• BIST 112.122
  • Altın 175,002
  • Dolar 4,0406
  • Euro 4,9882
  • Trabzon 13 °C

NİSAN GELİNCE AKLA KÖY ENSTİTÜLERİ GELİR

Rasim EFENDİOĞLU

EĞİTİMDEKİ BAŞARISIZLIĞI DÜŞÜNÜRKEN…

Ülkemizin bir çok sorunu var çözüm bekleyen. Ülkemiz eşsiz olanaklara sahip dünyadaki ender ülkelerden biri. Yer üstü zengin yer altı zengin en önemli zenginlik kaynağı insan büyük bir kültür birikimi ile ilgi bekliyor. Yerleşim yeri olarak eşsiz bir yerde. Bilgi ve kültür birikimi olarak büyük bir zenginliğe sahip ancak yıllardır ulaşması gereken düzeye ulaşamamış.  Geri kalmış demekten utanıyorum. Gelişmekte olan bir ülke desem bu nasıl yürüyüş ki yüzyıllardır işaret edilen noktaya ulaşamamış ulaşamıyor.

Bir çok eksik var dedik de biz yine eğitim üzerinde duralım. Çünkü en önemli öğe İNSAN... Toprağı da o işleyecek, yer altını da yer üstüne çıkaracak o. O halde EĞİTİM. İnsan düşünebilen, kendini tanıyan bir canlı. Bu canlı eğitilecek ki değişsin yer yüzü, insan daha iyi yaşasın. Eğitim diyoruz, TERBİYE diyorduk. Ne dersek diyelim insana kendisini tanıtmak insan zekasını, aklını ve yeteneğini ortaya çıkarıp canlandırmak. İlk insandan günümüze insan, yavrularını eğitmiş, onlara yaşamayı öğretmiş. İnsan öylesine olağanüstü bir varlık ki mağaradan çıkmış, gökdelen dikmiş yer yüzüne sığmamış uzaya uçmuş, bilgisini sayanı bulmuş, dün düşünde gördüğünü bugün yaşamış.

NEDİR EĞİTİM?

Komutanımız, önderimiz ve ÖĞRETMENİMİZ, Büyük ATATÜRK,  her konuda rehberimiz. Yıllar geçse de yüzyıllar geçse de düşünceleri eskimiyor. O bir komutan o bir devlet adamı ancak onun için en önemli meslek ÖĞRETMENLİK. O nedenle o bizim BAŞÖĞRETMENİMİZ. En güzel biçimde eğitimi tanımlıyor.  Şöyle söylüyor o altın düşünceleri ile:

“Eğitim ve öğretimde uygulanacak yöntem; bilgiyi insan için gereksiz bir süs, başkasından üstün gelme, dolayısıyla başkasını zorlama aracı ya da uygun bir zevkten çok, yaşanılan hayata başarılı olmayı sağlayan, geçerli ve uygulanabilir bir donanım ve güç durumuna getirmektir”

Yeni devleti kurarken, halk yoksulluk ve yokluk içindeyken. Halkın yüzde seksen beşi okuryazar bile değil. Dünyadan habersiz.  O insanı insan durumuna getirmek istiyor. Onuruna sahip çıkan, karanlıktan çıkan, aydınlığa koşan.  O parti militanı yetiştirmeyi, dolap beygiri yetiştirmeyi amaç edinmiyordu. Parti üyesi olacaksa da onurlu bir insan olarak olsun.

Eğitimi en güzel biçimde tanımladı. Bugün de bu tanıma uygun bir eğitim olsa inanıyorum bilimde sanatta uygarlık düzeyinin üzerine çıkarız.  Eğitimi yaşamak, yaşamı daha güzel ve anlamlı kılmak için uygulamak. Okul, köyde de kentte de karanlıktan aydınlığa açılan bir kapı bir pencere olacak. İnsan aklı yeni yeni buluşların peşinde insanlığa daha güzel bir yaşam sunacak. Erdemli bir eğitim daha etkili savaş araçları değil daha güzel bir barışa gidecek yolu açacak.

NEDEN KÖY ENSTİTÜLERİ?

Hani o hayran oldukları Osmanlı nasıl bir enkaz bırakmıştı. Bir anımsayalım. Yıllarca süren savaşlarla halk yorgun bitkin. Her yan yetim ve öksüz dolu, dul dolu. Çok acı bir tablo. Eğitim çok geri. Kırsal alanda çok az okul var... Büyük kasabalarda birkaç okul. Onlarda da uygulanan eğitim bilimden uzak. Nüfusun büyük bir bölümü köyde. Yüzde yetmişin üzerinde. Köyde tarım, hayvancılık, küçük el sanatları bilimsellikten uzak, geleneksel. Yani köy için eğitim çok önemli. Köy uyandırılmalı. Toprak verimli ancak onu işleyecek bilgili eller gerekli.

