• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 9 °C

On Dokuz Mayıs’tı…

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Hafta sonunda görevli olarak bulunduğum Samsun’a yapmış olduğum seyahat vesilesi ile not etmiş olduğum bazı gözlemleri paylaşmak isterim. Bir Atatürk kenti olan Samsun’u eskiden beri bir geçiş kenti olarak bilir ve öyle görürdüm. Havayolu taşımacılığının gelişmesi ile birlikte bizim de unutmaya başlamış olduğumuz karayolu ile seyahat deneyimini yeni koşullarda tekrar yaşama şansını da yakalamış oldum.

Neydi o 30 saate varan Trabzon-İstanbul seyahatleri. Önceleri İstanbul’a giderken hep Ankara üzerinden gitmek zorundaydık. Hem otobüs firmalarının zorunlu tercihi, hem de yol kalitesinin elverişli olmaması nedeniyle başka güzergâh yoktu. Sonraları Tosya yolunun devreye girmesi ile yolculuk süresinde birkaç saate varan düşmeler yaşamaya başlamıştık. Ama yine de özellikle soğuk ve zorlu kış koşullarında yapılan seyahatler önemli riskler taşımaktaydı. Özellikle Kastamonu ve Bolu civarlarında yol koşulları sürüş güvenliğini tehdit eder, bir kaza yaşamadan yolu bitirmek için dua ederdik.

Karadeniz sahil yolunun eski durumunu bilenler için şimdiki bölünmüş devlet yolunda seyahat etmek; traktörden inip Ferrari’ye binmek gibi bir şey olsa gerek. Bazı eleştirilebilecek yönlerine rağmen Karadeniz bölünmüş devlet yolu, günümüzde büyük bir ihtiyaca cevap veren önemli bir yatırımdır. Bolaman virajları, Yoroz yolu, bazı ilçe geçişleri gibi yolda zaman kaybettiren kısımlardan arınmış kaliteli bir yolda yolculuğun zevkine varabiliyorsunuz. Bir diğer önemli not; otobüs sürücülerimizin hız limitlerine ve trafik kurallarına mükemmel uyumu ve normal koşullarda 3-4 saat tutması gereken Trabzon-Samsun arasını 6,5 saatte gitmiş olmaları. Yol iyileşti ama hızlar da düştü. Bence uygarlık işareti…

Samsun’da On Dokuz Mayıs üniversitesi’nin bulunduğu Atakum civarı kentsel anlamda önemli gelişmeler göstermiş bir bölge olarak göze çarpıyor. Bölgedeki yapılaşma, diğer kentlere kıyasla daha estetik ve mimari özellikler taşımakta. Ulaşım ve kentsel altyapı oldukça düzgün ve sorunsuz gibi görünüyor. On Dokuz Mayıs Üniversitesi oldukça geniş bir kampüs alanına sahip olup, fakülte binaları arasında ulaşım için otomobil kullanmaktan başka çareniz yok. Bu anlamda (başka açılardan değil) bizim KTÜ’nün değerini tekrar anlamış oldum. Fakülte binalarının eskiyenleri bakım/onarıma muhtaç duruma gelmiş, ama bakanı yok. On dokuz Mayıs adı da eskimiş ve büyük olasılıkla da kendilerine yeni bir ad bulma peşine düşmüşlerdir…

X-RAY

Geçen hafta ülkenin gündemine giren talihsiz olay bütün toplum gibi bizi de üzdü. Şiddetin her türlüsüne karşı bir bilim insanı olarak ülkedeki gidişattan büyük kaygı duymakta olduğumuzu çeşitli vesilelerle ifade etmekteyiz. Bu olayın takibinde, avukatların adliye girişinde üst arama ve x-ray cihazlarından geçiş zorunluluğuna tabi tutulması doğal olarak bu kesim tarafından tepkiyle karşılandı. Kendilerinin yargının önemli bir ayağı olmaları vesilesi ile hâkim ve savcıların adliye girişlerinde tabi tutuldukları usul ile aynı geçiş koşullarına tabi tutulmaları talebi yerinde görülebilir.

Ülkemizde yaygın anlayış “ben” merkezli olduğundan konuya toplumsal yarar açısından bakmakta zorluk yaşamaktayız. Kamu güvenliği açısından toplu yaşam alanlarına giriş çıkışta etkin ve yeterli güvenlik önlemlerinin alınması önemli bir zorunluluktur. Bu anlamda kamuya açık devlet dairesi, AVM, okul vb. toplu yaşam alanlarına girişlerin denetim altına alınması ve buralarda bulunan x-ray cihazlarından geçiş konusunda bütün toplumun duyarlı olması gerekmektedir.

Ancak toplumun belirli bir kesiminde mevcut olan algı, x-ray cihazlarından geçişin bir “statü kaybı” olduğu yönündedir. Oysaki x-ray cihazından geçmek; çevrede bir “statü kaybı” algısı yaratmanın önemsizliğine karşın, toplum güvenliğinin korunması açısından önemlidir. Bunun özellikle toplumda temayüz etmiş, bilinçli kesim tarafından büyük bir titizlikle yerine getirilmesi gerekirken, alaturka ruhumuz maalesef bunu bize böyle yaptırmıyor.

