Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Her insan ‘Cinnet’ getirebilir!
27 Ocak 2010 / 14:22
Son zamanlarda gerek gazetelerde gerekse televizyonlarda ‘Cinnet’ getiren insanların haberlerini sıkça görür olduk. Biz de konuyu uzmanına sorduk.

Psikiyatrist Doktor Mehmet Arif Köroğlu, Cinnet’in her şeyden önce ciddi ruhsal bozukluklarda görüldüğünü söyledi.

Son zamanlarda görsel ve yazılı basında çocuklarını ve aile yakınlarını ‘cinnet’ getirip öldüren anne baba haberlerini sık sık görüyoruz. Cinnet nedir?

Cinnetin kelime anlamına bakacak olursak; cinnet kelimesi Osmanlıca bir kelime olup; delilik veya cin tutulması manasına gelmektedir. Fakat bu kelimenin psikiyatri de tam karşılığı yok. Yani lügat fakirliğinden dolayı birçok farklı ruhsal hastalık bu kelime içine alınmaktadır. Bazı zaman sinir krizi de bu kelimenin yerine kullanılabilir. Her insanın strese karşı bir dayanma gücü vardır. Eğer bu eşik aşılırsa işte o zaman ruhsal kaos başlar. Dolayısıyla cinnet ruhsal problemlerin zarar verici bir şekilde dışa vurumudur. Ağır psikolojik sorunları olan bir insan dağılma sürecine girdiğinde bu ya kendine zarar verme (İntihar-suicid) ya da başkalarına zarar verme (Homocidal düşünce- etrafa zarar verme) şeklinde olmaktadır. İşte korkunun öfkeye dönüşüp stresle baş edemeyen insan ruhsal tepkilerini kendine ve başkalarına zarar verecek boyuta ulaşmışsa o kişi cinnet geçiriyor denir.



Kimler cinnet getirir?

Cinnet her şeyden önce ciddi ruhsal bozukluklarda görülür. Bunlar arasında Majör Depresyon, Şizofreni, Paranoid bozukluk, Bipolar Affektif Bozukluk, Demans(Bunama), Alkol ve Madde bağımlılıkları, Antisosyal kişilik bozukluklarını ( Psikopat-sosyopat) sayabiliriz. Bunun dışında bazen de toplumda herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayan insanlar kendilerini kapana sıkışmış olarak hissettiklerinde veya onurlarını kırılmış hissettiklerinde de şiddet gösterebilirler. Bu şiddet intihar bombacılarından tutunda intihar girişimi veya aile içi şiddete kadar uzanabilir.

Cinnet getiren insanların ceza ehliyeti var mıdır?

Cinnet geçiren kişide Şizofreni veya Demans ya da manik eksitasyon gibi ağır ruhsal hastalıklar varsa kişinin cezai ehliyeti yoktur. Cinnet geçiren şahıs halk arasında sosyopat veya psikopat olarak bilinen antisosyal kişilik bozukluğu veya alkol-madde bağımlılığı varsa o kişinin cezai ehliyeti vardır.

Cinnet aniden mi getirilir?

Yukarıda saydığım cinnet sebebi olabilecek bütün ruhsal hastalıklar aniden gelişmez. Ruhsal sorunların şahikası olan cinnet birdenbire değil yavaş yavaş gelişir ve problemler yoğun bir şekilde birikerek kişi için dayanılmaz noktaya gelir. Bu süre bazen 1 ayı bazen de 6 ayı bulabilir. Bundan dolayı cinnet olayının baş aktörü bu olayı bazen aylar öncesinden planlayabilir. Bazı durumlarda da cinnet ben geliyorum diyebilir. Cinnet geçirmenin eğitimle, meslekle, sosyal statüyle ya da kariyerle hiçbir ilgisi yoktur.

Cinnet olayını önceden engellemek mümkün mü?



