• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Trabzon 24 °C

NÜKLEER ENERJİ KUMARI

Ö. Faruk Altuntaş

  AKP hükümetinin nükleer inadı sürüyor. Nükleer santral için Rusya ile Akkuyu’da anlaştıktan sonra Sinop’ta Japonya ile anlaşmaya varılması kaygıları daha da arttırdı. 

Mühendis odalarının, çevreci kuruluşların, derneklerin, bilim insanlarının karşı çıkmasına ve Çernobil gibi, Fukuşima gibi nükleer felaketlerin yaşanmasına rağmen, nükleer santral yapımında ısrar edilmesine anlam verilemiyor.

Bu nedenle, yaşanabilir bir dünyadan yana olan çevreci kuruluşlar, Çernobil nükleer kazasının yıldönümünü gözeterek, 25 Nisan’da Sinop’ta yapılacak nükleer karşıtı mitinge hazırlanıyor.

Açıkça tekrar belirtmek gerekir ki, nükleer enerji tercihi, enerji ihtiyacının karşılanması için bilimsel ve teknik bir ihtiyaç değildir; tehlikeli ve pahalı bir siyasal tercihtir. Bedelini ağır biçimde bizlerin ödeyeceği bu siyasal tercihe karşı çıkmak gerekiyor.

                                             ***

         Bütün gelişmiş ülkeler, nükleer enerjiden uzaklaşıp, yaptıkları belirli bir plan dahilinde rüzgâr ve güneş gibi temiz enerji kaynaklarına yöneliyor.        Örneğin son 30 yıllık dönemde ABD’de 9 764 MW kapasitesindeki nükleer santral kapatılırken, 35 000 MW kapasitesinde rüzgâr enerji santrali(RES) kuruldu. Aynı şekilde, Almanya’da 6 000 MW kapasitesindeki nükleer santral kapatılarak 25 000 MW kapasitesinde RES; Fransa’da 4 000 MW kapasitesindeki nükleer santral kapatılarak 4 500 MW kapasitesinde RES; İngiltere’de 3 300 MW kapasitesinde ki nükleer santral kapatılarak 4000 MW kapasitesinde RES; İspanya’da ise 600 MW kapasitesindeki nükleer santral kapatılarak 20 000 MW kapasiteli RES kuruldu.

         ABD’de 30 adet, Almanya’da 27 adet, İngiltere’de 29 adet ve Fransa’da 12 adet olmak üzere dünya genelinde 145 adet nükleer reaktör kapatıldı. Örneğin Almanya, 2022 yılına kadar nükleer enerjiyi tamamen sıfırlamayı hedeflemiş. Dünyada çalışan toplam nükleer reaktör sayısının 436 olduğu düşünülürse, ortalama olarak her üç reaktörden birisi kapatılıyor.

Türkiye ise tersine bir yönelim içinde. Gelişmiş ülkelerin vazgeçtikleri tehlikeli, zararlı, dışa bağımlı ve pahalı olan nükleer enerjiyi Türkiye’ye transfer edebilmek için anlamsız bir gayret içinde.

                                               ***

RES’lerin yanı sıra güneş enerji santrallerinin yapımında da büyük gelişme gösterildi. Dünyanın gelişmiş ülkeleri, rüzgârla birlikte güneşe yöneldi.

Güneş, dünyanın en büyük enerji kaynağı durumunda. Kendini yenileyen, bitmez, tükenmez bir kaynak.

Enerji üretiminde Türkiye, potansiyel olarak Avrupa’nın üç katı güneş ışınımına sahip. Örneğin Almanya’da güneş enerjisi Türkiye’den % 60 az olmasına rağmen, güneş enerjisinde kurulu güç 38 2000 MW’a ulaştı. Güneş enerjisinin payı, Almanya elektrik üretiminde %21 ölçüsüne vardı bile. Ancak Türkiye’de güneş enerjisi olarak kurulu güç sadece 54MW ve binde bir paya sahip. Şu anda Türkiye’de üretilen toplam elektrik enerjisinin yaklaşık yarısını, Almanya sadece güneşten üretiyor.

