, yüzde 50 ye varan oranlarda Müze ve ören yerleri giriş ücretlerine zam yapmışlar. Şehir müzesine, Atatürk köşküne giriş artık 7.50 TL dostlar. Dört kişilik bir ailenizle 30 TL verip girersiniz.
Daha dün, bu belediye meclisi üyesi arkadaşlarımız, belediye otoparklarının kendilerine ücretsiz olmasını teklif etmedi mi?
Beyler, arkadaşlar... Devletimiz otomobil vergilerinde % 50 zamdan geri dönüş yapmışken, asgari ücretle çalışan binlerce hemşerilerimiz aile ile birlikte kültür miraslarımızdan mahrum etmeyin. Her şey para değildir. Lütfen...
Verici istasyonlarından tahakkuk ettirdiğiniz ücretlerin tahsilatını acizlikle yapamıyor, onun yerine elinizi halkın cebine atıyorsunuz... Olmuyor... Alınacak iç kuruş fazla para için halkımızı ezmeyin. Tasarruf için ziyafetlere akan paraya fren bulunuz...
Sanırım Belediye meclisteki tüm partililerimizin temsilcileri ve başta plan bütçe komisyonu, bu değeri az gelen ama konjonktüre göre vahşi zamdan sorumludur. O takdirde ellerine bir vicdanlarına getirip % 20’lere dönerler mi dersiniz.
Lütfen yabancı turistlerle halkımızı bir tutan bir anlayışın tutsağı olmayınız. Farklı tarifeler olsun demediğimi anlamışsınızdır sanırım...

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.