• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Trabzon 25 °C

NÜVİT

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Arkadaşım Nüvit benim çocukluğumun rüzgârı.

Çok sık bir araya gelemesek de, hayata dair yaşanmışlıklarımızı bilmesek de, anlarız birbirimizin halinden.

Dostluğumuz sevgiyle ekip bugün şükürle topladığımız, içinde rengârenk çiçeklerin olduğu bir tarla gibidir.

Karnım açken sanırım acıktım diyebileceğim sayılı dostlarımdandır.

Fikirlerimi ona söylerken hayırdan korkmadığımdır. Bilirim o hayır benim için hayrolandır.

O sanki benim ihtiyacım olanı bilendir.

Geçen hafta canım çok sıkkınken onu aradım. Verdiği notlar. Bugün bu yazımı yazmamı sağladı.

Bazen zaman öldürmek için aradığım insanlar olur ya, onlardan çok farklıdır Nüvit.

Ruhumu derinleştirdi.

Bana:

“Havva bu günlerde çok öfkelisin” dedi.

Birçok şeyden incindiğim için yaşadığım kızgınlığın sadece, bana ve aileme zarar vereceğini düşünebilecek kadar, hoş olan bir dosttur.

Yanlışları düzeltemezsin.

Kötüleri iyileştiremezsin.

Bencillere “biz” dedirtemezsin.

Evet çok doğru yapamam. Sadece yazabilirim…

Duygularını çok yoğun yaşayan ben; İç dünyamın yarattığı etkiyi, tepki olarak kendimi yıpratmaktan öteye geçmiyormuşum.

İzlemeye aldım. Herkesi. Akrabalarımı, arkadaşlarımı, insanları…

“Yanar kavrulur bedenimiz

Yanar kavrulur.

Külümüz kalır geriye, rüzgârda savrulur sözümüz kalır.

Bir de öfkemiz. Öfkeliyiz. Kül savrulur, söz kalır. Öfke büyür. Büyüyor.”

Bu şiiri Tuncel Kurtiz’in o muhteşem sesinden dinlemiştik. Rahmetle anıyorum. Anlatır birçok şeyi bu şiir.

Ahmet Arif, “Deli kadınlar iyidir. Onları çok severim; Çünkü ne kahkahaları tutsak, ne gözyaşları sınırlı. Ne de öfkeleri prangalıdır” der. Çok da doğru der. Evet ne gözyaşımızda, ne öfkemizde, ne sevmelerimizde zincirlerimiz yoktur bizim.

Bu delilik midir onu da bilemem…

Oysa çok şey istemiyorum ki. Kültürlü insanlar olalım istiyorum. Anlayalım. Sorgulayalım. Araştıralım istiyorum. Ahlaksız, vicdansız, bilgisiz olmayalım istiyorum. En önemlisi de taraf olmayalım.

İnsanları aşağılamayalım. Hakaret etmeyelim. Körü körüne bağlanmayalım.

Nazik olalım, centilmen olalım.

Neden değer verdiğimiz insanlar bu değeri taşıyamayıp bir acayip hal alıyor. Bunu sorguluyorum. Demek ki kişiye hak ettiği kadar ağırlık vereceksin. Fazlası seni eziyor.

Neden insanlar özürlerimizi acımasızca kullanıyor?

Neden bu kadar yok etmeyi seviyor insan?

Kızdığımda, kırıldığımda öfkeleniyorum. Bu öğrenilmiş huyum mudur acaba?

Şimdi kendime soruyorum neden öfkelendin diye?

Eğer öfkemin kaynağı o, bu, şu ise boş ver “sana ne” diyorum (artık)…

Öğrendim ki eğer karşınızdaki biri sizin hassas olduğunuz bir konuyu ele geçirmişse bile bile canınızı yakmak ve sizi öfkelendirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Bugünlerde ne yapıyorum biliyor musunuz?

Eğer karşımdaki insanın niyetinden şüphe ediyorsam, “Şimdi onunla tartışmanın bana ne katkısı olacak” diye düşünüyorum.

Ve son olarak diyorum ki belki çok klişe kişisel gelişim notu olabilir ama doğruluğuna inandığım için yazıyorum. Yaşadığımız her olay karşımıza çıkan her kimse tekamülümüz için bir aydınlanma fırsatıdır.

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.