• BIST 97.533
  • Altın 146,268
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 18 °C

ÖLÜMSÜZ ATATÜRK

Gürsel ÖZGÜR

O, ‘’Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır(yaşayacaktır)’’ sözünü 16 Haziran 1926 tarihinde trenle İzmir’e geleceği gün kendisine karşı düzenlenen başarısız suikast sonrası söylemişti. Türkiye Cumhuriyetinin sonsuza kadar yaşayacağına neden bu kadar inanıyordu ki? Çünkü; 20 Ekim 1927’de ‘’Gençliğe Hitabe’’ ve 5 Şubat 1933’de ‘’Bursa Nutkunda’’ cumhuriyeti gençlere emanet ederek gençliği cumhuriyetin sahibi ve bekçisi yapmıştır. Günümüzde yeni Türkiye çığırtkanları sanırım şu sözlerden bihaberler. ’Birinci vazifen Türk istiklalini, TC’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir’’ diyen Atatürk, gençlere emanet ettiği Türkiye’nin her daim yeni olduğunu, güncel yaşadığını anlatmıyor mu? Bu ‘’yeni Türkiye’’ diyenlerin esas kapalı düşünceleri ‘’Osmanlıcılık’’ yani aslında yeni derken eskiye özlemleridir. Bursa nutkunda da ‘’Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunları güçsüz düşürecek bir davranış duydu mu, elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır’’ diyerek gençliğe olan güvenini vurgulamıştır ve gençliği bu şekilde onurlandırmıştır. Gezi olaylarının gençlerine selam olsun, neler yapabileceklerini gösterme açısından çok iyi değerlendirilmelidir, sanırım gezi gençliğinin hepsi Bursa nutkunu okumuşlar. Günümüzde çok değişik yorumlanan milliyetçilik/ulusçuluk konusunu M.Kemal’in sözlerinden hareketle ben de yorumlamak istiyorum. Millet cumhuriyetin temel taşlarındandır, toplumun en son aşamasıdır. Toplumun millet olabilmesi için üç önemli koşul vardır; milli benlik(milliyet duygusu),milli tarih ve milli dildir. Bunlardan birisi eksikse millet olma özelliği vasfını kaybeder. Atatürk’e göre milli benliğini tanımayan, bulamayan milletler başka milletlerin kölesi olur.

Osmanlı imparatorluğu döneminde Türk milliyetçiliği fikri gelişmemişti, devletin yapısı dini temellere dayandığından vatandaş kendini ümmet olarak görüyordu. Hâlbuki Fransız devriminin de etkisi ile Arnavutlar, Sırplar ve Araplar kimliklerini hatırlamış ve sahiplenmişlerdi. Türkler kendilerini ‘’cemaat’’ olarak nitelendiriyorlardı. Milliyetçilik fikri gelişmediğinden de yıkılma kaçınılmaz olmuştur. M.Kemal bu tehlikeyi görerek “Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz’’ demiş ve tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasını sağlamıştır. Atatürk milliyetçiliği asla ırkçı bir milliyetçilik fikrine de sahip değildi. Nitekim Atatürk “dini mezhebi, dili ne olursa olsun kendini Türk hisseden, Türk bilen her insan Türk’tür, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” diye tarif yapmış ve ırkçı milliyetçiliği reddetmiştir. Atatürk Türk milleti içinde kendilerini Kürt, Çerkez, Laz, Boşnak olarak değerlendiren ve tanımlayan unsurların varlığını da inkâr etmemiştir. Çünkü söz konusu unsurların varlığını birçok kez vurgulamıştır. Atatürk’ün Diyarbakır’ın fahri hemşerisi olarak kabul ettiği Diyarbakır gazetesi sahibine, ‘’Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır’’ demekle söz konusu unsurları nasıl benimsediği ve önemsediğine dair çok önemli bir belgedir.

Atatürk’ün Türk Milleti kavramında din farklılığı da bir engel olarak görülmemiştir. Cumhuriyeti kuran halkın arasında gayrimüslim vatandaşlarımızın da olduğu bir gerçektir. Onların içinde işgalcilerin tüm kışkırtmalarına rağmen bu davaya hizmet edenlerin olduğunu da unutmamak gereklidir. Atatürk, gayrimüslim Rum ve Ermeni vatandaşlarımıza yan gözle ve yabancı bakışıyla bakmanın bile çağdaş Türk Milletinin asil ahlakından beklemeyeceğini belirtmekle onları sahiplenmiş ve koruma altına almıştır. Azınlıkları dışlamayı insanlık ve çağdaşlık sorunu olarak görmüştür.

İşte ölümsüzlük böyle bir şey, düşünceler ve yaptıklarınla yaşıyorsun. Öyle düşünmüş, okumuş, değerlendirmiş ve yazmışsın ki her dönemi açıkça belirtmişsin, neyin yenisiymiş, gülerim. Eskiyenin, hükmü geçenin yenisi olur. Söylesinler neymiş eskiyen ve hükmü geçen? Aslında onlar eskidi, hükmü geçti ama uyuyan dev halkımın uyanmasını bekliyorlar. Umutluyum uyanacağız ve hesap soracağız.        

10 Kasım 1938’den beri yaşıyorsun ölümsüz Atam. Ruhun şad olsun…         Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.