• BIST 92.709
  • Altın 211,956
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • Trabzon 11 °C

O Trabzon şimdi yok!

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL

Ganita kayalarından Kemerkaya'ya bakan bir fotoğraf beni etkiledi. Nostalji, keder duygularımın seline kapıldım. 
Üstü düz görünen iki kayaya 1940'larda bir atlama kulesi yapıldı. İki kayanın arasında suyun kırk elli santim altında bir kaya köprü bağlantısı vardı. Bu köprünün sağında solunda su derinleşiyordu. Biri, kulenin kuzeye bakan kenarındaki normal atlama yerinden değil, bu iki kayanın arasındaki boşluğa atladı. Kafasını kayaya çarptı. Parçalandı. Belediye demir atlama kulesini söktü. Yıllarca kayaların üstündeki beton düzlemler ve bunların içinde kesilen demir ayakların kalıntıları varlıklarını korudu. Bu kayaların arasında ve kuzey yakasında çok midye olurdu. Ve tabi bu fotoğrafı çekenin gerisinde, Kale Park'ın fenerinin altında kalanToptaş'tan söz etmek gerekiyor. Deniz seviyesinden yüksekliği en az altı yedi metre olmalı gibi hatırlıyorum. Toptaş'ın üstünden yiğitliği tutanlar kendilerini ileri doğru fırlatıp denize atlarlardı.

kulak-resim.jpg
 Ganita kayası ile Toptaş'ın arasını su altında yüzerek kat etmek başarı sayılırdı. 1950'li yılların başlarında Amerikalılar Boztepe'deki Radar İstasyonunu kurdular. Boztepe'de yatakhane ve diğer sosyal tesisleri inşa edilinceye kadar şehirde kiralanan evlerde kaldı Amerikalı askerler. Ganita mahallesinde Bahriye Dairesi diye bilinen nefis Rum evi de kiralananlardan biriydi. Bizim Deniz Sokaktaki evimizle arasında yüz metre ancak vardı. Erkan'ların (Bilgin) evi aradaydı. 1952 de TED Ankara Kolejinde İngilizce öğrenmeğe başlamıştım. Komşu Amerikalılarla sokakta, yalıda, evlerinde çatpat İngilizcem ile ahpaplık yapıyordum. Amerikalıların evinin karşısındaki sokaktan yalıya inen sokakta Sezen Aksu'nun teyzesi Lise'de İngilizce öğretmenliği yapan Ahsen Hanım ve kocası adını unuttum şimdi Rus lakaplı radyo tamircisi ve kızları oturuyordu. Sezen Aksu bu yıllarda Trabzon'da balandı sanıyorum. Bir gün bir Amerikalı Ganita kayasından Toptaş'a doğru su altından gitti. Yukarı çıkmadı gene su altında geri döndü. Mahalle'nin ağır abileri arasında Ferhan'ı hatırlıyorum. Atletik iri yapılı mayo ile kumların üstünde heykel gibi ayakta duran bir siyah Amerikalının fiziğini işaret edip etrafta toplanan bizlere "adama bak" diye hayranlıkla övmesi hafızamda iz bırakmış.
Samsun Rize çevre yolunun Boztepe'nin arkasından değil de şehrin kıyıları, yalılarından geçirilmesi korkunç bir şehircilik hatası olmuştur. Sadece güzelim kayalar, yalıları dantel gibi süsleyen kayalar toprağın altına gömülmedi. Bu şehircilik cinayeti anılarımızı da toprak altına gömmüş oldu. Nasıl işaret edeceğim şimdi burada Beş Taş vardı. Bazen deniz çekilir ve her biri bir ev yüksekliğinde kayaların arası kumlarla dolar ve ıslanmadan Ganita'dan "Uzun Kaya"ya geçerdik diye. Ya "Uzun Kaya"da gece lüks lambasını yanımıza koyup balık avladığımızı, dayımın tüberkülazlu hastası, oğlu ilkokulda sınıf arkadaşım ayakkabı tamircisi ama balık oltası yapma ustasının bana olta yapmayı öğretmesi ... Bütün bunlar şimdi coğrafi referansları toprağın, dört şeritli şehrin içinden geçen şehirler arası çevre yolunun, bu yolun güney kenarında Çin Seddi gibi yükselen görgüsüz binaların altında kaybolan anılar.

Bir Trabzon vardı, 19'uncu Yüzyılda Varna ve Sivastopol'le birlikte Karadeniz'in üç güzeli arasında sayılan. O Trabzon yok şimdi.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.