• BIST 106.926
  • Altın 151,365
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Trabzon 15 °C

MÜNEVVERDEN AYDINA

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

2011 yılında Mardin’de içlerinde çok önemli aydınımızın olduğu bir Sempozyum gerçekleştirmiştik. Prof. Dr Naci Bostancı, ( Bugün AKP Grup Başkanvekili) Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Prof. Dr Korkut Tuna, Prof. Dr Mustafa Kaçar gibi birçok kıymetli akademisyenimizin olduğu ışık saçan bir Sempozyumdu.

İdari Hayatımızda Aydın başlıklı oturumda Türk siyasetinin bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olan entelektüel isimlerinden Mehmet Dülger beyefendi de “Siyasi dünyada aydını” anlatmıştı.

Çok kapsamlı çok önemli konuşmaların yer aldığı bu Sempozyumun kitap aşamasında editörlüğü de bana nasip olmuştu.  Donanmıştım. Bu kıymetli hocalarla dostluk kurma imkânını yakalamış ve onlarla güzel sohbetler gerçekleştirmiş hatta Mardin turunda onların tarihi anlatımları ile müthiş geziler düzenlemiştik. Birçoğu ile dostluğumuz hala devam etmektedir. Onlar benim büyüğüm, ağabeyim ve danıştıklarım olmuşlardır.

Bu konuda çok şanslıyım.

Sosyal bilim hayatımızda, sanat ve bilim dünyasında, siyasi hayatta, İletişim hayatımızda, İktisat hayatımızda ve yabancı gözüyle aydın anlatılmıştı.

Bugün aydınımız yerden yere vurulurken, aydın saygı, nezaket ve adabıyla susmayı tercih eden olmuştur.

Birçok çevre tarafından yargılanan aydınımız sessiz kalmanın çığlığını yaşıyor.

Milli birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olduğu bu günlerde hepimizin ortak bir dile ve söyleme ihtiyacı var.

Bu konuda iş aydınımıza düşerken aydınımız maalesef sus-pus.

Vatandaşların birbirinden kopuk ve ötekileştirildiği bu dönemde aydınımız birbirimizi anlamamız için bize anlatmalı ama aydın yine sus-pus.

Karanlık günlerin aydınlığı aydın olmalıdır.

Üslup bilen, yol bilen, yordam bilen en önemlisi de öğreten aydın hep sus-pus.

Peki aydın neredesin?

Ne getireceğini bilmediğim ama neler götürdüğünü bildiğim günleri sen anlat be aydınım.

Türkiye’min bugünlerde soru soran, aydınlanmaya aç, araştırabilecek, cinsiyetçi kalıplardan uzak, dinsel dogmalardan çok uzak, bilimi, sanatı öğretecek ve anlatacak isimlere yani aydına çok ihtiyacı var.

Cumhurbaşkanı bir çağrıda bulunmuş. Bu çağrıda profesör, doçent ve yardımcı doçentlere imam-hatip liselerinde yöneticilik teklifi yapmış. E imam-hatipler de 60 binlerden bir milyonlara çıkınca talep de artmış oluyor.

İmam hatiplerin proje okulları varmış.

Bu ülkede dindara da dinsize de hizmet verilmiş. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı “Biz devlet olarak ayrım gözetmeksizin bu ülkenin halkına hizmet veriyorsak siz de akademisyen olarak her yerde tıpkı bir asker gibi üzerinize düşen görevi yapmaya hazır olun” diyor.

Doktora, Eczacıya, Öğretmene her türlü yokuş sunuldu da akademisyene mi sunulmayacak?

Öyle ayrım gayrım yok bu ülkede.

Eşitlik ilkesi var. Herkes eşittir.

Aydının anlamı artık yazdığı makale ya da konunun uzmanı olmak hatta seçkin kişi olmakla değil işaret edilmekle eşdeğerdir bu günlerde.

Bu sıradan biri bile olabilir. İlla çok okumak, yazmak gerekmez.

Entelektüel olmanın ölçüsü kariyeri ile eşdeğer değildir.

Çok kitap yazması, ya da makaleleri ile de eşdeğer değildir.

Entelektüel birikimdir.

Donanımdır.

Ama bu günlerde entelektüel yani aydın kuralları olan, kalıpları hatta bazıları için de kumandası olan okumuştur.

Bazıları ise birileri tarafından konservatif hale bile getirilmiştir.

Gerçek aydınlarımızı arıyorum. Ve bir kampanya başlatıyorum arayıp, bulalım ne olur...

Akile değil aydına ihtiyacımız var. Çünkü Akil kumandası olan olmuş.

“Özgürlük cesaret ve sorumluluk gerektirir. Her hareket geleceği yaratır, kolay değildir” der Jean Paul Sartre. 

Bu söz sanırım bizim akademisyenlerimizin hep uzağında olacak. Haddimi aştım mı? Özür dilerim ama gördüğüm ve izleyebildiğim sadece bir kaç akademisyen var. Yine de sözüm meclisten dışarı olsun. Bize “HERŞEYİ” konuşabilecek ve anlatabilecek aydınlar lazım…

Eğer Sayın aydın imam-hatiplerde çok paralara yönetici olmak hakkını kullanıyorsan ki bu da sizin tercihinizdir. O zaman neden bu kadar çok okudun ki?

Zaten Prof. Dr Naci Bostancı hocamda Sempozyum konuşmasının başında “Yakın tarihimize bakacak olursak, aydın kavramının genellikle bir problem olarak tanımlandığını görürüz. Seksenli ve doksanlı yıllar boyunca en hararetli tartışma konuları aydın ve halk ikiliği konularıdır. Burada ki yaklaşımlar aydının halktan kopuk, halkı temsil niteliğine sahip olmadığını kendisini batılı modern dünyanın bir üyesi olarak gördüğünü, içinden çıktığı çevreye adeta bir müsteşrik anlayışıyla davrandığı yolundaydı”

Yorum sizin sayın okuyucu. Bugünün aydınını siz tarif edin.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.