• BIST 105.380
  • Altın 270,856
  • Dolar 5,7403
  • Euro 6,3404
  • Trabzon 15 °C

Neşir yasağının neşrinin de yasak olduğu dönemler ve Ali Kalkanoğlu!

Hasan Kurt

Trabzon’un yetiştirdiği değerlerden biri olan Prof.Dr. Yahya Sezai Tezel, geçenlerde ‘Ali Kalkan sendromu ve İlhan Kesici’ başlıklı yazısında, Kesici’yi biraz da ironi yaparak bir dönemlerin Trabzonlu ünlü gazetecisi Ali Kalkanoğlu’na benzetmişti.

Yahya hoca, yazısının o bölümünde şöyle demişti;

‘Benim çocukluğumda Trabzon'da bir Halk Gazetesi çıkardı. Kurtuluş Savaşı ortamında Faik Ahmet Barutçu falan çıkarmış. Lise öğrencisi iken gazetenin başında bir Ali Kalkan bey vardı. Evlenmemiş orta yaşlı biriydi. Navy Blue kruvazile blazer ve gri kaşe pantol giyerdi. Şık kıyafetleri ile bir İngiliz gentlemani havasındaydı. Ben, Blazer ve Gri Kaşe çapraz çizgili şık kıyafetleri ilk onda gördüm. Heybetli bir duruşu vardı. Trabzon'un fikir adamlarından biri sayılıyordu. Babam CHP’li idi, il yönetiminde çalışıyordu. Ali Kalkan başka CHP'lilerle birlikte sık sık babamın mağazasına gelirdi. Siyaset konuşulurdu. Zaman içinde fark ettim ki Ali Kalkan'ın hikmeti, çok uygun eslerle hımm, mmmmm, yaaaaa ... demekti. Ben buna sonra Üniversite yıllarımda Ali Kalkan sendromu dedim. İlhan Kesici Bey rolünü çok iyi oynamış, büyük birikimi olduğu imajını onu piyasalayan ağların desteği ile harika oynamış bir Ali Kalkan’dır. Harika biliyormuş gibi yapar, Mış gibi yapmak ustasıdır.’

***

İsmail Albayrak; 1950’li yıllarda Ali Kalkanoğlu’nun Halk Gazetesi’nde bir mürettiplik yapan bir ağabeyimiz. Albayrak, önceki gün ziyaretimize geldi, Elinde Yahya Hoca’nın yazısının kupürü. ‘Ali Kalkanoğlu ile ilgili bende bir şeyler yazdım ve size getirdim. Uygun görürseniz yayınlarsınız’ dedi.

İşte İsmail Albayrak’ın kaleminden Ali Kalkanoğlu;

1955 yılında Halk Gazetesi ve İstikbal Matbaasında çırak, usta ve başmürettip olarak 10 yıl görev yaptım. Merhum Ali Kalkanoğlu Halk Gazetesi sahibi ve başyazarı idi.

Matbaa ve Gazete mülkü ile birlikte Merhum Faik Ahmet Barutçu’nun idi. Barutçu, milletvekili olduktan sonra, Gazeteyi merhum Ali Kalkanoğlu, Matbaayı da merhum Mehmet Kazancıoğlu yönetiyordu. Demokrat Parti iktidarının ülke yönetimine mutlak hakim olduğu yıllardı. Halk Gazetesi 10 kuruşa halk tarafından en çok okunan gazete idi. Muhalif olduğu için resmi ilan verilmiyordu. Bir gazeteyi el dizgisi olarak tamamladık, baskı işlemine gece yarılarında başlıyorduk, o gün bir neşir yasağı gelmişti. Neşir yasağının bir cümlesinde, neşir yasağının neşrinin de yasak olduğu cümlesini de olduğu gibi dizerek gece geç saatlerde gazeteyi basıyordum. O zamana kadar gelen neşir yasakları olduğu gibi yayınlanıyordu. O yıllarda yalnız devlet radyosu vardı.  Demokrat Partinin kurduğu “vatan cephesi” diye bir örgüte iltihak eden vatandaşların isimleri nerede ise 24 saat yayınlanıyordu. Yılsonunda hesap yapıldı ki; ülke nüfusundan fazla insan, vatan cephesine iltihak etmişti! Gazete ve dergilerde karikatürler yayınlanırdı. “Şu mezarlıklar da vatan cephesine iltihak etti” diye. O atmosferde gizli celsede yargılanıyordu merhum Ali Kalkanoğlu. Bana, ‘Oğlum gizli celsede yargılanıyorum, bizi yok ederler, çıkar neşir yasağının yerini siyah çizgilerle çevir içini boş olarak bas’ diyerek gazeteden ayrıldı.

