• BIST 110.477
  • Altın 275,921
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • Trabzon 18 °C

MÜSLÜMANIN ASLA YAPMAYACAĞI ŞEY

Osman Necip SEVİNÇ

  Son mesaj olan Kuran’ı Kerim de “İnsan için çalışmaktan başka realite yoktur” denilmektedir. Şimdi biz ona inandığımız halde bu gerçeğe uymayıp tembellik yaparsak geri kalırız. Ama bu buyruğa kitaba inanmadığı halde uyan kimse tabi ki başarılı olur ve bizden öne geçer. Bizden öne geçerse de emri altına almaya da hakkı(!) olur. Kendini ülkeni savunamazsın der, S-400 alamazsın, ben de sana Patriot füzesi vermem, F-35 vermem der… Der oğlu der. Hatta içimizdeki hainlerden de destek bulur. Ve yarın gelir bizi vurur veya vurdurur.
  Şu anda İslam bugünkü gibi mağlup ve geri kaldıkça bir din olarak kalacaktır. Çünkü gerici ve terörist bir din olarak kalacaktır. Çünkü Allah(c.c) “Bir toplum kendini halini değiştirmek istemedikçe, biz onları değiştirmeyiz” buyuruyor. Bu da bir tür haktır. Yani mademki bu evreni tasarlayıp hazırlayan kudret, toplumların değişimini onların arzu ve gayret gösterilmeden bir toplumun halini değiştirmesinin imkânı yoktur. Yani bu öyle bir programdır ki, ancak dışarıdan girecek datalarla, inputlarla gelişip devam edebilir.
  Şimdi bir toplum düşünün ki hakkı teslim iddiasında takdirde o toplumun iki görevi var demektir. Birinci görevi çalışmak ve gayret etmek, ikincisi de böylece hakkı galebesi için vesile olmak. Bu noktada biz Müslümanların, bir hakkın tahakkukuna engel olduğumuzda hesaba çekileceğimiz gerçeği vardır.
  Son elçi Hz. Muhammed Mustafa efendimiz ve onun getirdiği Galaktik Mesaj; ilim Çin’de de olsa gidip alın diyor. Alimin mürekkebi şehitlerin kanından üstündür diyor. Sizin için çalışmakta başka hakikat yoktur diyor. Doğruluk İslam’ın özüdür diyor. Müslüman her şeyi yapabilir, ama asla yalan söylemez diyor. İslam barıştır, esenliktir diyor. Temizlik imandandır diyor. Ama biz Müslümanların büyük kısmı kendimizi bu hakikatlerin tersiyle açığa vurmuşuz. Peki bu durumda “İslam toplumları hak üzerindedir” denilebilir mi?
  Ama meraklanmayalım. İçimizdeki mağlubiyet utancı bizi önünde sonunda ayağa kaldıracaktır. Dünya neden herkes için terakki dünyası olurken, benim için maddi ve manevi gerileme Dünyası olsun diyen öncü ruhlar bu topluma görevini yeniden hatırlatacaklardır Müslümanda ayağa kalkıp hakkın galebesini yakın gelecekte sağlayacaktır. Zira karşımızdakiler ellerine geçirdikleri hak vasıtalarını zulüm için kullanmaya başladılar.
***

