• BIST 91.801
  • Altın 214,232
  • Dolar 5,3608
  • Euro 6,0653
  • Trabzon 11 °C

NAFAKA HAKTIR!

MOR PEŞTEMAL

  Son dönemde boşanma sonrası nafaka kavramı çok tartışılan bir konu haline geldi.
Konunun detaylarına girmeden evvel ifade etmek isterim ki, ülkede sanki kadına ve çocuğa yönelik şiddetin sayısının her bir mecrada ve her gün yükseldiği gerçeği gün gibi ortada değilmiş gibi, yoksulluk nafakasını tartışmaya mecbur bırakılmamızı erkek egemen sistemin bir dayatması olarak görmekteyim. Üstelik bağlamların bu kadar hatalı kurgulanmasının da bu dayatmanın oldukça tehlikeli sonuçlarının olacağının da habercisi olduğu açıktır.
Peki nedir bu nafaka karşıtlarının talepleri?
Özetle; Medeni Kanun Madde 175’teki ‘süresiz’ ibaresi yasadan kaldırılsın, evlilik süresiyle nafaka süresi arasında paralellik kurulsun ve nafaka süresine tavan ve taban sınırlamalar getirilsin gibi talepler..
Bilindiği gibi, boşanma ile birlikte bazı önemli sonuçlar doğmaktadır. Bu sonuçlardan biri de nafakadır. Hukukumuzda nafaka, bakım nafakası ve yardım nafakası olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bakım nafakası; tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakasından oluşmaktadır.
Medeni Kanun Madde 175 uyarınca nafaka, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa ödenir.

Biri yan gelip yatarken biri süresiz nafaka mı ödüyor?
Kanun koyucunun yoksulluk nafakasını sosyal ve etik değerlerin etkisi ile ortaya çıkarmış olduğunu da ayrıca göz önünde tutmak gerekir. Anayasa Mahkemesi 17.05.2012 tarih, 2011\ 136 E. ve 2012\ 72 K. sayılı kararında: “Yoksulluk nafakasının özünde ahlaki değerler ve sosyal yardımlaşma düşüncesi yer almaktadır” diyerek yoksulluk nafakasının sebebini anlatmıştır.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, ister erkek ister kadın olsun, kusuru daha ağır olmamak şartıyla, geçimini sağlamak amacıyla diğer taraftan yoksulluk nafakası talebinde bulunabilecektir. Esasen en önemli kriter yoksulluğun anlamının belirlenmesidir. Kendi ihtiyaçlarını ve geçimini sağlayamayacak duruma düşen tarafın yoksul olduğu kabul edilir.
Yoksulluğa düşüp düşmeyeceği hakim tarafından detaylıca araştırılıp hükme bağlanmaktadır. Medeni Kanun yoksulluk nafakasının belirlenmesini hakimin takdirine bırakmış ve nafakanın verilmesinde belli bir süre belirlememiştir. Yani son yıllarda bir derneğin başını çektiği “boşandığım kadın yan gelip yatıyor, ben süresiz nafaka ödüyorum” gibi söylemlerin gerçek olmadığı ortadadır.
Nafaka gerçekten süresiz midir? Hayır.
Çünkü Medeni Kanun Madde 175 metninde nafakanın mutlaka süresiz verileceği düzenlenmemektedir. Ayrıca takip eden Madde 176 ile de nafakanın sonlandırılacağı haller sayılmıştır. Kadının iş bulması, yeniden evlenmesi ve\veya yoksulluk durumunun ortadan kalkması ile nafaka kaldırılabilir. Tarafların mali durumlarının değişmesi ve ya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafaka miktarının artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Görünmeyen emek, ne geçindiren ne de ödenen nafaka…
Sair bir önemli nokta da, sosyolojik açıdan bakmadan konuyu ele almanın eksik ve hatta yanlış olacağıdır. Çünkü toplumsal cinsiyet ve cinsiyete dayalı iş bölümünün bu kadar keskin hatlarla çizilmiş olduğu bizim gibi toplumlarda kadınların işgücüne katılım oranı oldukça düşüktür.
Toplumsal cinsiyet, çok özetle, cinsel kimliğin toplumsal kurgulanımını anlatır. Cinsiyete dayalı iş bölümü ise kadına ev içinde gerçekleştirilmesi gereken işleri, erkeğe de ev dışındaki işleri vermiştir. Kadın ev ve çocuk bakımı ile görevlendirilirken, evin geçimi erkeğin işi olarak görülmektedir. Yani kadının görünmeyen emeğini hesaba katmadan bağlamları doğru kurmak mümkün değildir.
Yoksulluk nafakasına dair tüm bu mesnetsiz söylemler bir yana, esasen nafakaya dair çözülmeye muhtaç pek çok sorun mevcuttur. Örneğin, verilen nafaka miktarları kadınları yoksulluktan kurtaracak ya da çocukların bakımını karşılayacak düzeyde değildir, nafaka ödemekle yükümlü olan erkekler gelirlerini asgari ücretten göstermek, kayıt dışı çalışmak ve malvarlıklarını başkasının üzerine yapmak gibi yöntemler uygulayarak verilen nafaka miktarını en aza indirmekte, çoğu da nafaka ödememektedir. Ayrıca nafakasını düzenli alamayan kadınların hepsi icra takibi yoluna başvurmamakta, başvuranlar ise erkeğin ikametgahını değiştirip tebligatı almaması gibi nedenlerle sonuç alamamaktadırlar.

İşsiz ve çocuklu
Çocuklu boşanmalarda ise kadının yoksulluğa düşme oranının katlanarak artmakta olduğu sosyolojik bir gerçektir. Kadınlar, mevcut hükümetin çocuk sayısının artmasına ilişkin politikası ile daha çok güvencesiz ve yarı zamanlı işlerde çalışmaya mecbur bırakılmakta olup özellikle de kentsel alanda çocuklu olmanın ve çocuk sayısının işgücüne katılımı azaltan etkenlerden olduğu da bilinen bir gerçektir.
Kadın hareketinin uzun senelere dayanan mücadeleleri ile elde edilmiş kazanımlarından biri olan nafaka hakkı cinsiyet eşitsizliğini giderme, eşitliği sağlama çabalarına ilişkin olan mekanizmalardandır.  Devletin ise yürürlükteki yasal kazanımlara dokunmayıp, kadınların nafaka konusunda karşılaştıkları sorunlara dair seslerini duyması ve mağduriyetlerinin telafi edilmesine ilişkin çalışmalar yapması elzemdir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.