Ve Almanya nükleer enerji santrallerini bir plan dahilinde kapatıyor. Rüzgâr gibi, güneş gibi temiz enerjiye yöneliyor. Almanya’da 2000 yılında sadece % 6.3 olan temiz enerji payı, 2010’lı yıllarda % 30 oldu; 2025’de % 40-45 oranı; 2050’lerde ise %80’lik pay amaçlanıyor.

Güneş enerjisinde yatırım maliyetleri hızla düşüyor. Şu anda doğalgazla eşit gibi. Rüzgâr enerjisinden biraz daha ucuz hale geldi. Üstelik istihdamı arttırıcı özelliği var. 1MW için ortalama 30 kişilik istihdam sağlıyor.

Ancak, dolu çantalarla dolaşan nükleerci lobilerin etkileme gücü çok yüksek. Ne halk yararı, ne ülke çıkarı; bütün tehlikelerine, dışa bağımlılığına ve pahalı olmasına rağmen yine de nükleer enerjide ısrar ediliyor.

                                              ***

Bilineceği gibi, nükleer enerji yönelimi ile dışa bağımlılık artacak. Nükleer enerjinin hem teknolojisi, hem de yakıtı dışarıdan gelecek.

Türkiye, insan ve çevre sağlığı açısından sonuçları son derece zararlı olan nükleer kazalara açık hale gelecek.

Arıza ve kaza riski hep var ve var olacak. Alınan güvenlik önlemleri ile kaza riskini ortadan kaldırmanın olanağı yok. Önlemlerle teorik olarak sadece kaza riski azaltılmış olmakta, ancak hiçbir zaman ortadan kalkmış olmamakta. En ağır risk grubu olarak nükleer kazalar, hem gözlenemez, hem de tamamen denetlenemez özellikleriyle hep var oldu.

Nükleer reaktörlerde kazalar hep oluyor, ancak kamuoyundan saklanıyor.

1987-2013 yılları arasında INES (Uluslararası nükleer ve radyoaktif olay ölçeği) ölçeğine göre önemsenmesi gereken 611 olay ve kaza saptanmış. 1986 yılında olan Çernobil kazası ve 2011 yılında Japonya’da gerçekleşen Fukuşima kazası İNES ölçeğine göre 7 seviyesinde gerçekleşen ve korkunç sonuçlarını hala sürdürmekte olan kazalar. Şu ana kadar çevreye verdikleri zararlar tamamen kontrol altına alınabilmiş değil. Fukuşima’nın çevresinde 20 km. çapındaki bir alanda 100 bini aşkın kişi evlerini boşaltarak tahliye edildi.

1957 yılında Sovyetler Birliği’nde Kiştim’de İNES ölçeğine göre 6 seviyesinde, İngiltere’de Windscale’de 5 seviyesinde ve 1979 yılında ABD’de Üç Mil Adasında 5 seviyesinde gerçekleşen kazalar; zamana, teknolojiye ve ülke farkına bakmaksızın her yerde, her zaman kaza olabileceğini açıkça gösteriyor.

Nükleer enerji konusundaki en temel yanlışlardan birisi, nükleer enerjinin ucuza üretildiğinin zannedilmesidir. Oysa bu bilgi tamamen yanlıştır. Nükleer enerji, en pahalı enerji üretme yöntemidir. Doğaya ve insana verdiği onarılamaz zararların yanında bir diğer temel sakınca, nükleer enerjinin hem ilk tesis aşamasında, hem üretim aşamasında, hem de söküm ve atıkların saklanması  aşamasında en pahalı enerji kaynağı olmasıdır.

Türkiye Akkuyu ve Sinop nükleer santrallerinde üretilecek enerjiyi kilovatsaat olarak sırasıyla 12.35 cent ve 11.80 cente alacak. Oysa rüzgar enerjisinde bu fiyat 3.5-4.5 cent düzeylerinde ve güneş enerjisinde maliyet kilovatsaat olarak 10 centlerden 3 centlere kadar inmiş durumda.

O halde soruyoruz nükleer kumarda bu inat neden? 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.