• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Trabzon 13 °C

Milyarderleri AKP'nin eseri

Milyarderleri AKP'nin eseri
MHP Trabzon İl Başkanı Av. Hasan Cahit Yalçın, AKP iktidarı sayesinde ülkede Cumhuriyet döneminin en acı ve zirveye ulaşmış adaletsiz bir gelir dağılımının söz konusu olduğunu belirterek, “Bazı yabancı finans dergilerinde 30 küsur tane dolar milyard

DEMOKRASİMİZ KUSURLU

Türkiye demokrasisi gerek kültürel, gerek siyasi ahlak, gerekse demokrasinin getirdiği diğer değerler bakımından demokrasisi gelişmiş olan ülkeler seviyesine henüz gelememiştir. Demokrasimiz kusurlu, demokrasimizde birçok eksiklikler var. Bu eksikliklerin en başında da demokratik değerlerin çok sağlıklı bir şekilde topluma yansımamış olması gelmektedir. Sivil Toplum Kuruluşlarının gelişmiş anlamda ortaya çıkamamış olması, kamuoyunu teşkil edecek şekilde projeler ve o projelerin takibi noktasında istenilen standardı yakalayamadık. Bunda çok değişik faktörler vardır. Geçmişe baktığımızda demokrasinin kesintiye uğradığını görürüz. Emekleme çağındaki bir takım hastalıklarının yürüme ve koşmaya başladığı anda da hala devam ettiği görülüyor.

 

TEK SORUMLU BAŞBAKANDIR

Halktan alınan veya alındığı ifade edilen iradeyle devlet kurumları arasında hükümet edenler bu kurumlar arasında ahengi sağlamakla görevlidir. Anayasa bunu emreder. Anayasada yürütmenin yani iktidarın görevi başlığı altındaki tüm maddeler bunu içerecek şekildedir. Halktan alınan irade bir şekilde siyasetin merkezine taşınırken veya siyasetin merkezinde halkın talepleri değerlendirilirken sağlıklı bir süreç yaşatılamadı. Bundan kim ne kadar sorumludur diye sorulduğu zaman büyük bir çoğunlukla iktidar olmuş olan ve bu sorumluluğu bir şekilde temsil makamı olarak taşıyan sayın Başbakan sorumludur. Bütün demokrasilerde bu böyledir. Bu sadece bizim ülkemize has bir şey değildir.

 

ÇATIŞMA KÜLTÜRÜ YARATILDI

En üst düzeyde icradan sorumlu olan kişilerin ülkeyi yönetirken dikkat edeceği hususlar vardır. Ayaküstü beyanlarla ülke idare edilmez. Öfke ile ülke idare edilmez. Ülkede kimlik itibariyle bir partinin genel başkanlığı sıfatı vardır ama sorumluluk alındığı zaman 70 milyonun tamamı gözetilerek eşit, adil ve hakkaniyetli bir biçimde idare mekanizması işletilir, topluma da böyle bakılır. Bizden olanlar ve olmayanlar şeklinde bir kategorize etme ve bunun toplumdaki algılanış biçimi çatışma kültürünü de beraberinde getirir. Zaten 2002 yılından 2007 Temmuz seçimlerine giden süreci irdelediğimiz zaman gördüğümüz bir şey var; laik antilaik kavramı sürekli olarak gündeme hakim oldu, bir çatışma kültürü şekline dönüştü ve toplum bu yünde kategorize oldu. Yani rejimin elden gittiği Cumhuriyet değerlerinin tahrip olduğu inancında olan insanlarımız ile hayır demokrasi ve özgürlükler şeklinde ortaya çıkmış olan ilişkide işin özü kaçırılmak suretiyle bir çatışma kültürü meydana getirildi. Her nasılsa siyaset kurumları bu çatışma kültüründe fay hatları meydana getirerek derinleşmesinde sorumluluklarını ihmal etmişlerdir.

 

SATILACAK BİR ŞEY KALMADI

Bu ülkenin öncelikleri maalesef pas geçilmiş ve ıskalanmıştır. Bu ülkede üretime dayalı bir ekonomi ortaya çıkarılamamıştır. Ülkenin oluşturduğu tüm stratejik kurumlar; bunun içerisinde Petkim’den, Tüpraş’a, Ereyli Demir Çelik’ten, Bankacılık sistemine kadar her kurum özellikle yabancılara satılmış, yerine yenisi kurulamamıştır. Ülkede uygulanan para politikası üzerinden bir şekilde dövize baskı kurulmuş ve reel faizler yüksek tutulmak suretiyle dünyada örneği görülmedik bir tarzda ve oranda faiz verilmek suretiyle ülkenin borçlanma politikası sürdürülebilir bir borçlanma olmaktan çıkmış her şeyin satılması ve satılarak borcun faizlerinin karşılanması yoluna gidilmiştir. Ama ne acıdır ki satılacak bir şey de kalmamıştır.

