• BIST 102.590
  • Altın 275,957
  • Dolar 5,7324
  • Euro 6,3100
  • Trabzon 22 °C

Nasıl Geçti Habersiz O Güzelim Yıllarım

Turhan EYÜBOĞLU

  Dinlendiğinde insanın psikolojisini bir anda dağıtan bir parçadır. İnsanı bir anda durgunlaştırır. Ruhu önce bir acı, hüzün kaplar; sonra bir huzur alır seni her ne hikmetse! İnsan bedenini melankolinin dibine sokar sokar çıkarır.

  Annem, "Türk Sanat Müziğinin en acıklı eserlerinden biridir." derdi. Gençliğin gidişi kadar acıklı çok şey vardır belki hayatta; ama her biri gibi bu şarkıda dokunur insana. Halbuki ben bu şarkıyı çok da öyle algılamamıştım o zamanlar.

  Hastanenin önü kalabalık, bütün arkadaşları onun yanında... Ancak ne yazık ki o çok sevdiği hayat arkadaşının yaşam için bir umudu kalmamıştı. Doktorların söylediği buydu. Hastane kapısından doktor çıkmış, bahçede oturanlara doğru yürüyordu. Oradakiler doktorun yüzünden olanı anlamıştılar. Doktor da onların arkadaşıydı. Daha bir gün önce "Bu geceyi çıkarması çok zor!" dediğinden herkes hazırlıklıydı. Bir kişi hariç! Doktor:

"Başınız sağolsun; hastayı kaybettik!"

Bu sesi duyduğunda boğazında bir şey düğümlendi. İnanmamıştı; ancak ses tekrarlandığında duymazlıktan geldi. Doktor:

"Mekanı cennet olsun! Allah sabırlar versin size!"

  Artık arka arkaya gelen buna benzer sözler başına gelmesin diye dua ettiğini, kaybettiğini anlayınca gözünden iki damla yaş oturduğu yerden geçen karıncaların üstüne düştü. Karıncalarda başlayan telaş onun içini yavaş yavaş sarmıştı. Onu ilk gördüğü günü hatırladı. Birden karşısına çıkmıştı; onu görür görmez kalbinin atışı şimdi yine sol boşluğunda atıyordu onun acısıyla.

  Artık beyninde ışık hızı ile bir yanda söylemek isteyip de söyleyemedikleri bir yanda da söyleyip de pişman oldukları onu meşgul ediyordu. Mutlu olduğu, eğlendiği anlar gözyaşlarıyla sisli bir havanın görüntüsü gibi belli belirsiz gözünün önünden geçiyor; "Keşke bir kez daha sarılabilseydim ona!" diye aklından geçiyordu.

  Açık havada nefes alamıyordu. Sanki görünmez bir yaranın, içinde sürekli kanadığını hissediyordu. Aklına gittiği her cenazede konuşulan "Çok sevdiğin biri öldüğünde, içinde kırk mum yanar; her gün biri söner ve sonuncusu asla sönmez!" diyenlerin doğru söylemediği geldi. Çünkü içinin yanmasının kırk mumla olacağını düşünmüyordu.

  Artık tüm hazırlıklar yapılmış ve aile mezarlığında kendini kalabalık bir grubun içinde robot gibi hissetmeye başlamıştı. Söylenen sözler aynı olmasına rağmen sözleri değil, gözünün önünde onunla geçirdiği hayatı boşluğa bakar gibi seyrediyordu. 

  Zaman geçmiş, sevdiği öleli üç ay olmuştu. Sıcak mum damlalarıyla kaplı bir kalbe sahip olduğunu anlatsa da "Anlamazlar!" düşüncesine sahip olduğu için pek çok arkadaşından köşe bucak kaçmaya başlamıştı. Yalnızlığı, artık ölen eşiyle birlikte olmak gibiydi.

  Bir zamanlar neşeyle atan kalbi artık hayatını idame ettirmek için atıyordu. Eşini kaybedeli bir yıl olmuş; kendini yapayalnız hissediyordu. Bir zamanlar neşeyle atan kalbi kırılmıştı ve artık neşeyle atmıyordu. Sevdiği gitmiş, yapayalnız kalmıştı. Üstelik çok çalışkan olmasına karşın başarılı olmasını artık umursamıyordu. Bir hayalet gibi toplumda geziyordu!

