• BIST 83.675
  • Altın 249,830
  • Dolar 6,1048
  • Euro 6,8129
  • Trabzon 19 °C

Mitingden izlenimler!

Mitingden izlenimler!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi devam ederken ve sonrasında muhalefet cenahından çok sayıda telefon geldi. Hemen hepsinin sorusu ‘miting nasıldı, kalabalık mıydı?’ idi.

Cumhurbaşkanının mitingine hükümetin ağır topları da gelmişti. Süleyman Soylu, Berat Albayrak, Cahit Turhan, Mustafa Varank da mitinge katılanlar arasında idi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinginde dikkat çeken en önemli olay, emniyetin olağanüstü tedbir almasıydı. Miting alanında ve kentin muhtelif noktalarında yüzlerce emniyet görevlisi vardı. Gökyüzünde ise helikopterler.

Atatürk Alanı’na bağlantılı tüm yollar sabah erken saatlerde trafiğe kapatıldı.

Konuşma platformu Belediye binası ile Cemil Usta Köfte salonu arasına kuruldu. Boztepe ve Suluhan istikametindeki yollar tam olmasa da dolu sayılırdı.  Bayraklarla süslenmiş parkın içi ise tenha idi.

Mitingin kalabalık olması için teşkilatlardan çok belediyeler ve belediye başkan adayları çalıştı. Hemen her ilçeden ve köylerden yüzlerce kişi miting alanına taşındı.

Hafta sonu olması nedeniyle, Uzunsokak, trafiğe kapatılan Maraş Caddesi ve Kunduracılar Caddesi ile miting dışındaki yürüyüş alanlarındaki kalabalık ve sirkülasyon üst düzeyde idi.

Şu bir gerçek ki, mitinglere katılım özel bir gayret olmadıktan sonra her geçen yıl azalıyor. Bunun nedeni, insanların beklentilerine cevap bulamamaları mı, ekonomik nedenler mi? Küskünlük mü? Bilemiyoruz.  Hiçbir neden olmasa da mitinglere ilginin azalması aslında normaldir.

Dünkü mitinge destek veren bir de MHP vardı.  Mitinge MHP seçmeninden da katılımlar olmuştur, ancak alanda MHP’nin eski ağır toplarından isimler yok denecek kadar azdı.

Dünkü mitingdeki kalabalığa ve katılımcıların önemli bölümünün coşkusuna veya bir kısmının heyecansız oluşuna bakarak, AK Parti Trabzon’da tüm belediyeleri kazanacak veya kaybedecek deme şansımız yok.

Cumhur İttifakı’nın bir önceki seçimde Trabzon’daki oy oranı yüzde 60 civarındaydı. Cumhur İttifakı ile seçime giden AK Parti adayları bu seçimde de favori. Ancak, 31 Mart’ta yapılacak seçim yerel seçim. Yerel seçimde adaylar ve yerel ittifaklar önem kazanır. Ayrıca, bir de hükümetin yıpranmışlığı ve ekonomik nedenleri göz önüne aldığımızda ilçelerin birçoğunda AK Parti beklediği neticeyi alamayabilir. Bazı ilçelerde kazanan açık farkla değil göğüs farkıyla seçimi alır, gibi bir hava var.

 

***

 

Seversiniz sevmezsiniz, liderliğini tartışırsınız tartışmazsınız fakat Kemal Kılıçdaroğlu Türk siyasetine bir kaç gömlek fazla çünkü dürüst, takiyye yapmıyor ve herkese eşit mesafede duran su katıksız bir demokrat.

Beğenmediğim ,"Dersim" söylemini o bölgenin çocuğu olduğu için kullandığını sanıyorum, yoksa Tunceli hakkında asla HDP ve AKP'liler gibi düşündüğünü sanmıyorum.

Siyasette başarısız olması çok üzücü fakat siyasette çok başarılı olan RTE'nin nasıl biri olduğu da ortada, halkı suçlamak değil maksadım fakat bu halk her yeri fabrika yapan, kendilerine iş ve aş sağlayan, Atatürk'ten sonra TC'ye en çok yatırımı yapan ve halka kazandıran Süleyman Demirel'e bile söve söve fazlalıkları kurumuş bir halk, böyle bir halkın Kemal Kılıçdaroğlu gibi birine oy vermemesi de normal. Erdoğan bu halka az bile yapıyor! (Metin Yılmaz)

***

Anadolu’nun geniş ve bereketli ovalarıyla karşılaştırıldığında Orta ve Doğu Karadeniz sahilde açmazlarla dolu kör bir dehliz gibi kalıyor. Gerçekten de Sarp’tan Bolaman’a kadar granit bir kaya kütlesi üzerinde uzanan bu coğrafyada ekime elverişli alanlar oldukça sınırlıdır. Bunun tek istisnası Bafra Ovası’dır. Ürettiği çaya ve çaplı bir sanayi ürününe dönüştüremediği fındığına rağmen Karadeniz fakir bir bölgedir. Bunu Türkiye’nin diğer bölgelerine yaptığım seyahatlerde bizzat gözlemledim. Onun için Karadeniz muhafazakâr İslamcı politikacıların popülist politikalarla istismar edeceği bir yer değildir. (Metin Kondel)

 

***

 

Yahya Hoca’dan farklı bir yorum!