 

DEVLET KAYNAKLARI PAS EDİLİYOR

AKP iktidardadır. Maalesef Cumhuriyet döneminin en acı ve zirveye ulaşmış gelir dağılımında adaletsizlik söz konusudur. Ülkede ara malları üreten tüm iş yerleri kapanmış ya da en alt seviyede üretimini devam ettirmek ve ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Bu anlamda ‘ekonomi iyi idare ediliyor, 85 yılın tüm icraatlarının ve yatırımlarının tamamını biz yaptık’ şeklindeki slogan vari konuşmalar maalesef toplumun ve ülkenin gerçekleriyle örtüşmüyor. Bu ülkede açık veya gizli işsiz şeklinde altını çizerek söylüyorum yüksek öğrenim görmüş insanlar da dahil olmak üzere 20 milyon seviyesine gelmiştir. Gelir dağılımındaki uçuruma baktığımız zaman ülkede binde birlik kesim milli gelirin yüzde 70’lik kısmına sahiptir. Bu uluslararası arenada da çok net bir biçimde ifade ediliyor. Bazı finans dergilerinde 30 küsur tane dolar milyarderimizin oluştuğu ve bununla övünmemiz gerektiği şeklinde bir ekonomi politikası ortaya konulmuştur. Böyle bir ekonomi politikasının kabul edilebilir yanı yoktur. Bu bizim geliştiğimiz ve kalkındığımızı göstermiyor. Ülke içerisinde adaletsizliğe yol açan devlet kaynaklarının birilerine pas edildiği ve birilerinin zenginleşmesine yol açtığını gösteriyor.

 

ÜLKE BU KONUMA GELMEMELİYDİ

Ülkedeki siyasetin kırılgan yapısı ve iktidar partisinin hatta Cumhurbaşkanının bir şekilde iddianameyle aleyhinde anayasa mahkemesinde dava açılıyor olması geldiğimiz yeri ve bundan sonrası için geleceğimizi ne kadar olumsuzlaştıracağını gösteriyor. Bu belirsizliğin toplumda sosyal patlamalara, derin ekonomik krizlere yol açmamasını diliyoruz. Böyle bir davanın maliyeti sosyal, ekonomik ve siyasi olarak bütün Türk milletine fatura edilecektir. Dava neden açıldı, açılmamalıydı şeklindeki bir ilişki bizim değerlendirebileceğimiz bir ilişki değildir. Sayın Başbakan böyle bir konuma ülkeyi taşımamalıydı. Kavganın, çatışmanın ve kutuplaşmanın ve bütün bunlarla beslenmenin bu ülkeye hiçbir katkısı olmamıştır. Maalesef bundan sonra da bu kutuplaşma derinleşerek devam edecek gibi görünüyor.

 

İCRAATLAR SORGULANMADI

2007 yılı seçim sürecinde hem sayın Başbakan ve eşi, o zaman dışişleri bakanı olan sayın Abdullah Gül ve eşi, seçim meydanlarında ‘bizi seçtirmediler, oyun oynanırken kural değiştirdiler’ şeklinde topluma yaptıkları şikayetleri 22 Temmuz seçimlerine yansıdı. Sonuç olarak Başbakan bir şekilde Abdullah Gül’ün mağduriyetini birlikte değerlendirerek, seçim meydanlarında eşleriyle beraber kürsülere çıktılar. Milletimiz ise AKP’nin icraatlarını sorgulanmadı. Ve sonuç bu şekilde ortaya çıktı. Bu sonuca göre; MHP’nin bir duruşu oldu. AKP yüzde 46.5 oy oranıyla iktidara gelmiş ve halktan bu desteği almıştır. Sonucu ne olursa olsun Cumhurbaşkanlığı için kimi isterlerse onu aday gösterebilirler, bu süreçte MHP Meclise gireceğiz demiştir. Çünkü halkımız bize muhalefet görevi verdi. Dolayısıyla Meclis’ten uzak durmak ve sorunları Meclis’ten kaçırmak şeklinde ortaya çıkan ilişkilere MHP hiçbir şekilde onay vermez.

 

MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLER

Sayın Başbakan özgürlükler manzumesinden hareketle türbanın üniversitelerde serbest olması noktasında İspanya’da medeniyetler ittifakıyla ilgili toplantıda bir gazetecinin sorduğu soru karşısında, “Velev ki, türban siyasal simge olsun, bu mesele çözülmelidir” demiştir. MHP’de, “Eğer samimiyseniz bu konuyu biz müzakere etmeye açığız” şeklinde bir destek verdi. Bu destek verilirken Meclis’te tüm siyasi partilerin uzlaşması ve kurumlar arası uzlaşmaya itina gösterilmelidir, bu bir çatışma malzemesi haline getirilmemelidir denildi. Çünkü toplumun milli ve manevi değerlerine sahip çıkmak ve bunları politika malzemesi olmaktan çıkarmak siyasetin de görevidir. Siyaset kendi görev alanında bulunan ve Meclis’te çözmesi gereken bir meseleyi çözmelidir.

