• BIST 99.028
  • Altın 281,698
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Trabzon 17 °C

OKULSUZ TOPLUM

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Eğitim öğrenmeyi kolaylaştıran koşulların seçimidir. Adayın, bir mertebe elde etmek için yerine getirmek zorunda olduğu şartların bir müfredatını oluşturmak suretiyle roller belirlenmektedir. Okul, bu roller için gereken eğitimi sağlamaktadır, öğretimi değil.  Ivan Illıce “Okulsuz Toplum” adlı kitabında bunları söylüyor ve devamında özetle okulun statükonun korunmasına vesile olan araçlardan biri olduğunu vurguluyor. Prestij için vaat edilen başlıklar korunmalıdır. Buna göre okullar eğitim açısından etkisiz olduğu kadar bölücü bir nitelik taşımaktadır.

Bugünlerde “iyi ki okumamışım” diyen bir insanı bu başlığa göre nasıl değerlendirmeliyiz? “Bende çok sivri akıllıyım ya belki Kuran’ı incelerdim” sözlerini nasıl yorumlayalım? Okumamak yanlışta olsa kendi fikrine göre istediğini söyleyebilme özgürlüğü müdür?

Eğer eğitimin işlevine şüpheyle bakıyorsak okumamayı matah bir olay haline getiren bu şahsiyetin sözleri sizce ne anlam ifade eder? Ya da Ivan Illıce’nin okulların etkisiz olduğunu söylemesi. 

Bu insanlar doğru mu konuşuyor?

Bir insana dünyayı, Amerika’yı, ayı, güneşi, İtalya’yı eğer gitmemişsen, okumamışsan nasıl anlatabilirsin acaba?

Kırıkkale’de yaşayan ve 50 yıldır kitap okuyan ve okuduğu kitaplardan yaklaşık yedi bin sayfa not tutan 70 yaşındaki ilkokul mezunu Ekrem Dağdelen’i duydunuz mu?

İslam tarihi, dinler tarihi, mezhepler tarihi, felsefe, kelam, mantık, biyoloji, anatomi, sosyoloji ve birçok eser.

Ekrem Bey okudukları sayesinde duyguları tanımış ve okumuş ve bilgi sahibi olmuştur.

Yani iyi ki okumadım diye cahilce bir açıklama yapmamıştır. Şükretmiştir.

Okullaşmayı bilmem ama eğitim ve bilgi için okumanın önemini bu örnek en iyi şekilde açıklıyor.

Goethe hiç kimse doğru yolda kaybolmamıştır der. Sanırım okumamayla övünen komplekslilerin bu durumda yolu şaşmıştır.

12 yaşında okuldan alınıp başlık parası karşılığında 50 yaşında adamla evlendirilen kız çocukları daha mı hayırlı bir iş yapmış oluyor bu zat-ı muhteremlere göre.

11 yaşında okuyamayıp okuma yazma bilmeyen ailesi tarafından 40 yaşında evli adama kuma olarak giden kız çocuklarına “helaldir” diyen ve okumanın da kötü bir şey olduğunu söyleyenlere ne demeli.

Bilecik’te Bedriye Engin köyünden çıkmadan inek otlatarak, ot keserek dünyayı okudu.

Ve “sıra dışı” okur unvanını aldı. Bugün okudukları ile bir dünya insanı oldu. Okuyarak öğrendi, düşündü, sorguladı, yorumladı…

Kendisini takip ediyorum bu entel dantel feodal diplomalı ve paranın peşinde olan, biat eden sözde hocalara inat, okuyan, araştıran ve tartışan bir insan. Güçlerini topluma kabul ettirmek isteyen sözde okur - yazarlara inat hava atmak peşinde olmayan köyünün tanıtımı için mücadele veren konuşmalar yapabilen bir cesur yürek.

Mardin’de Halide Edip Adıvar’ın romanından esinlenerek tabelasında sinekli bakkal yazan bir dükkân açılmıştı; İçinde kitaplarda satılan. Mahalle sakinleri bu sinekli bakkaldan hem alış-veriş yapıyor hem de kitap alıp okuyabiliyordu.

Bunun neresi kötü; Okuyamadığından gururla bahseden kör-cahil.

Bir de bugünlerde elime geçen “Semtlere Göre Dualar” adlı bir kitap var. Şaşırmayın! Evet böyle bir kitap var. İstanbul’da semtlere göre nasıl dua edilmeli? Ve bu duaların etki alanlarını anlatıyor kitap.  Kalmış kızları ve Ateistleri de düşünen yazar onlar içinde dualar yazmış. Allah’ım aklını alkol gibi kullananlardan eyleme bizi bir Beyoğlu duasıymış mesela. Aman Tanrım! Olamaz! Olmasın! Ne gerekirse yapın. Etiler duasıymış. Oyuna gelmeden oyundan çıkmayı nasip et Allah’ım İzmir-Alsancak duası. Sosyolojik konuları dua ile hicvetmiş enteresan bir yazar. Okumak istedikten sonra her kitap bir şeyler öğretir. Adı her ne olursa olsun…

Ya Trabzon’un 24 Şubat Kitapevi?

İçinde yok yoktu.

Rutubetle beraber kitap kokan içinde neredeyse olmazsa olmaz dahi olan o güzelim kitap evi.

Kime zarar vermiştir. Faydadan başka?

Sanki küçükken gittiğim bu kitap evindeki kitapların kokusu “özgürlük” kokusuydu.

Kültürleri özümsemek, çok kültürlü olmak neden korkutur cahili cühelayı acaba?

Biat etmeyeceği için mi?

Kişinin ne öğrendiğidir önemli olan.

Okullar eğer statükonun bir aracı ise o zaman eğitimi devletten bağımsız hale getirip okullarımızı kurtarmak gerekir. Eğitim eğitimcilerin sertifikalı eğitiminden çıkmalı. Ezbere dayalı sistem olmamalı. Ve eğitime dil uzatanlara da ceza verilmeli…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.