• BIST 93.043
  • Altın 193,340
  • Dolar 4,7189
  • Euro 5,4759
  • Trabzon 23 °C

MİNİBÜS TERÖRÜ

Sedat TUNALI

Yaz kış yoğun trafiğin yaşandığı Trabzon'da Trafik polislerinin işi de oldukça zor.

Oy peşindeki siyasilerin , mesleğine ihanet içindeki şehir plancılarının ve iktidarı muhalefetiyle rant sevici vurguncuların elinde Karadeniz Sahil Şeridinin açık ara en berbat ve karmaşık şehrine dönüşen Trabzon'un tüm trafik sorununu polise havale edemeyiz.

Ama polisin de kimi zaman yetkisini kullanmaktan çekinmemesi ve trafikte kendinden başka hiç bir şeye saygısı olmayan, başkalarının hayatını tehlikeye atarcasına pervasız sürücülere en ağır cezaları vermesi şart

55 GZ 645 plakalı beyaz bir kapalı kasa minibüs, Çömlekçi çıkışından Yomra'ya kadar en az 6-7 aracı adeta yolun dışına atar gibi slalomlar yaparak trafik güvenliğini yerle bir etti. En soldan en sağa ya da tam tersi hamlelerle kendince bir tatmin yaşadı, üstelik Tabakhane ters tarafta!

 

Saat 11 sularında gerçekleşen bu "maceranın" kamera kayıtlarına kolayca ulaşılabilir,  neden bu kadar eminsin diye sormayın, Yomra'ya kadar tamponuma" değdirme mesafesini" özenle korudu bu arkadaş

 

Bakalım emniyetten bir yanıt çıkacak mı

 

******

15 Temmuz'dan Asıl Kalan!

 

Sahte demokratlarla başlayalım

 

Özellikle İstanbul Bağdat Caddesinden geçiş yapan tanklara alkışlı destek veren ve aslında "beyaz ve beyazımsı olduğu yanılgısındaki milyonları temsil eden" ellerin sahipleri için 15 Temmuz;

 

Sahile akın edip vatandaşın denize girmesine engel olanların oylarıyla seçilmiş bir hükümeti yıkmayı amaçlayan "meşru" bir darbe girişimiydi ve yarım kaldığı için de büyük bir üzüntünün de adıdır. Ve muhtemeldir ki acısı çok uzun süre yaşanacak.

"Asker" gelenekleriyle övünen ve çağdaş dünyaya başkaca hiç bir "değer" sunamayan bir toplumun önemli bir kısmının kendi kurtuluşlarını askerde aramalarının anlaşılmayacak bir yanı yok, üzücü olan kadük darbe girişimi sonrası girilen "demokrat" pozlarıdır.

 

Türk solu 20. yüzyılın başlarından bu güne hep iktidarların hedefi oldu.(Türk solu derken sakın ola akıllara CHP gelmesin, CHP devlet faşizminin kozmik odası olagelmiş ve FETO ihaneti sonrası bu özelliğini de kaybetmiştir) Mustafa Suphilerden Mahir'lere, Kaypakkaya'lara Deniz'lere Sinan'lara hep katledilmiş, ezilmiştir. Siz bakmayın CHP'nin Deniz'lere yapışmasına, TBMM tutanaklarında Deniz'lerin idamına onay veren CHP li vekil sayısı utanılası kadar çoktur.

 

Bu utancı hatırlatmamın amacı , sol direniş geleneğine kısa bir tarih gezisidir. Fatsa, Kızıldere ve Nurhak dağları gibi sayılabilir bir kaç silahlı, ve Diyarbakır zindanlarındaki gibi pasif ama kararlı direnişler dışında, bu ülke topraklarında devlet ve ordu-darbe faşizmine karşı kitlesel bir direniş görülmedi. Ve gerçek Türk solu aslında bu fotoğrafın hicabını içten içe hep duydu, yaşadı.

 

15 Temmuz akşamı yaşanan direniş, işte sol hareket tarihinde hep özlem ve ideal olarak yaşatılan halk isyanının adı oldu. CİA-MOSSAD-NATO projesinin taşeronu olarak kendi halkına ve TBMM iradesine bomba yağdırıp 249 insanı katleden FETO maşası, ilk olarak ordu içindeki milli unsurlar, sonrasında da seçilmiş liderine canı pahasına sahip çıkan milyonlar tarafından lal edildi, diz çöktürüldü, püskürtüldü, ezildi.