O günden sonra gelen tüm neşir yasaklarının yeri boş yayınlamak gelenek haline geldi. Gazetenin matbaasında 14 kişi çalışıyorduk. Gazete ve matbaa dahil çalıştığım 10 yıllık süre içinde, çalışan arkadaşlarımıza ve o zamanki siyasilere olumsuz kelime söylediğini duymadım. Demokrat Parti dönemi Trabzon Valisi, 1960 ihtilalinden sonra, aleyhine açılan davadan dolayı gazeteye birkaç defa geldiğini, Rahmetli Ali Kalkanoğlu’na açtığı davadan vazgeçtiğini hatırlıyorum. Gazete iktidara muhalif olması nedeniyle, yıllarca resmi ilansız yaşadı. İktidara yalakalık yapmadı, eğilmedi, bükülmedi, adam gibi geldi, adam gibi gitti. Çalışanlar olarak bizlerde, olumsuz etkileniyor, Demokrat Partiye bizlerinde olumsuz bakması kaçınılmaz oluyordu.

 

Faik Ahmet Barutçu’nun yadigarı

O yıllarda haftalık maaş verilirdi. Yılbaşı, Ramazan ve Kurban Bayramlarında haftalıklarımızın 8-10 katı ikramiye alıyorduk. Her hafta sonu yaşlı bir hanım efendi gelir, haftalığını alır giderdi. Merak ettim sordum, Rahmetli Faik Ahmet Barutçu’nun yadigarı derlerdi, o hanım efendi bir gün Kalkanoğlu’na niçin evlenmiyorsun diye sordu?

“Abla nasıl evleneyim, annem, bekar kız kardeşim ve dul kız kardeşim benimle duruyor, evlenirsem huzurumuz bozulur, diye düşünüyorum” dediğini hatırlıyorum.

Kuzey Ekspres Gazetesi bir ara resmi ilan alamadı, sayın Hasan Kurt okuyucularına seslendi, gazetenin sayfasının indirdi. O günleri yaşamış biri olarak, sayın Kurt’u tebrik ediyorum.

1963 yılında sendikalar yasası çıkarıldı. Başbakan, Ulusal Kurtuluş savaşı önderimizden merhum İsmet İnönü, Çalışma Bakanı, Kıbrıs kahramanı Merhum Bülent Ecevit dönemi idi. Trabzon’da çalışanlar olarak matbaacılar sendikasını kurduk. Maddi ve manevi desteği sadece Halk Gazetesi sahibi Merhum Ali Kalkanoğlu, İstikbal Matbaası sahibi Merhum Mehmet Kazancıoğlu verdi. Trabzon’da 8 adet matbaa vardı, Hizmet Gazetesi sahibi sayın Hasan Tahsin Yılmaz, kayınbiraderi İsmet isimli arkadaşımızın işine son verdi, o arkadaşımız Trabzon Liman işletmesine girerek oradan emekli oldu. 

***

Merhum Faik Ahmet Barutçu’ya gelince; 1918 yılında eski Türkçe taş baskı yöntemi ile İstikbal Gazetesini çıkarmaya başladı (1918-1925).  Trabzon Müdafai Hukuk Cemiyetinin kuruculuğu ile cemiyetinde yayın organı olarak milli mücadele ile Trabzon’da Rum ve Ermeni faaliyetlerine karşı mücadele verilebilmesi için Trabzon’da milli heyecanın ve milli hassasiyete dayalı bir kamuoyunun oluşmasında önemli mesafe alınmasında öncülük yapması yanında, işgalcilere karşı düzenlenen birçok mitingi organize ederek konuşmacı olarak tarihe geçti. Trabzon Baro başkanlığı, milletvekili, bakanlık görevleri yanında CHP gurup başkan vekilliği yaparak, tüm parlamenterlerin sevgi ve saygı duyduğu bir kişilik bırakarak Rahmeti Rahmana kavuşan ünlü bir Trabzonlu olarak tarih sayfalarında yerini aldı.

 

İki şehirden aday!

Rahmetli Faik Ahmet Barutçu ile yaşadığım anımı aktararak yazımı bitirmek istiyorum.

1957 genel seçimleri idi. O yıllarda 2 şehirden milletvekili adayı olunabilirdi. Barutçu, Trabzon’dan ve Ankara’dan milletvekili adayı idi. En çok oy alan parti, o ilin tüm milletvekillerini kazanıyordu. Trabzon’da 12 milletvekilini de DP çıkarmıştı. CHP’li merhum Faik Ahmet Barutçu Ankara’dan milletvekili seçilmiş Trabzon’a geliyordu, kurmuş olduğu İstikbal matbaasına gelmişti. İstikbal matbaasından günlük Halk Gazetesi çıkıyordu. Çalışanların en küçüğü bendim. Hoş geldiniz diyerek elini öptüm. Her çalışana teker teker sordu, patronlarınızdan memnun musunuz? Aldığınız maaşlarınız sizlere yeterli mi? diyerek çalışmalarımızda bizlere başarılar dileyerek mürettiphaneden ayrıldığını çok iyi hatırlıyorum. Bu gün yaşadığımız gerçekler ışığında, sayın hocamız Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel’e hatırlatır, o zamanki koşullarda acaba kendisi olsaydı, çalışanlarına o hoşgörü ve maddi-manevi desteği gösterir miydi?..

Merhum Ali Kalkanoğlu’na, Merhum Faik Ahmet Barutçu’ya ve tüm geçmişlerimize rahmet dilerim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.