 

TÜRBAN KONUSUNA DESTEK VERDİK

MHP olarak bizim türban konusunda ve diğer konulardaki yaklaşımımız hep yapıcı yönde olmuştur. Millet bize muhalefet görevini vermişse biz sadece tenkit etmek ve itiraz etmek üzerine muhalefet yapmayacağız. Toplumun ve ülkenin çıkarlarına hizmet eden tüm ilişkilerde yapıcı muhalefet edeceğiz ve çözüm önerisi ortaya koyacağız. Bu yaklaşım içerisinde türban konusunda gerekli desteği verdik. Bu desteği MHP, AKP’nin tuzağına düştü şeklindeki algılamayı siyasi partilerin kurumsal kimliğine, temsil kabiliyetine bir haksızlık olarak görüyorum. Sayın Başbakan iktidar olduktan sonra bir muhalefet lideri gibi ayaküstü, kalabalıklar arasında, uçağa binerken, uçaktan inerken, her hangi bir gezi sırasında böyle çatışmacı bir üslupla açıklamalar yaparak sorumluluğunu ihmal ettiği düşüncesindeyiz.

 

TAVRIMIZDAN GERİ ADIM YOK

Yaratılan bu kutuplaşma sonunda bir yargı sürecini de başlattı. Bizim endişemiz bu çatışmanın daha da derinleşeceği ve ülkenin daha sıkıntılı bir yere taşınacağıdır. MHP olarak bir siyasi partinin kapatılması hususunda altını çizdiğimiz bir nokta vardır. Terörle ve bölücülükle ilişkisi olan organik bağı olan, bunlarla bir şekilde ortak dayanışma içerisine girip ülkeyi tehdit eden siyasi partilerin kapatılması yönündedir. Ancak siyaset zemininde tüm anayasal mevzuatı içselleştirmiş siyasi partilerin bu anlamda kapatma davası yerine anayasanın 68 ve 69.’uncu maddelerinin gözden geçirilerek o parti içerisinde suç işleyenlerin suçların şahsiliği ilkesinden hareketle cezalandırılması yönünde bir değişiklik önerdik. Bu değişiklik önerisi nedeniyle sayın Başbakan tarafından ikircikli hareket ettiğimiz şeklinde bir tutum sergilemesini haksız buluyoruz. Biz ortaya koyduğumuz duruşumuzdan geri adım atmamız asla mümkün değildir.

 

GÖREVİMİN BAŞINDAYIM

MHP Trabzon İl Başkanı olarak görevimin başındayım. Medya yoluyla MHP’de sanki bir takım olumsuzluklar oluyormuş gibi gündeme getirilmesi ve tartışılıyor olmasını şu anda Trabzon İl Başkanı sıfatıyla beraber kabul etmem mümkün değildir. Trabzon İl Başkanlığı için yapılan spekülasyonlar nereden ne şekilde basına yansıyor bilemiyorum. MHP, derin kökleri olan, büyük iddiaların ve büyük bir davanın partisidir. MHP’nin demokratik platform içerisinde parti hiyerarşisi ve yetkili kurulları vardır. Genel Merkezimizin bugün, yarın ve daha sonrası için yapacağı tasarruflar partide şu veya bu yönde değerlendirilip resmileştikten sonra kamuoyuna deklere edilir. Kurumsal ilişkilerde her şey resmi bir şekilde tezahür eder. Gerçekleşmemiş, gelişmemiş, olgunlaştırılmamış, yetkili kurullardan geçmemiş bir ilişkiyi konu etmek sağlıklı olmaz. Bu ne partiye, ne kamuoyuna, ne Trabzon’a ne de ülkeye katkı sağlamaz. Sayın Milletvekilimiz Süleyman Latif Yunusoğlu, MHP Trabzon İl Başkanına ‘istifa edin’ şeklinde bir beyanda bulunmadı. Böyle bir değerlendirme içerisinde olup olmadığını da bilmiyorum. Sayın Yunusoğlu bizimle böyle bir diyalog ve yaklaşım içerisinde olmadı.  

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Eski bakanın ağabeyi, kiracısı tarafından öldürüldü16 Mayıs 2017 Salı 14:35
  • Acil servise baltalı saldırı16 Mayıs 2017 Salı 12:40
  • Sözde ve özde gazeteciler!14 Mayıs 2017 Pazar 13:08
  • Jetler vurdu, 10 terörist öldürüldü!14 Mayıs 2017 Pazar 12:00
  • YALNIZLIK SENFONİSİ10 Mayıs 2017 Çarşamba 17:00
  • Berat Kandili Mesajları: Edilecek ibadetler neler10 Mayıs 2017 Çarşamba 12:43
  • UFAK ŞEYLER09 Mayıs 2017 Salı 13:06
  • Boğazına 6 metrelik inşaat demiri saplandı08 Mayıs 2017 Pazartesi 17:54
  • 'Artık herkes 2019 hesabını yapmaktadır'07 Mayıs 2017 Pazar 12:23
  • İşte TSK'nın yeni süper silahı!07 Mayıs 2017 Pazar 12:21
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.