 

Siz bakmayın FETO'cü güruh ve arkasındaki emperyal çakalların moral vermeye çalışan, dağılmayı önlemeyi amaçlayan propagandalarına, 15 Temmuz sonrası dünya yepyeni bir gerçek ve güçle yüzleşti;

 

O da şudur;

 

Türkiye üzerinde , yerel unsurları ve "elemanları" da kullanarak toplum mühendisliği ve evirilme yoluyla kendi dünya kurgularına göre bir dönüşüm;

 

Ya da FETO taşeronu gibi veya benzeri partnerle Ordu üzerinden bir darbe planlayanlar,

 

Artık bu topraklarda da seçilmiş liderlerini ve iradelerini korumak için hayatını ortaya koyan yüzbinler, milyonlar var!

 

Tankın altına yatan, tankın önünde kale gibi dikilen ve asla geri adım atmayan sivil iradeyi dünyanın hiç bir yerinde hiç bir güç yıkamaz!

Gerçek demokratlar ve solcular, tek başına tankın önünde duran o ablaya yutkunarak ve kıskançlıkla bakmak yerine, o ablayla kucaklaşmayı akıl edene dek bu ülkede demokrasi çiçekleri ya açmayacak ya da eksik açacaktır.

 

Türkiye halklarının en büyük kazanımı da budur. Artık kimse "Atatürk cumhuriyeti armağan ettiği ve uğrunda toplumsal bir savaş verilmediği için demokrasinin kıymetini bilmiyoruz" diyemeyecek, o 249 kişi ve gaziler, sağı solu ile kendini bu toprakların evladı olarak gören herkesin onuru olacaktır.

 

******

Karabatak Muhabbeti ve Zinos

 

 

Hemen her deniz ve gölde yaşayabilen Karabataklar, haliyle Karadeniz'de ve Ganita'da da var. Saklı mağaranın hemen önündeki kayanın üzerinde muayene sırasını bekleyen hastalar gibi hasbihal eden 8-10 karabatağı bir süre izledim. Yarım metrelik mesafeyi uçarak gideninden, uzanıp arkadaşının gagasını guduklamak isterken dengesini kaybedip göğüs üstü düşeni de oldu; inişe geçmiş air arabia uçağının kuyruğundaki kuş amblemini dayı oğlu zannederce selam eden de, Ganita denizinde gözle görünen binlerce balığa umursamaz "bakıp bir dalışlık canın var" küçümsemesiyle kurum kurum kurulan da...

 

Bu kalenderi dervişi edalı karabatakları boynuna doladığı iple balık avlamakta kullanan avlaklık ruhlar varmış, okla mabaddan avlanasılar. Karabatak balığı gagalayıp paketliyor ama boyun ile esir olduğu için yutamıyor, anladınız sanırım bu vandalizm.

 

Ganita güzel, kalenderi dervişleri de öyle, yaşarken farkedildiğinde güzelleşir yaşam. Tam cümleyi bağlarken bir zinos gelip konmasın mı muhabbetin orta yerine? Bundan sonrası bana kalsın:))

 

******

Trabzonspor Altyapıyı Kapatsın

Trabzonspor altyapısı ve doğru transfer politikalarıyla ayağa kalkar dedikçe biz;

 

Umut bağladığımız, hayallerdeki TS'nin ilk 11'inde sahaya çıkan bu şehrin fidanları birer birer biçiliyor.

 

Oğuzhan Acar'dan sonra, U-21 'in gelecek vaadeden şahane goller atan santrforu Çebi de bonservisi ile gönderilmiş.

 

Aklın ve ahlakın sınırları içinde kalarak bu fidan biçme eylemini anlamak, anlatmak mümkün değil.

 

Teknik kadro ve yönetim, menecerler düzeninin piyon ya da ortakları değilse, yapılanın ağır bir cehalet ve Trabzon futbol aklı ve birikimiyle alay olduğu çok açık.

 

Ersun Yanal tarafından geçen sezon başı kiralık olarak ( isterse bonservisiyle!) gönderilmek istenen, anlaşmaları yapılan ama Ekici krizi çıkınca mecburen takımda tutulan Yusuf Yazıcı'yı da gönderin de tam olsun! Trabzonspor'da Trabzonlu futbolcu da nedir, nereden çıktı, böyle rezalet olur mu?

 

Özkaynaklarıyla var olan Trabzonspor'dan herkes kurtulsun!

 

İhanet kanser gibi sinsi, 4. aşamasında fark edilen cinsinden, sadece dua kapısı açık kalanından...Veleddaliiiiiinnn!

 

Sonunu siz bağlayın....

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.