• BIST 116.593
  • Altın 162,639
  • Dolar 3,8063
  • Euro 4,6601
  • Trabzon 11 °C

NELER OLUYOR?-2

Ö. Faruk Altuntaş

            Bir süre önce bu köşedeki bir yazımızın başlığını yine “Neler Oluyor” diye koymuş, ancak olanların “Neler oluyor hayatta / Bir de şu rüya gerçek olsa” şarkısında söylenenlerle ilişkisi olmadığını belirtmiştik.

            Olan bitenlere bakınca “Neler oluyor” diye sormaktan, olan biteni şaşkınlıkla, üzüntüyle, kaygıyla izlemekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi.

            Şair, “Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor” demiş ya; aynen o şekilde, birkaç tane fazla oy alacağım diye ne aymazlıklar yapılıyor, ne operasyonlar çekiliyor! Ülkenin geleceği nasıl da karartılıyor, saygınlığı nasıl da pas pas ediliyor.  Gerçekten neler oluyor?

***

            Almanya ve Hollanda ile bilerek tırmandırılan seçim çalışmaları krizinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söyledikleri yenilir, yutulur gibi değil; anlaşılır, geçiştirilir gibi değil.

            Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’ya hitap ederek ne diyor: “Siz böyle davranmaya devam ederseniz, yarın dünyanın hiçbir yerinde hiçbir Avrupalı, Batılı, güvenle, huzurla sokağa adım atamaz”.

            CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun sorusunu hatırlatırsak: Yani ne demek istiyorsunuz; “El Kaide’den, IŞİD’den ben sorumluyum, onu mu demek istiyorsun”

            Dünyanın her tarafında İslami cihadcıların patlattığı bombalarla İslamofobi almış başını giderken, buna bir de Türk düşmanlığını mı eklemek istiyorsunuz?

            Bu anlaşılamaz, kabul edilemez sözlerin arkasından AB Komisyonu, Türkiye’nin AB Daimi Temsilcisini çağırarak, “tehdit eder” nitelikteki bu açıklama için Türkiye’ye sözlü nota verdiklerini ve “Açıklama beklediklerini” ifade etti.

            Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu anlaşılamaz, kabul edilemez sözlerinin hemen arkasından kısa bir süre sonra, yine bir İslami cihadcının gerçekleştirdiği ve IŞİD’in üstlendiği, beş kişinin öldüğü 40 yakın yaralının olduğu Londra saldırısından sonra, İngiltere Başbakanı T.May’ın “Asla teslim olmayacağız, Londralılar hayatlarını yaşayacak, sokaklarda yürüyecek” açıklaması, çok anlamlı oldu ve ilgisi olmasa da zihinlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Güvenle, huzurla sokağa adım atamazsınız..” sözlerini çağrıştırdı.

            Gerçekten neler oluyor? Yaratılacak gerilim politikası ile gaza gelecek seçmenlerden birkaç tane fazla oy alırım düşüncesiyle, Türkiye’nin saygınlığı bu denli çiğnenebilir mi, Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk’ün geleceği zora sokulabilir mi?

***

            Salvo atışlarından tutuklu bulunan gazeteciler de nasibini almakta gecikmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anadolu Yayıncılar Derneği üyelerine hitap ederken tutuklu gazetecilerle ilgili olarak, “Hapisteki gazetelerin listesini verin diyoruz, katilden çocuk istismarcısına herkes var. 144’ü terör, 4’ü adi suçlardan içeride” dedi.

            Türkiye için utanç verici bir durum da gazetecileri tutuklamakta dünya birinciliğimiz. Gazetecileri Koruma Derneği (CPJ) verilerine göre 2016 Aralık ayında dünyada tutuklu bulunan 256 gazeteciden 149 tanesi Türkiye’de bulunuyor. Türkiye’yi 38 tutuklu gazeteci ile Çin, 25 tutuklu gazeteci ile Mısır ve sonrasında Eritre, Etiyopya… izliyor.

            Genelleme yapacak olursak, dünyadaki tutuklu gazetecilerin yarısı, tek başına Türkiye’de bulunuyor. Dünya bir yana, Türkiye bir yana!

            Postmodern AKP’nin 14 yıllık tek başına yönetiminde Türkiye’nin geldiği utanılacak yer burası. Sorun bu kadarla da kalmıyor, konuşurken hızını alamayan Cumhurbaşkanının, gazetecileri terörist, hırsız ve çocuk istismarcısı olarak suçlaması, ayrı bir anlaşılmazlık, ayrı bir anlamsızlık…

            Örneğin Cumhuriyet gazetesinden onbir gazeteci ve yönetici, aylardır tutuklu ve henüz haklarında iddianame dahi düzenlenmedi. Yaşamları FETÖ vb. din simsarları ile mücadele ile geçmiş, her aşamada ve her durumda teröre karşı durmuş, her biri ayrı ayrı demokrasi mücadelecisi ve onur timsali olan bu gazeteciler ve onlarca diğerleri hakkında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorumluluktan uzak bu sözleri, demokrasi ve hukuk kaygısı olan herkesi üzüyor ve kaygılandırıyor. Türkiye bunları hak etmiyor.

            Şimdi de ne oluyor. Yapılacak referandum ile Yasama, Yürütme ve Yargı tek merkezde toplanarak Devlet, tek yetkili olarak bu skandal hatalara imza atan Erdoğan’a teslim edilmek isteniyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.