• BIST 107.206
  • Altın 142,629
  • Dolar 3,5525
  • Euro 4,1323
  • Trabzon 27 °C

NADİDE HAYAT

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

İzlediğimiz bir film, okuduğumuz bir roman, dinlediğimiz bir şiir ya da şarkı bazen duygunun elektrik yüklü atmosferini yaşatır bizlere.
Bu bir sanattır; Duyguyu yaşatabilmek ve hissettirebilmek.
Bunu başaran bir yönetmen var ki her filmi insanlara farklı duygular yaşatıyor.
Babam ve Oğlum, Unutursam Fısılda, Dedemin İnsanları ve en son bu hafta gittiğim Nadide Hayat.
Benim için yaşamın fenomenlerini süzgeçten geçirip beyaz perdeye taşıyan belki bir şair değil ama hayatın şarkısını yazan bir ozan.
Onun adı Çağan Irmak.
Öyle bir dokunuyor ki hayata herkes kendinden bir şeyler buluyor.
Bu göz boyama çağının dümeninde milyonlarca hatta milyarlarca dolara yapılan filmlerden uzak sadece hayatın içinden sade, duru ve sımsıcak dokunuşlarla çıkıyor izleyicisinin karşısına.
Duygu eğer algılamak ve hissetmek ise bunu alasıyla başaran Çağan Irmak dört kişi olarak gittiğimiz filmde hepimizin gözünden gözyaşı döktü.
Her izlediğim Çağan Irmak filminden sonra aldığım mesaj: “Ne olursa olsun hayat sevgi üzerine kuruludur. Hayatta karşılaştığımız her ne olursa olsun üstesinden sevgi ile gelinebileceği ve yaşamda ne olursa olsun duygularımıza kulak vermemizdir”
Duygu şefkat midir?
Sevgi midir?
Paylaşmak mıdır?
Hüzün müdür?
Her neyse çok güzel bir his olduğu kesin.
Duygu bence yaşamaktır.
Duygu hayatımızı şekillendirendir.
Bazen acı veren, bazen hüzün, bazen mutluluk yaşatan özel bir histir.
Gönül bağı kurduğumuz ilişkilerimizde duygularımızdır bize yön veren.
Bir yazarın ya da yönetmenin yapıtları yaşanmışlıklar, hayaller ve hissettikleridir. Çoğunun yazdıklarında aldatmaca yoktur.
Onlar eserlerinde en derin duygularını, düşüncelerini, hislerini, pişmanlıklarını, kuşkularını, kaygılarını ifade ederler.
Kendilerini ifade etmelerinin en anlamlı yoludur yazmak ve senaryolaştırmak.
Kendilerini dışa vurmak ve izleyiciye açılmanın en güzel görselidir film yapmak.
Onlar dünyayı değiştirmiyorlar ama görselleriyle insanların hislerine dokunuyorlar.
Bazen dünyayı olduğu gibi değil de işlerine göre yönetirler.
Evet ben her Çağan Irmak filminden sonra duygulanırım. Etrafımdakilere sevgi ile bakarım. Onları kaybedersem çok üzüleceğimi ve onlara sımsıkı sarılmak gerektiğini hissederim.
Gerçekler aslında çok acımasız ama duygularımızdır bizleri hayata karşı anlamlı kılan.
Ben hep senarist olmak istedim ama çok zor bir iş olduğunu biliyorum.
Duygu ve düşüncelerin kaydı mükemmel bir şey olsa gerek; Kendine ifade etmek ve keşfetmenin en güzel yolu.
Gerçi ben yazarak bunların hepsini tadıyorum ama senaryo bambaşka bir şey.
Hayatıma renk katan duygu katan, anlam katan oğlum ve eşimin dışında ki erkeklerden rahmetli Aytuç Altındal ve Ömer Lütfi Mete bana hep senaryo yaz dediler. Bu kendini dışa vurma sanatı hatta kafanızdaki hisleri ve düşünceleri açığa çıkarma sanatı sanırım çok istesem de yapamayacağım bir sanat dalı.
Ama bu arada hayat der ki; “Başarmak isteğin sendeki azimle bağlantılıdır. Başkalarının ne diyeceğinden çok ne yapabileceğine karar ver ve başla.”
Nadide Hayata sesiyle, kimliği ve kişiliği ile renk katan Yetkin Dikinciler, Filme nefes olan Demet Akbağ’a sonsuz teşekkürler. Yaşattıkları ve hissettirdikleri için.
Duygusal komedi olur mu?
Olur; İşte size en güzel örneği “Nadide Hayat.”
Hayatımda çok az yazdığım bir biçimdir film eleştirmenliği ama inanın bu yazının içinde kendimi buldum.
Yine hayat der ki; “ Kendini anlatmaya ifade etmeye çalış yanlış anlamalara izin verme. Ama anlamakta ısrarlı olanla da fazla uğraşma. Zira en kıymetli şeyin zamanını kaybedersin.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.