• BIST 116.593
  • Altın 162,639
  • Dolar 3,8063
  • Euro 4,6601
  • Trabzon 11 °C

NASIL BİR KTÜ?

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Bizdeki RABS’ın son dönemecine girdik. Geçmiş dönemlere kıyasla oldukça düşük profilli bir süreç yaşadığımız görülüyor. Trabzon ve KTÜ’nün geleceği adına önemli bir aşama olan rektör adaylarını belirleme seçimi üzerine durağan bir tempoda kaldığımızı söylemeliyiz. Şüphesiz RABS’ın sadece bir işaret fişeği anlamını taşıması, akademisyenlerin de bu oyunda birer dolgu malzemesi olması bu sürecin sönük geçmesindeki önemli etkenlerdir.

Dolayısıyla bizler için ve bu ülkenin önemli bir kenti olan Trabzon için KTÜ’nün yeni dönemde nasıl bir yapılanma içerisine gireceği, hangi “amaç” ve “kapsam” da hizmet vereceği RABS’tan çok daha fazla önem taşımaktadır. Yeni dönemde yönetimden sorumlu olacakların bu işin gereğini hangi düzeyde ve ne şekilde yapacaklarını önümüzdeki dönemde yakından göreceğiz.

Bu çerçevede kurum paydaşı olmanın yanı sıra, bölgenin insanları olarak bizler de açıklıkla görüşlerimizi ortaya koymak; yapıcı eleştirilerimiz yapmak, evrensel değerleri bıkmadan usanmadan hatırlatmak zorundayız. Topluma örnek bir kurum tesis edebilmek ve ülkenin üniversitelerden olan beklentilerini karşılayabilmek adına olması gerekenleri dile getirmek hepimizin üzerine düşen önemli bir görevdir.

KTÜ’nün; eğer dikkate alınır ve yeterince anlaşılırsa tabii, öncelikle bazı önemli anlayış değişikliklerine ihtiyacı vardır. Mevcut yönetimin eksikliklerini ve hatalarını ortaya koymadan yeni yönelişlere işaret etmek pek anlamlı değildir. Konuya objektif olarak yaklaşarak daha iyi bir KTÜ’yü tesis edebilmek adına yapılması gerekenler vardır. Bunları sırayla ele alalım:

İÇE KAPANIŞ

Öncelikle KTÜ son yıllarda akademik bir camiadan beklenmeyecek düzeyde içe kapanmıştır. Dünyanın çeşitli üniversiteleri ile yapılması gereken bilimsel temaslar en alt düzeye inmiştir. Bırakın Avrupa ya da Amerika’yı, bölgemizin ileri gelen araştırma kurumları ile olan işbirliği dahi bazı hocalarımızın bireysel çabaları dışında yok denilecek kadar azdır. Bu konularda yönetimin dil sorunundan tutun, yöneticilerin içe kapanık kişiliğine ve uzmanlık alanlarına kadar onlarca faktörden bahsedilebilir. Yeni dönemde bu imajın, uluslararası deneyime sahip, girişken, bilgili ve birikimli kadrolar eliyle ve en önemlisi uluslararası işbirliğine yakın disiplinler (çalışma alanları) aracılığı ile düzeltilmesi yoluna mutlaka gidilmelidir.                 

ALUMNİ

KTÜ’de mezunlarla olan iletişim ve paydaşımız olan bu gizli güç ile olan ilişkilerimiz çok zayıflamıştır. Web sayfamızda yer verilmekte olan birkaç mezun derneğine ait bağlantıdan ya da “mezun bilgi sistemi” adı altında yapılan etkisiz bir çabadan bahsetmiyoruz. Dünyanın köklü üniversitelerinde önemli bir yeri olan “alumni (mezun)” uygulamasından bahsediyoruz. Bu türden uygulamalarda mezunların önemli bir gönül bağı ile bağlı oldukları üniversiteleri için yaptıkları ve yapacak olduklarını profesyonelce yöneten bir sistemden bahsediyoruz. İnsanlar yaşamlarının en güzel yıllarını okudukları üniversitelerinde geçirirler. Türlü zorluklar yaşasalar da ki, onları üzmeden en mutlu şekilde mutlu etmek hepimizin ve yönetimin başlıca görevlerindendir, üniversitede geçen günler yaşam boyu unutulmaz. Bu değerli ruh parçalarını üniversitede paraya çevirmekten değil; bağlarımızı güçlendirmekten söz ettiğimizi tekrar vurgulayalım. KTÜ mezunlarını üniversiteye tekrar nasıl çekebiliriz gibi önemli bir soruya yanıt aramak ve bulmak zorundayız. Bu konu çok detaylı ve geniş bir konudur eğer hissedebilirsek…

DERS GEÇME VE NOT SİSTEMİ

Halen KTÜ’nün öğrencilere uygulamakta olduğu ders geçme ve not sistemi iyi değildir. Önceki “bağıl not” sisteminin mevcut yönetim işe başladıktan sonra hangi nedenle ve yeterince değerlendirme yapmadan niye değiştirdiğini biz mühendislik hocaları hala anlayabilmiş değiliz. Önceki bağıl sistemin, değerlendirmede esas alınacak en düşük notun bir yönetmelikle belirlenmesi ya da not aralıklarının uygun şekilde bir esasa bağlanması gibi bazı aksayan yönleri vardı ve bunlar yeniden düzenlenebilirdi. Bu yapılmadan bambaşka ve garip sonuçlar doğurmakta olan mevcut sistemden ne öğretim üyeleri ne de öğrenciler memnundur. Örneğin yakın bir çalışma arkadaşım son bütünleme sınavlarından sonra ortaya çıkan bir durumu bana aktardığında ben de şoke oldum: İki öğrenciden bir tanesi bütünlemede ve yıl içi not ile olan toplamda daha yüksek not almış olmasına rağmen kalmışken, bir diğeri daha düşük bütünleme notu ile geçmişti. Bunun gibi anormal sonuçların ortaya çıkmış olması yeterince adil bir not sistemimizin olmadığını göstermektedir. Not ve ders geçme sistemimizde yeni bir değişim ihtiyacımız vardır. Umarım dikkate alınır.