İşte bu nedenle köy eğitimi çok acil. Çok değişik yollar yöntemler aranıyor. Büyük Atatürk önceki padişahlar gibi sarayında kapanmamış. Anadolu’yu adım adım dolaşmış. Kars'a, Tunceli'ye, kuzeye, doğuya, yurdun her yanına gitmiş. Halkın sorunlarını görmüş çözüm yolları düşünmüş. Köye öğretmen gönderilecek. Bu öğretmen salt okuma yazma öğretmeyecek. Köyü uyandıracak. Köye tarım, köye sağlık, köye el sanatları... En kısa zamanda köy ülkenin merkezi olacak.

İşte bu gerçekten KÖY ENSTİTÜLERİ doğdu. Düşünce Büyük Atatürk'ün sağlığında olgunlaştı ancak bu adla onun sağlığında açılamadı. Cumhuriyet tarihimizin unutulmaz Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL büyük usta eğitimci İ. Hakkı Tonguç’un eşsiz planlaması ile çok kısa bir süre içinde yurdun her yanına yayıldı. Köylerde ya da köylere çok yakın yerlerde bu okullar açıldı. Hem de büyük bir ustalıkla. Önce öğrenci yetiştirildi. Eğitimciler hem Matematik, hem Fizik, kimya, Türkçe, Tarih öğretiyor eğitiyor hem de eğitim mantığına uygun okul binaları inşa ediliyor. Öğrenci bilimle eğitilirken okulunu yapıyor, çiftlik kuruyor, bal, meyve, hayvan yetiştiriyor. Okuyor okutuyor. Hem aydın hem usta insanlar yetişiyor ve KÖYE GÖRE İNSAN yetiştiriliyor köye gönderiliyor. Köyde yetişen öğrenci tarım yapıyor, sanat, el sanatları ile geçimini sağlıyor. Daha çok okumak için kente gidiyor. Köy enstitüleri çok kısa bir süre içinde köyün çehresini değiştiriyor giderek ülkenin çehresi değişiyor.  O güç koşullar içinde eğitim sorunları büyük oranda çözülüyor. İşte bu nedenle KÖY ENSTİTÜLERİ ülkemizde de dünyada da unutulmayan eşsiz bir örnek olarak anılıyor.

BUGÜN KÖY ENSTİTÜLERİNİ NASIL ANLAMALI

Köy enstitüleri 1940’da açıldı. 17 Nisan o nedenle Türk Milli Eğitiminde unutmaması gereken önemli bir tarihtir. 1940-1954, 14 yıl Türk Eğitimine çok önemli katkı sağladı. Bu kurumlarda yetişmiş eşsiz eğitimciler yıllarca Türk Eğitimine unutulmaz hizmetler sundu. Kuşkusuz o bu yük kurumları bu önemli kurumları kuranları nasıl minnet ve şükranla anıyorsak kapatanları da öyle kınıyoruz. Her yılın nisanı gelende bu büyük olay ülkenin gerçek eğitimcilerince saygı ile minnetle ve örnek olarak anılır. Peki, bugün yetmiş kusur yıl geçti. Bu büyük olaydan buyana. Bugün nasıl anılmalı. Elbette 1940’ların koşulları bugün yok. Bu gün yeniden Köy enstitülerini kuramayız. Bugün köy nüfusu çok azalmış. Köyün koşulları çok farklı. Bugün eğitim sorunları çok. Eğitimde çok başarısız durumdayız. Dünyadan çok geride kalmışız. Türk Gençleri dünyanın en geri zekâlı genci mi? Asla... bizim gencimiz en zeki ve en yetenekli gençlerden. Ancak uygulanan eğitim onları ya uyutuyor, ya da uyuşturuyor. Başarısızlık belirtilerinden ikisine bakalım, Okumuyor, okuduğunu anlamıyor, düşünemiyor. Neden? Yanıtı çok basit. Eğitimi eğitimciler planlamıyor, politikacılar planlıyor.  Ne acıdır ki düşünen adam değil birilerinin istediği gibi düşünen insan yetiştirilmeye çalışılıyor.

ENSTİTÜLERDEN bugün nasıl örnek alınabilir. Eğitimi yukarıda Büyük Atatürk’ün belirttiği ilkelere uygun yaparsak. Öğrenciye neyi düşüneceğini değil nasıl düşüneceğini öğreterek. Varın adına KENT ENSTİTÜLERİ deyin. Kütüphaneleri teftiş kütüphaneleri değil gerçekten okunan mekanlar yaparak, icatlar buluşlar yapılar laboratuvarlar kurarak. Uygulama bahçeleri kurarak. Öğrenci iş üretecek, bir yetenek kazanacak. Konuşacak, soracak yanıt isteyecek. Yeni yazarlar, yeni sanatkarlar, bilim adamları yetişecek. Yani salt sınav kazanan öğrenci yetişmeyecek. Adam yetişecek ADAM.

Sözü fazla uzatmadan bu büyük eğitim kurumlarını kuran ve işletenleri saygı ile anarken artık eğitimin eğitimcilere bırakılmasını diliyorum. her bakanda eğitim değişmemeli. İnsanımız daha çok heba edilmesin. En büyük zenginlik kaynağımızdan elinizi çekin politikacılar. Madenler, fabrikalar... Bunca zenginliğimiz heba oldu yeter...

 

                                                                                                                                               

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.