  Evet kim bilgiye ve bilmeye değer verirse o kazanır. Davası hak veya batıl olsun değişmez. Yıkılmayacak ve değişmeyecek tek şey saf ve doğru bilginin adil bir şekilde uygulanmasıdır.
  Bir Türk büyüğünün İslam’ın kabulünün Türk milletinin milli hislerini nasıl uyuşturduğu konusunda ki görüşlerini merak edenler Prof. Afet İnan’ın hazırladığı “Medeni bilgiler ve M. Kemal’in el yazıları” kitabına Türk tarih kurumu yayınları 1988 e bakabilirler.
  Halbuki Haçlılar tarih de 6 defa ordu toplayarak Osmanlıyı Avrupa’dan atmak için sonu hep yenilgi ile biten savaşlar yaptılar. En sonuncusu 2. Kosova’da 1448’de 2.Murat Han’a yenilgileri olmuştur.1453 de İstanbul ‘u olan Fatih Sultan Mehmed Han dünyanın en gelişmiş teknolojik silahlarını ve harp  tekniğini kullanmıştır. Yani o asrın gelişmiş ülkesi akıl ve manevi gücü kullanan Müslüman Türk halkı idi. Kurtuluş savaşını da iman gücü kazandı. İslam uyuşturmaz… Aksine aksiyon dinidir. Uyuşan, dini yanlış öğretilen Müslümandır. Ve de en korkuncu din adamları ve idarecilerin dinimizle ilgili olarak konjonktürel konuşma yapmalarıdır. Daha da merak edenler Can Dündar adlı kişinin 26.07.1999’da Sabah Gazetesindeki “Atatürk ve Hz.Muhammed” başlıklı yazısını okusunlar.
  Benim için uğruna can verebileceğim “Ne mutlu Türküm diyene” demek ne kadar önemliyse, ondan da önemli yine uğruna can verebileceğim sloganım, “Ne mutlu Müslüman Türküm diyene”dir. Çünkü hesap vereceğim Hz. Allah bana Türk müsün diye sormayacak. Dinin ne diyecek? Ben de İslam diye cevap vereceğim inşallah. Irkımı sormaz inancıma göre.

ACI GÜNLER

  Yaşım 70 oldu. Hayatım boyunca bugüne kadar unutamadığım acı hatıram rahmetli Başbakan Menderes’i bir ihtilal ile deviren Türk ordusunun mensubu bazı gerzeklerin ona ve arkadaşlarına yaptıkları zulümdür.
  Rahmetli asılmadan önce son isteği olarak abdest almış ve bir mektup kaleme almıştır. Bu mektubu herkesin bir defa okuması arzumdur.
Onu asan Mel’unlar, daha sonra ailesinden 250 lira ip ve cellat parası isteyecek kadar alçak idiler. Hatta ipe götürmeden önce kendisine prostat muayenesi yapacak kadar da zalim idiler. Onu idama mahkum eden ve bir çok uydurma hikayeyi ciddiye alıp mahkeme salonuna getiren hakim Salim Başol, uzun bir hastalık döneminden sonra onun asıldığı tarihe denk gelen günde cehenneme gitti.
  Bugün rahmetli Adnan Menderes’in fikirlerini taşıyan parti veya partilerin asan zalimlere yakın durması ne ilginç… Konjonktür mü desek! Ahh rahmetli aaba Ezan-ı Muhammediyi Türkçe değil de aslına uygun okutturmasa idin, Sn.Bayar gibi dış bağlantıların olsa idi ipten kurtarır mıydın? Yok yok… Sen hakiki müslümandın… Kurtaramazdın... Bu ülkede devlet ile millet ayrı telden çalardı. Taaa 2000’li yıllara kadar. Şimdi hedefleri belli ama denediler olmadı. Ancak uyumazlar… Taktik değiştirir gene denerler. Dikkat!

VEDA

  Merhaba demek, başlamak çok hoş. Ama vedalaşmak, esenleşmek zor bee... 24 Ekim 2017 Salı günü sizlere Merhaba diyerek Kuzey Ekspres gazetesinde Aşure başlıklı sütunumda hiç aralıksız 20 ay boyunca politika, belediye, din, spor, sosyal sorunlar vs. hakkında düşüncelerimi yazdım. Sizlere bu fikirlerimin ulaşmasında gazetenin sahibi Hasan Kurt bey verdiği sözü tutarak yazılarımı asla sansür uygulamadan bastı. Zaten tek bir sansüre uğrasam o an yazmaktan vazgeçerdim. Ancak bende gazetenin politikasına ve duruşuna azami dikkat göstermeye çalıştım. Bütün bunlar için emekçi gazete çalışanlarına ve Sn.Hasan Kurt’a teşekkür ediyorum.
  Bu arada yazılarımdan ötürü istemeden kırdığım siz okuyucularımdan her kim var ise onlardan ve tüm takipçilerimden helallik isterim.
Çok yakın hastam ile çok çok daha fazla ilgilenebilmek için belki uzun, belki de kısa bir ara vermem gerektiğinden, şimdilik sizlere veda etmek durumundayım. Affınıza sığınırım ve hastam için acil şifa dileğiniz ile dua beklerim. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Kalın sağlıcakla.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.