  Arkadaşları bu durumuna çok üzüldüklerinden onu zorla da olsa doktora götürdüler ve tedavisini uygulaması için ısrarcı oldular. Artık daha iyi görünüyordu. Ortak olduğu şirkete gelip gitmeye ve işin ucundan az da olsa tutmaya başlamıştı. Bu gelişim arkadaşlarını çok mutlu etmişti. İki yıl önce bıraktığı arkadaş grubuna tekrar katıldı ve bu akşamların birinde masada uzun sohbet ettikten sonra masadan kalkıp ormana bakan yamaca doğru yürümeye başladı. Arkadaşı:

"Nereye gidiyorsun?"

"Oturmaktan sıkıldım, bir hava alayım."

"Dur, ben de sıkıldım; ben de geliyorum." deyip koluna girdi. Bir süre yürüdükten sonra yamaçta düz bir kayanın üstüne oturarak çam ağaçlarının hafif rüzgarda dans etmelerini seyretmeye başladılar.

"Daldın yine! Ne düşünüyorsun?"

"Üstat, eşim öleli iki yılı geçti. Onsuz nasıl geçti günlerim, anlayamadım!"

"Senin için gözyaşlarıyla geçti, bunu biliyorsun!"

"Biliyor musun yaşadığımız her anı dün gibi hatırlıyorum ve hiç unutamıyorum! Aşkı hala içimde!"

"Bilmez miyim? Çok severdiniz birbirinizi; hatta siz bizim içimizde örnektiniz!"

"Hatırlıyor musun iki yıl önce kalabalık bir grupla dere kenarına gittiğimiz piknikte çiçeklerden ona taç yapmıştım da onu o günün kraliçesi seçmiştik." 

"Hatırlamaz mıyım; ne kadar çiçek vardı! Sanki çiçeklerden tarla oluşmuştu."

"İşte, ben o günleri anmadan yaşayamıyorum. Sanki o günleri anarsam mutluluğum geri gelecekmiş, gibi geliyor bana!"

 "Biliyorsun, hayat devam ediyor; daha güzel günlerin olacak. O da senin mutlu olmanı isterdi. Hadi kalk, masaya dönelim artık!" deyip koluna girip onu kaldırdı ve masaya doğru yürümeye başladılar. O akşam herkes güzelce eğlendi ve gecenin sonunda birbirleriyle vedalaşarak oradan ayrıldılar.

  Üstat Nihat Aşar çağrılan taksiyle eve dönerken arkadaşının söylediği sözler aklına geldi ve cebinde her zaman taşıdığı kağıt ve kalemi çıkararak eve giderken bir şeyler yazdı. Eve geldiğinde çok yorgundu ve hemen uyudu. Sabah erkenden sanki birisi onu dürtmüş gibi uyandı. Duvarda asılan ceketini aldı, içindeki kağıdı çıkardı ve akşam yazdığı mısraların altına oturduğu koltukta bir şeyler eklemeye başladı.

 Henüz gün açmamıştı. Güneşin ilk ışıkları perdesi aralık olan camdan içeri vurduğunda o yazacağı mısraları tamamlamıştı.

Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım
Bazen gözyaşı oldu, bazen içli bir şarkı
Her anını eksiksiz, dün gibi hatırlarım
Dudaklarımda tuzu, içimde durur aşkı

Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler
Hani o güzel gözlü ceylanların pınarı
Hani kuşlar, ağaçlar, binbir renkli çiçekler
Nasıl yakalamıştım saçlarından baharı

Ben hâlâ o günleri anarsam yaşıyorum
Sanki mutluluğumuz geri gelecek gibi
Hâlâ güzelliğini kalbimde taşıyorum
Dalından koparılmış beyaz bir çiçek gibi

  İşte bu güzel güfteyi Teoman Alpay, hicaz makamında besteleyerek bize ulaştırdı. Bu üretken gönül adamlarının mekanı cennet olsun. Bu güftenin yazılmasına sebep olan ve zor yıllar geçiren kahramanın yerinde bu zaman diliminde olanlara da Allah sabır ve güç versin!

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.