MİKRO MİLLİYETÇİLİK

Yerelleşmekte olduğumuz bir konu daha var ki, yazmaya bile elim varmıyor. KTÜ’deki mevcut yönetim iş başına gelir gelmez akademik bir kurumda hiç olmaması gereken garip bir mikro milliyetçilik uygulamasına girişmiştir. Üst makamların önemli bir kısmına Of ve Çaykara kökenlilerin atamaları yapılmıştır. Bunun bir tesadüf olmasını ya da tamamen liyakat esaslı olmuş olmasını dilerdim, ama öyle olmadığını ve bilinçli bir tercih olduğunu yaşayarak gördük. Çok daha yetkin akademisyenler ve liyakate uygun olanlar yönetimden uzak tutulmuş, hemşericilik öne çıkmıştır. Ciddi bir kurumda fikir üreten, donanımlı ve birikimli akademisyenler bizlerin göz bebeği olması gerekirken; evrensel değerleri göz ardı eden bir anlayış kısmen de olsa etkili olmuştur. KTÜ’nün yeni döneminde umarım yeniden Of-Çaykara nüfusuna kayıtlı olanların sayısını saymak zorunda kalmayız. KTÜ’ye yakışmıyor…

TEMATİK ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME

Planlama ve strateji geliştirmek gibi önemli bir konuda KTÜ’nün yol alamadığını, kendi yapısına uygun bir yol seçemediğini söylemeliyiz. Kamu kurumlarında ve üniversitelerde stratejik planlama adını verdiğimiz önemli bir uygulama yıllar önce başlatılmıştı. Şahsım olarak bu konuda ben de heyecan duymuş ve kendi bölümüm ile ilgili ilk “SWOT-güçlü, zayıf-fırsatlar-tehditler” analizini çalışma arkadaşlarım ile birlikte yapmıştık. Bu analiz uluslararası kurallar gereği tamamen objektif bir şekilde mevcut malzeme ve altyapıyı göz önünde bulundurarak mevcut kurumun işleyişini daha ileriye taşıma amacıyla yapılır. KTÜ de kurum bazında bu analizi yapmış ve arşivlemiştir. Ancak kurum paydaşları olarak bizler halen hangi yanımızın güçlü ya da zayıf olduğunu, önümüzdeki fırsatların ve tehditlerin neler olduğunu açıkça bilmiyoruz. KTÜ’de “bitki ekstratı”, “temiz enerji”, “plankton”, biyo-teknoloji”, “yapay organ”, “tohumlama”, “nano teknoloji”, “organik tarım” vb. gibi dünyada ilgi çeken tematik alanlarda bir yoğunlaşma olduğunu ya da strateji geliştirildiğini göremedik.

Herkesin yaptığı genel çalışmaların dışında, ses getirebilecek ileri araştırma konularının altyapısını oluşturabilmek için “bilim ve teknolojiyi iyi kavramış” yönetim kadrolarına gerek vardır. KTÜ ortalama bir üniversite değildir ve stratejik planlamasını sadece arşivleme amacıyla yapmamalıdır. KTÜ’de mevcut altyapı ve kadroların değeri bilinerek, önemli bir zihinsel format değişikliğine önemle ihtiyaç vardır.

SON OLARAK…

KTÜ’deki akademisyenlerin önümüzdeki RABS’ı düşünerek bireysel tercihlerini kullanacakları muhakkaktır. Bu tercihlerde etkili olan bütün faktörleri hemen hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Ama vurgulamalıyız ki; bu iş sadece herhangi bir rektör sahibi olmak ile sınırlı değildir. Bizler beklentilerimizi sıralarken kişiler üzerinde durmamaya özen gösterdik, sadece anlayış üzerine eleştiriler yaptık ve olması gereken değerler üzerinden gitmeye çalıştık. KTÜ’ye bir ayna tutmayı denedik. Önümüzdeki on yıllarda bizlerden sonraki genç akademisyen arkadaşlarımızın önüne bir vizyon koymaya çaba gösterdik. Sevgili Süleyman Baykal’ın temiz insani kişiliğine halel getirmemeye özen gösterdim. Öğrencim ve yakın çalışma arkadaşım Orhan Aydın’ın heyecanına ortak ve cesaretine destek olmaya çalıştım. KTÜ adına üstümüze düşeni yaptığıma inanıyorum. Sürç-i lisan ettiysek affola…

Bir süre olmayacağım; kendimi, ailemi, sağlığımı biraz daha öne çekip, yeterince ilgilenemediğim canım kızım İpek’e vakit ayıracağım. Tüm okurlara güzel bir yaz diliyorum.

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.