• BIST 116.535
  • Altın 162,411
  • Dolar 3,7791
  • Euro 4,6395
  • Trabzon 8 °C

ÖNCE VATAN

Gürsel ÖZGÜR

Siyasetin kurumsallaşamamasını anlamakta zorluk çekiyordum. Ta ki; Duvarger’in (Fransız anayasa hukuku uzmanı) kitabında ‘’ Tüzük ve yönetmelikler ya gerçeği hiç tasvir etmez veya çok eksik eder, çünkü bunların, oldukları gibi uygulandıkları enderdir. Üstelik parti hayatı kasten bir gizlilik tabakasıyla örtülüdür’’ diye yazdıklarını okuyunca. Zavallı ben, kuralcı olduğumdan kurumsallaşamama ile ilgili yazı dizisi hazırlamıştım, o ana kadar. Birçok arkadaşım da bunlara takılma, önemli değil, dedikçe de hayrete düşerek. Tabii öyle olunca da çıkar ilişkilerinin hâkimiyetinin olması ve gelişmenin önünün kapanması da sağlanmış oluyor…

Tarihi süreç içerisinde; tek parti döneminden çok partili hayata geçişin mutlak hedeflendiği ülkemizde, demokrasi ve çağdaş dünyaya uyum konusunda önemli gelişmenin olmasının yanında kurumsallaşmanın da geliştiği inkâr edilemez.

23 yıllık tek parti iktidarında CHP, toplumu bütünüyle kucaklamayı hedeflediğinden çok partili hayata geçiş kararını almakta da zorlanmamış ve istekli olmuştur. Bu amaca yönelik önemli kararlar almış ve kadınları çok önemsediğinin göstergesi olarak da üye olabilecekleri bildirisi üzerine 31 Mart 1930’da Ayşe Afet (İnan) ilk kadın üye olmuştur. Ayrıca, gençlik ve öğrenciyle de ilgilenmiş ve yurtlar açmış, esnaf ve işçiyi örgütlemek için uğraşmıştır. 

İnönü’nün, partisi dışında yeni parti kuruluşuna da destek vermesiyle, 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti kurulmuştur. 1946 seçimleri CHP’nin kazanımıyla sonuçlanmış, ancak DP 1950’de iktidarı devralmıştır.

İktidarı ve koltuğu bırakmak öyle kolay değildir. Ama ‘’Milli Şef’’ diyerek eleştirilen İsmet Paşa birçok üst rütbeli Komutanın iktidarı devretmeme önerilerini ‘’milli iradenin tecellisine uyma’’ cevabıyla reddetmiştir. İşte bu duruş, demokrasi anlayışı ve kurumsallaşma çabasına önemli bir örnek teşkil eder.

Tarihsel süreci anımsamak bu günlere de ışık tutar. 1954 seçimini de kazanan DP Yöneticileri ayaklarının tozuyla başladıkları baskıyı dışarıdakilere değil parti içi muhaliflere de uygulamaya başladı. Ve trajikomik olaylardan birisi olarak tarihe geçecek olan, CMP’ ne (Cumhuriyetçi Millet Partisi) oy veren Kırşehir cezalandırılarak ilçe haline getirildi.1957’de DP’nin tekrar iktidar olmasının ardından yine üst rütbeli subaylar Milli Şef ile irtibat kurmuş ve tekrar olumsuz cevap almışlardır. Yani İsmet Paşa demokrasiye olan inancını her şekilde ve şartta ispatlamıştır. Ancak; İktidarın baskısının çok artması üzerine İnönü 18 Nisan 1960’da TBMM’de ‘’ Biz demokratik rejim dedik, kurulmuştur. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam.’’ der. Ve 27 Mayıs sabahı 04.36’da (akşam değil) Albay Türkeş ihtilal duyurusunu okur.

Kuruluşundan itibaren çok partili hayata geçerek demokrasiyi kılcal damarlarında bile hissetmeyi amaçlayan ve planlayan otorite, şartlar uygun olduğu ilk fırsatta uygulamaya koyulmuş, süreç emperyalistler tarafından sekteye uğratılsa da devam ede gelmiştir.

Rejim, iç dinamikleri sayesinde sorunları çözebilme enerjisini bulmuş ve küçük düzenlemelerle demokrasisini daha da geliştirmiştir.

%91.3 oyla kabul edilen 1982 Anayasasında değişim yapılması gereken yerlerin olduğu muhakkaktır ve değişmiştir de. Değişimin ivedi olduğu alanlarda vardır. Örneğin; siyasi partiler kanununun düzenlenmesi, yerel yönetimlerinin daha geniş yetkilere sahip olması gibi… Yapılamaz mı, yapılabilir, yapılmaması keyfiyetten veya çıkar ilişkisindendir.

Bunun için rejim değişikliğine gerek var mı? 15 yıldır iktidar olan parti istediği halde hangi kanunu çıkaramadı? Hangi kararları almak istedi de alamadı? Yasama yürütme ve yargı tek kişide toplanırsa bunun adı artık Cumhuriyet olur mu?

Vatan sevgisi imandandır. Ülkemizin geleceği, birlik ve beraberlik içinde yaşamaya devam etmemiz, seçmenlerin elindedir. Bu particilikle açıklanacak bir olay değildir. Hangi partiden olunursa olunsa esas düşünce, ülkemizin birlik beraberlik içinde devamı olmalıdır. Ülkücü, demokrat, milliyetçi, muhafazakâr, devrimci, ne olursak olalım; çocuklarımızın geleceği ve vatanın önceliği söz konusudur ve her şeyin üzerindedir.

Saygılarımla, sağlıcakla kalın…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.