Bence adliye girişlerinde sadece avukatların değil, hâkimlerin, savcıların, hatta diğer mülki amirlerin hepsinin x-ray cihazından geçmesi gerekir. Toplum güvenliğimiz için ve de uygarca olan davranış şekli budur. Ben bunu böyle algılıyor ve uyguluyorum. İlgili kurum adına temsilcilik görevi yaptığım bütün sınavlarda bina girişlerinde güvenlikten özellikle kontrol edilmemi ve yasal gereçlerin dışında üzerimde bir şey olup olmadığına bakılmasını rica ediyorum. Belki çantamda bilgim dışında olmaması gereken bir şey vardır, ya da başka bir nedenle kamu güvenliğini tehlikeye atmışımdır diye bunun yapılmasında hepimizin güvenliği açısından yarar vardır.

Saygıdeğer avukat camiamızın da konuya bu çerçevede yaklaşmasını, bireysel “statü kaybı” duygusunun dışına çıkarak, kamu güvenliğini önde tutmalarını diliyorum. Yapılması gereken şey, her durumda x-ray cihazından geçişe karşı çıkmak değil; toplumun bütün kesimlerinin güvenlik noktasından geçişinde aynı işleme tutulmasını savunmak olmalıdır diye düşünüyorum. Bu hepimiz için gereklidir.     

BATI-İRAN ANLAŞMASI

Sonunda İran ve Batı arasında uzunca bir süredir sürdürülen müzakereler anlaşma ile sonuçlandı. Artık İran’a Batı ve ABD’nin uygulamakta olduğu pek çok yaptırım kademeli olarak kaldırılacak ve İran da uranyum zenginleştirme programlarını düşük düzeyde tutacaktır. Bu konuda başta İsrail olmak üzere ABD’de Cumhuriyetçiler ve Batının muhafazakâr kesimleri tepki göstermiş ve İran’ın bu işte Batıyı kandırmakta olduğunu dile getirmişlerdir.

Bölgemizdeki yarar açısından konuya bakıldığında ise kesinlikle önemli bir sonuç elde edilmiştir diyebiliriz. Bölgede gerilimin düşmesi, barış ve dostluk havasının etkin olması, kaynakların silahlanma değil, çok daha yerinde ve olumlu kullanılacak olması herkesin yararına olacaktır. Sadece İsrail destekli silah satıcıları bu işten zararlı çıkacaktır, dolayısıyla bu olumlu süreci tersine çevirmek için mutlaka kara propaganda yoluna başvurulacaktır. Kaygım odur ki bu amaçla bölgede kışkırtma kokan bazı eylemler, ya da şiddet gösterileri yeniden baş gösterebilir.

Türkiye; İran ile Batı arasında ortaya çıkan yeni süreçte stratejik adımlar atmak zorundadır. Kuşkusuz Dışişleri Bakanlığı tarafından bu konular üzerinde çalışma yapılmakta ve durum değerlendirilmektedir. İyi bir politika yönetimi ile bölgemizde huzur, barış ve kalkınma adına çok şeyin yapılması mümkündür. Eğer istersek…

BİR ALINGANLIK VE KINAMA

Geçen haftaki yazımın son bölümünde yer alan “Kontenjan ve Karakol” başlıklı değerlendirmede “Trabzon’daki malum “kontenjan, ön seçim, 1.sıra” olarak özetlenebilecek konu üzerinde epeyce zaman geçirdik. Aylardır bu konu ile yatıp kalkan CHP’liler hafta sonu yapılan eğilim yoklaması ile mutlu sona ulaştı (mı?). Parti yönetiminin hafifliği, mevcut vekilin hırsı, adayların vekillik rüyası ile çığırından çıkan bu sürecin sonu umarım karakolluk olmaz…” görüşüne yer vermiştim.

Burada yer alan “parti yönetiminin hafifliği” nitelemesi ile CHP Genel Merkezinin Trabzon’daki milletvekilliği ile ilgili olarak almış olduğu kararların tutarsızlığı, işi partinin yerel teşkilatlarından çok bir kişinin onayına kadar indirgemiş olması gibi CHP’ye yakışmayacak kararlar eleştirilmişti. Bunu da en iyi tanımlayan nitelendirmenin “hafiflik” olduğunu düşünmüştüm.

Ancak partinin il yönetimi tarafından aranarak, bu yazıda bahsi geçen “hafiflikten” kastın Trabzon İl Yönetimi olduğu zannı ile “kınandım”. Bu konuya açıklık getirmek üzere burada duruma açıklık getirmek zorunda kaldım. Tekrar vurgulamak isterim ki; CHP Genel Merkezi Trabzon’daki son türbülanslı süreçte büyük bir “hafiflik” örneği sergilemiştir. Bunu Trabzon il teşkilatı da bu şekilde ortaya koymuştur zaten. Bu “hafiflik” nitelendirmesine Trabzon il teşkilatının mevcut yönetimi dâhil değildir. Onların günahları ve kusurları başka zeminlerde aranmalıdır.

Ayrıca şunu da açık ve net olarak ifade etmeliyim ki; bizim fikrimiz ve parmaklarımız şahsıma en büyük tuzakları kurmuş olsalar dahi kişiler hakkında yazı yazmaz. Biz akıl çapımız yettiği ölçüde “olaylar ve fikirler” hakkında yazarız. “Kişiler” rahat olsunlar. 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Koray Aydın’ın ekibi!
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
  • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.