Bu soruya önceden kimse net bir cevap veremez. Burada her şeyden önce ailelere rol düşmektedir. Çünkü her psikiyatri hastası potansiyel cinnet suçlusu adayı olarak görülemez. Bu şekilde düşünürsek o zaman bizim orta çağ Avrupa’sında ki cadı avcılarından farkımız kalmaz. İlaveten de bu durum bir insanlık suçu olan stigmayı (Damgalanma) peşinden getirir. Cinnet geçirmeye aday insanlarla alakalı olarak burada bazı ipuçları vardır. Mesela çevremizde ya da aile bireylerimizde psikolojik rahatsızlığı olsun ya da olmasın son zamanlarda şunları gözlemlediğimiz kişilerde bir an önce yardım arayışına girilmeli ve bir psikiyatri uzmanı ya da psikiyatri hastanesiyle temasa geçilmelidir. Aşırı sinirlilik, saldırganlık, günde 1-2 saat uyuma, çok hızlı ve tehlikeli araç kullanma, içe kapanma, hiç konuşmama veya az konuşma ya da saçma sapan konuşma, şüphecilik, kendine bakımda azalma, aile içi şiddet ve ileri derecede geçimsizlik gibi. Cinnet vakalarının engellenmesi için ailenin yanında Adalet, içişleri ve Sağlık bakanlıkları ortak hareket etmelidir. Ülkemizde her 3 kişiden birinin psikiyatrik yardım alması gerektiğini göz önüne alırsak, ağır psikiyatrik vakalar mutlaka tedavi edilmelidir. Saldırgan, suç işlemiş ve hastanede yatmış vakalar mutlaka takip edilmelidir. Bu kişiler taburcu edildikten sonra belli aralıklarla muayene için hastaneye kontrole getirilmeli. Hastalık belirtileri başladığı zaman ise tekrar hastaneye yatırılmalılar. Bunların bürokratik işlemlere takılıp unutulmaması gerekir. Bu konuda emniyet ve savcılık yetkililerinin de görevleri var

Bu konuşmamızdan anlıyorum ki ağır psikiyatrik hastalıklarda cinnet getirme ihtimali var, burada yanlış yaklaşımlar önyargılar var mı?

Bugün biz psikiyatri hekimlerinin en çok muzdarip olduğu konulardan biride de bu önyargılardır. Bu durumu genel ifadelerle açıklamaya çalışırsak. Ağır psikolojik hastalıklar grubunda yer alan Majör Depresyon, Şizofreni, Paranoid Bozukluk, Bipolar Affektif Bozukluk (Manik Eksitasyon), Demans (Bunama), Kişilik Bozuklukları vs… Mutlaka ama mutlaka ilaç tedavi edilmesi gereken hastalıklardır. Biz buna farmakoterapi deriz. Çünkü bu tür hastalıklar her şeyden önce biyokimyasal beyine dayanan hastalıklardır. Aynı bir şeker hastalığı veya hipertansiyon hastalığı gibi de ele alabiliriz. Fakat maalesef yanlış kanılar tedavilerde kesintiye uğramakta ve tabloyu daha da ağırlaştırabilmektedir. Benim bu konuda diyebileceğim son cümlem, “Lütfen zihnimizde psikiyatri ile ilgili zincirleri kıralım.” Bu yanlış kanılara-önyargılara birkaç örnek verecek olursak; Cinleri var, Cin tutmuş, Bunu hocaya okutmaya gidelim, Bunda kafir cin var en iyisi papaza götürelim, Bu genç yaşta hiç sinir ilacı kullanılır mı? Sinir ilaçları erkekliği öldürür.

Cinnet getiren kişi neden aile yakınlarını öldürür?

Burada intihar edecek kişi aile fertleri benden sonra geride kalıp perişan olmasın acı çekmesinler mantığıyla yakınlarını öldürebilir. Bazen de aile bireylerini suçlayıp ceza vermek için de bu katliamı-cinneti işleyebilirler. Çocukları öldürmedeki hezeyanın dayanağı ise; onları bu kederli acımasız dünyadan kurtarmaktır.

Toplumsal olarak cinnet mi getiriyoruz?

Bir ülke ister ekonomik ister sosyal ağır bir krizden geçiyorsa, orada ister istemez o ülke fertlerinin ruhsal problemlerinde artış olması kaçınılmazdır. Ülke halkının yoksullaşması, işsizlikte artış olması ve güvenlik- aidiyet duygusunun tehdit edilmesi hissiyatı beden ve ruh sağlığını ileri derecede olumsuz olarak etkilemektedir.

Cinnet olayın toplumsal değerlerimizle ne gibi bir alakası var?

Yaşadığımız süreç bizi hızla sevgi toplumundan uzaklaştırarak şüphe toplumuna götürüyor. Bu durumda da toplumsal olarak cinnet geçirdiğimiz görüntüsünü veriyor. Aslında burada problem bizi biz yapan değerlerin hızla dejenere olması ve içten içe çürümemizdir. Maalesef milli dayanışmamız zayıflıyor, kanaatkar bir toplumdan hızla aç gözlü nankör bir topluma doğru gidiyoruz. Ne merhamet ne de hoşgörü kaldı. Şu soruyu kendimize sormak gerekir” kanaatkar merhamet sahibi hoşgörülü bir toplum yolsuzluk ve yoksullukta dünya sıralamasında başa güreşir mi? Tüketmeye yönelik programlanmış bir ülkede üretim olmadığı için toplumsal bir kangren olan kitlesel cinnetler kaçınılmazdır.

Röportaj: Fatma YAVUZ


 

DİĞER HABERLER


Röportaj Haberleri
Bugünkü EKSPRES'i Okumak İçin TIKLAYIN