• BIST 95.852
  • Altın 190,976
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • Trabzon 25 °C

MİNNET YOK, DUYGU YOK, LAF ÇOK

Bahar KURBAY

Evet evet, hanımlar beyler;

Bu aralar mı öyle oldu, hep mi böyleydi, tam olarak bilemiyorum. Net ve kesin konuşmaları severim. Ancak net olamadığım konular üzerinden ahkam kesmeyi hiç sevmem. Çocuk olmak, çocuk kalabilmek kolay sanırdık. Bizim zamanımızda her şey çok temizdi. Pembe rüyalar, toz pembe hayatlar anlatmak isterdim. Elbette, gerçeklerden kaçanlardan değilim. Çocukluğumda bile...

Bize anneler tarafından hep yaban- cılardan uzak durmamız öğretilirdi, sanırım size de...

Yanlış! Kocaman yanlış!

Bir annenin kızına, bir babaannenin torununa verebileceği en güzel nasihat; “Yavrum sen gözünün bebeğine bir toz konsun istermisin!?(Psikopat değilsen cevap belli) İşte sende benim göz bebe- ğimsin, Allah’ın emanetisin. Yüce ve tek olan Rabbim seni bana emanet etmişken, ben seni ne yaban ellere ne de akrabalara teslim edemem. Bana verilen kutsal annelik görevi gereği mazeret uydurmaksızın ben hep seninleyim... Ancak olurda bir gün ben olmazsam, Allah ve kendinden başkasına güvenme...”

Evet. Güvenmem duygusu, 20 yıldır net öğretilesi bir durum. Diziler, reklamlar, kitaplar, kitapsızlıklar, eğitim, eğitimsizlik... Artık adını ne koyarsınız, neyi suçlarsınız bilmem, bilemem. Ancak tek bildiğim şey var. O da şu ki; analarımızın öğrettiği gibi bizlere, çocuklara zararlar en az yabancılar kadar yakınlarımızdan geliyor. Duyduğunuz amcanın yeğenine, babanın kızına, kız kardeşin kız kardeşine, halanın yeğenine... Taciz, tecavüzün asıl nedenini bulup, değiştirme yetkim olmadığı için koruyabildiğim kadarıyla uğraşanlardanım. Geçenlerde Antep’ten 20 yaşlarında henüz sınıf öğretmenliği okuyan bir kız facebook üzerinden bana ulaştı.

B.B: Merhaba, uzun zamandır sizi takip ediyorum. Size güvenebilir miyim?. Burada paylaşacak kimsem yok.

Benim cevabım; Tabi ki güvenebilirsin, zaten sana uzağım, meslek gereği dert dinlemeyi görev bilmişim. Bu- yur sevgili hem cinsim.

B.B: Benim 3 erkek kardeşim var. En büyükleri benim. 15 yaşımdaki erkek kardeşim, geçtiğim günlerde cinsel manada bir şeyler yaşamak istedi. Engel olamadım...

Benim cevabım: Yok artık. Sakın, sakın bir daha tekrarlama. Senin ablalık yapman gerekiyor. Nasıl böyle bir şey yaparsın. Kendine gel.

B.B: Ama o istedi. 3 aydır sürekli oluyor...

Devamını yazmayayım. Söylediklerim karşısında engelledi beni. Sorun değil. Engellesin de sorunu çözmüş mü olduk. Söyledi rahatladı. Attı zehrini bana gitti. O günden beri zaten sinir küpü olan beynimden ağrılar gitmez oldu. Çare arıyorum, nereden başlanması gerektiği, ne derece değiştirebileceğim konusunda elimden pekte bir şey gel- miyor. Hani bir kere ölmek, her gün ölmekten daha güzel derler ya... İşte bu aralar en çok kullandığım sözler.

Trabzon’a uzak bir ilden örnek verdim. Ancak Trabzon’da işler daha kötü, gaylar, lezler, her türlü olur deyip cinsel açlığı marifetmiş gibi sayıp ortalığa düşenlerin sayısı hayli bir fazla buralarda. Türkiye neyse burası da o işte...

Uyuşturucu, sigara, alkol gibi madde bağımlılığının çözümü var da, insanlığın yok olması için yanan ateşe odun atanlara karşı çözüm kim bulacak, nasıl bulacak. Ben asıl onu merak ediyorum.

Şehitler konusunda neden bir şey yazmadığım diye bilmiş bilmiş konuşanlara;

Minnetin yok olduğu, keyfi çürük raporu alıp, paralı askerlerin çoğaldığı, kendi çocuklarını koruyup, siyaset yapanların olduğu bu ülkede şehit konusunda benim söyleyecek bir şeyim yok. Çünkü birilerinde laf çok, duygu yok.

Sadece şehitlerimize Allah’tan rahmet yakınlarına sabır diliyorum.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.