• BIST 107.479
  • Altın 151,616
  • Dolar 3,6610
  • Euro 4,3049
  • Trabzon 18 °C

NEFRET SÖYLEMİ

Ö. Faruk Altuntaş

 

            Nefret Söylemi ve buna bağlı olarak oluşan Nefret Suçları, toplumsal gelişmeye bağlı olarak azalması beklenirken toplumsal yaşamımızı giderek daha fazla etkiliyor, yaygınlık kazanıyor. Konunun anlaşılabilmesi için değişik sivil toplum kuruluşlarının çeşitli çalışmalar yaptığı görülüyor.

            İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (İHAD), 2009 yılından beri yürüttüğü eğitici çalışmalardan birini, bu amaçla 25 Haziran Çarşamba günü Trabzon’da gerçekleştirdi.

            Değişik sivil toplum örgütü yöneticilerinin katılımı ile gerçekleşen toplantıda, nefret suçlarının önemi, özellikleri, kaynaklandığı nedenler, nasıl mücadele edilmesi gerektiği konuları tartışıldı, katılımcılar kanaatlerini belirtti.

                                                          ***

            Nefret suçları, önyargı temelli olarak gelişen suçlardır. Fail, süreç içinde edindiği / öğrendiği nefret, korku, önyargı, ırkçılık, yabancı korkusu ya da düşmanlığı, tarafgirlik, cinsiyetçilik gibi algılara dayalı olarak toplumdaki çeşitli gruplar hakkında olumsuz bir tavır geliştirir. Bu yönüyle nefret söylemi ve nefret suçları, öğrenilen ve öğretilen şeylerdir.

            Edinilen, öğrenilen korku, nefret, aşağılama gibi algılara dayalı olarak, sözlü ya da fiili biçimde karşıt grup üyesi olarak algılanan kişi ya da kişilere karşı, dışlamadan, ayrımcı ve aşağılayıcı davranışlardan tutun da, gözdağı vermeye, kişi ya da grupların malına ve canına varıncaya kadar çeşitli saldırılar gündeme gelebilir.

Bu tür davranışlar, tek tek bireyler arasında görülebileceği gibi, toplu olarak gruplar arasında da görülebilir, toplu kıyım ve katliamlara kadar varabilir.

                                              ***

Nefret söylemi ve nefret suçlarının temelinde farklı olana tahammülsüzlük yatar. Farklılıklar, anormallik olarak algılanır ve bastırılmak hatta yok edilmek istenir.

Bu tutumun gelişmesi, devlet yönetimlerinin uyguladığı politikalardan ve bizzat örgütlediği provokasyonlardan kaynaklanabileceği gibi, gruplara ait kültürel değerlerden ve yaşanmış tarihsel olaylardan ya da bireysel zaaflardan kaynaklanabilir.

Farklı olana tahammülsüzlük, bir yönüyle yanlış olduğu kadar tehlikeli bir olgu, diğer yönüyle gayri insani bir tutum. Bu nedenle üzerinde özel olarak durmak gerekiyor.

Gerçekte farklılık, hem toplumda hem de doğada yaygın olarak var olan bir özellik. Farklılığın normal karşılanması gerekirken, tahammülsüzlükle karşılanması, bir sapkınlığa işaret ediyor.

Topluma bakıldığında farklılıkları görürüz: cins olarak farklılıklar, fiziksel özellik olarak farklılıklar, meslek olarak farklılıklar, din ya da mezhepten kaynaklanan inanç olarak farklılıklar, tarihten ve coğrafyadan kaynaklanan kültürel farklılıklar, siyasal tercihlerden kaynaklanan farklılıklar.. vb.

Doğaya bakılınca da aynı şekilde bin bir çeşit farklılıkla karşılaşırız. Çeşit çeşit ağaçlar, çiçekler, böcekler, hayvanlar.. vb. Her çeşit canlının da giderek çeşitlendiği, daha alt farklılıkların oluştuğu ve farklılıkların temel karakter özelliği kazandığı bir dünya.

Farklılık olgusu, toplumumuz için ayrı bir gerçeklik taşıyor. Gerek bir imparatorluğun bakiyesi olmamızdan kaynaklanan tarihsel özellikler, gerekse kıtalar arası bir köprü durumunda olmamız ve değişik kavimlere ev sahipliği yapmaktan kaynaklanan coğrafi özellikler, Türkiye’ye farklılıklardan oluşan bir toplumsal özellik kazandırıyor.

Gel gör ki, farklılığın başat özellik taşıdığı bu toplumda, farklılıklar en büyük handikap haline dönüştürülmüş. Sorun da bu noktada başlıyor.

Tarihi, coğrafi, kültürel faklılıklardan oluşan bir toplumun temel karakteristiği çoğulculuk iken, farklı olan ve azınlıkta kalanların yok edilerek toplumun tekçi anlayışla yönetilmek ve biçimlendirilmek istenmesi sıkıntının kaynağını oluşturuyor. Oysa farklılıkların yok edilmesi değil, uyumunun sağlanması gerekiyor.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.