• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 4 °C

Mucize istemek!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Kendi mutlulukları için insanlar neden karşısındakini mutsuz eder. Aslında düşününce, sahip olduğumuz değeri görünce en mutlu insan bizmişiz deriz…

Bizler ağaçlara koşarken ayağımızın altında ezdiğimiz çimlerin veya çiçeklerin farkında değiliz. O güzelliklere ne oluyor?

Elimizdekilerle yetinmeyi bilmek ve şükretmenin dayanılmaz huzurunu anlamamız adına Balzac “Ayakkabılarım olmadığı için üzülürdüm; Ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar.” Demiş.

 Son günlerde yaşadığımız haksızlıklardan tebessüm etmeyi "bile" unuttuk! Büyük olma kompleksi, kibir, hep benim olsun duygusu, karşısındakileri küçümseme, haksızlık, kin, öfke, tahrik, hiddet ve kıskançlık. Bu duygular bir şekilde insanların bir kısmının birbirine karşı kustukları duygular. Kendini bilmeyen ve kontrol edemeyene "İnsan" denir mi?  

İster kral ol, İster fukara "Olgun" olmadıkça senden ne köy olur ne kasaba...

İnançlarımız, hayallerimiz, ideallerimiz, umutlarımızdan çok daha kuvvetlidir. Neye inanırsan onun peşinden gidersin. Ne kadar doğru söylenmiş bir söz. Sevdiğin ve değer verdiğin bir insan hep iyidir. Onun hatalarını, kusurlarını hiç görmez insan. Ta ki o gün gelene kadar yani senin canını acıtana kadar. Canın acır ve inandığın ışığın söner.

İnsanların ulaşılmazı, inancı, aydınlanması hep ışık denilen o parıltıyla başladı. Işık aydınlatandır. Işık görmemizi sağlayandır.  Onu yakalamaya çalışırsın. İnandığınız her neyse sizin ışığınız, yol göstericiniz olur. Kurtarıcınız, aşkınız ve gücünüz olur.

Peki inanç nedir? Bana göre güvenmektir. Gönülden bağlılıktır. İman etmektir. Yani çok güçlü bir bağdır. Herkese, her şeye insan inanmaz. İnandıkları güvendikleri ve bağlandıklarıdır ışığı.

Bugün insanoğlu yine güvenebileceği bir ışık arıyor. Bir kahraman ve her şeyi düzeltecek bir kurtarıcı arıyor. Yaradan her şeyi bilen, gören ve duyandır. Fakat Ulusların bazen kahramanlara da ihtiyacı olur; Ucuz olmayan, misyonu ve vizyonu olan kahramanlara… Yani tutunacakları ve güvenecekleri hatta ilham alacakları bir güce ihtiyaçları vardır. Bu ışık bu yüzyılda yok gibi gözüküyor. Işıklar söndü gibi…

Kahramandan insanoğlu, başkişi, önemli kişi veyahut yiğit olmasını ister. Mesela bir maçta son golü atıp takımı galip yapan bir futbolcu, Ya da takımını lider yapan bir antrenör, veyahut ülkesinin menfaatleri için mücadele eden politikacılar, çok çalışıp okulunu temsil eden ve birinciliği hak eden öğrenci bütün bu kişiler kahraman mıdır? Tabii ki değil onlar anı kurtaran ya da, bir süreliğine nefes aldıran insanlardır.

Kahramanlar hikâyelerde ejderha öldürüp prensesin gönlünde taht kurandır. Kahraman filmlerde kötüleri öldürüp iyilik için savaşan kişidir. Yani kahraman için güç, cesaret ya da yetenek yeterli sayılmaz.

Aslında insanoğlu hep daha fazlasını istemedi mi? Elindeki ile yetinmeyi bilmeden hep daha fazlanın peşinden gitti. Bugün kahramanları öldüren ve bencil canavarları yaratan hep insanoğludur. Bilmiyorum Nuh (NOAH) filmine gittiniz mi? Orada kötülüğün efendisinin insanın ta kendisi olduğu çok net bir şekilde anlatılmıştır.

İnsan olmak huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kişiyi işaret eder. Ahlak yönünden iyi insanlar hala kalmışsa bu dünyada o zaman kurtarıcı ya da bir kahraman aramaya gerek yoktur. Ahlak zaten uymak zorunda olduğumuz davranış biçimi, kurallar ve töre değil mi? Yani kısaca güzel huylu insan demek değil mi? O zaman neden arıyoruz kahramanları? İnsan anlamını mı yitirdi? İnsan evrim mi geçirdi? Ne oldu insana ve insanlığımıza? İnsanı yok eden nedir?

İnsanlığın yok oluşunun tek sebebi güçtür yani paradır.  

Bugün paranın satın alamayacağı hiçbir şey yoktur. Sadece ölüm denilen sona çare olamıyor. Onun dışında itibar, ahlak ve kahramanları bile satın alıyor. Hep benim olsun dürtüsü, paranın dayanılmaz cazibesini insanlara hep hatırlatıyor. İnsan parası olanın kölesi de oluyor esiri de oluyor ve özgürlüğünü bile parası olana satıyor.

Var oluş sebebimiz” insan olmak” yani iyilikleri barındırmak, kötülükten uzak olmak, yasak olana bakmamak ise bugün maalesef sona yaklaşıyoruz demektir. O yüzden de ucuz kahramanlar bile, insanlar için bir mum ışığı kadar az ışık verse de, beklenilen mucizeymiş gibi alkış alıyor.

 Bugün benim doğum günüm. 1 Mayıs İşçi bayramının hemen ertesinde yani 2 Mayıs’ta dünyaya gelmişim. Burada bir mucize yok. Ben bir ışıkta değilim. Ama bana bir dilek tut dendi yani bir mucize iste dendi. Bende denileni yaptım; ama tutar mı bilmem çünkü insanlığa inancım kalmadı…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.