Yahya Sezai Tezel; Türkan Saylan, Bahriye Üçok, Nazım Hikmet ve Uğur Mumcu hakkında kimilerinin karşı çıkacağı bir değerlendirme yaptı.

İşte Yahya Hoca’nın 4 isim ile ilgili yazdıkları;

Türkan Saylan: Türkan Saylan hayatını insanlara hizmete vermiş, cüzzamlıları bağrına basıp tedavi etmiş, tabiri caiz ise melek gibi bir hanımefendi idi. Keza Bahriye Üçok, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin ilk kadın bilgi insanıydı. Cumhuriyetin temel değerlerine sadakat içinde yaşadı. Maalesef Türkiye'yi karıştırmak isteyenlerin kurbanı oldu. Öldürüldü. Bu iki kişi masum.

Nazım Hikmet:  Nazım Hikmet'i Türkçenin büyük şairlerinden biri olarak görürüm. Ama iyi şair olması onun Türkiye'deyken de Sovyetler Birliği devletine iltica ettikten sonra Sovyet Komünist Partisinin emrinde çalışmış bir propagandist olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Nazım Hikmet asla ve asla, evrensel insan haklarının korunması ve geliştirilmesi meselesinin merkezinde olduğu, insanların bedenleri, moral kişilikleri ve meşru mal varlıklarının korunmasını sağlayan bir hukuk devleti içinde, hukukun hakemliği altında rekabet eden siyasi partilerin oluşturduğu çoğulcu demokrasiye inanan biri değildi. Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin dogmasına zerre kadar aykırı bir ifadenin altına imza atamazdı. Nazım Hikmet Türkiye'nin "aydın"ı değildir. Türkiye'den çıkmış, Türkçeyi çok iyi kullanmış, devlet düzenini zor kullanarak yıkmayı amaçlayan bir partinin üyesi olduğu için Atatürk döneminde yıllarca hapis yatmış, İkinci Dünya Savaşından sonra Sovyetler Birliğine sığınmış ve ölünceye kadar Sovyetler Birliği Komünist Partisinin propaganda sisteminin içinde yaşamış biridir.

Uğur Mumcu: Uğur Mumcu, Türkiye'yi karıştırmak isteyen perde arkasındaki iktidar mücadelesi odaklarından biri tarafından öldürülmüştür. Büyük saygı duyduğum değerli eşi Güldal Mumcu'ya kocasının katillerinin izini sürmeye çalıştığı sırada, kamu görevlisi olan birinin, boşuna uğraşma Güldal hanım çünkü kocanı öldüren ile kocanın katillerini bulmaya çalışanlar aynı insanlar dediği kolektif hafızasında kayıtlıdır. Uğur Mumcu benim kuşağımdandır. Türkiye tarihindeki en önemli özelliği, 1960 darbesinden sonra Doğan Avcıoğlu'nun fikri lideri olduğu bir sivil-asker kadronun, askeri darbe ile devleti ele geçirip Türkiye'de Nasır'ınkine benzer bir güya sosyalist ihtilal yapma fikrinin en önemli ikinci sivil adamıydı. Doğan Avcıoğlu yapılamayan 9 Mart 1971 darbesinin çekirdek kadrosundaydı. Darbeciydi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • TARİHİ KAPAK16 Mayıs 2019 Perşembe 10:03
  • 1.5 ayda 100 milyon lira kredi!15 Mayıs 2019 Çarşamba 09:42
  • Kat mı Aldı Yat Mı?14 Mayıs 2019 Salı 09:48
  • Bekir bey kaç kişiyi tanır?13 Mayıs 2019 Pazartesi 11:10
  • Trabzon’a turistin gelmesini istemiyorlar!12 Mayıs 2019 Pazar 13:56
  • İstenmeyen yol için sondaj başladı!11 Mayıs 2019 Cumartesi 12:35
  • O hastane 42 milyona satıldı!10 Mayıs 2019 Cuma 09:56
  • Karayollarında adrese teslim ihale mi?09 Mayıs 2019 Perşembe 09:48
  • İmamoğlu 23 Haziran’da Fark Atar!08 Mayıs 2019 Çarşamba 10:22
  • Akçakale’de açıktan akan lağım!07 Mayıs 2019 Salı 10:04
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.